Aşk, Ruhunuzu Paylaşmaktır

14 Şubat, 2018

Cildinizin altında ruhunuz yatmaktadır. Bazen şüpheler arasına gizlenmiştir, korku tarafından kaçırılmıştır. Bazen ise cesurdur, yaşadığı acıların yarasını gösterir. Ama yalnızca yeterince yaklaşanlarla ruhunuzu paylaşabilirsiniz.

Ruhunuzu koruyan kalkan ince ve zayıf gibi gözükse de hayal ettiğinizden daha sert ve dayanıklıdır. Dürüst masumiyet şeklinde gizlenen bu kalkan, dış tehditlere karşı en güçlü koruyucunuzdur.

Ama elbette hatıralarımızın korkusunu duymaya devam ederiz. Kurtlar gibi bize yaklaşıp ruhumuzu ve kişiliğimizi umursamaksızın bedenimizi ele geçirmeye uğraşanları hatırlarız. Bu tür kişilerden yani her şeyi kendi çıkarı için yapıp başkalarını umursamayan kişilerden büyük bir tehdit yoktur.

Tek bir bakışla cildi görebilirsiniz ama onun sakladığı ruhu görmek çok daha zordur.

sahilde öpücük

Görünenin ötesine bakın

Bir insanı gerçekten tanıyabilmek için yansıttıkları görüntünün ötesine bakmanız gerekir. Çoğu zaman bu görüntü, gerçekte oldukları kişiyi saklayan katı bir kabuktan ibarettir. Tekrar acı çekmekten ve hayallerinin çiğnenmesinden korkarlar.

Kabul etmeliyiz ki kendimizi çırılçıplak, hiçbir şey gizlemeksizin göstermek, savunmasız hissetmemize neden olur. Dolayısıyla, bundan ne pahasına olursa olsun kaçınmaya çalışırlar. Acı korkusu, kendinizi olduğunuz gibi gösterme cesaretinden daha güçlüdür. Hatta her saklandığınızda kendinizden bir parça kaybetseniz bile kendinizi korumanın en iyi seçenek olduğunu hissedersiniz. Bunu içselleştirmişsinizdir.

Belki zaman, başınıza musallat olmuş o korkuları kaybetmenize yardımcı olacaktır. Belki dünya değişecek ve kadınlar artık kurtları elde etmek için ödül peşinde koşmayacaktır. Belki de o zaman cilt sadece ciltten okşayacak bir yerden ibaret olacak ve hayattaki kötü şeylere karşı kalkan gibi kullanılmayacaktır.

“Bıraktığın işaretler cildime kazılı ve ismimi bulanık, soluk ve tebessümsüz bırakmaksızın onları yıkayıp götürebilecek ne bir rüzgâr ne de su var.”

– Gioconda Belli

suluboya silüetler

Gerçekten sevmek için ruha ulaşmamız gerek

Bir kişinin sizi gerçekten sevebilmesi için ruhunuza erişmesi gerekir. Derinizin altında sakladığınız her bir gizli köşeyi bulup öğrenmeleri gerekir. Korkularınızı ve yaşadığınız hikâyeleri görmelidir bu kişi. Siz, güzel bir bedenden ibaret değilsiniz. Öykülerle boyanmış, sözlerle dolu ve sevgiyle yükü kucaklamaların sığınağıyla kurulmuş, hayatın güçlükleriyle şekillenmiş bir tuvalsiniz. Girintili çıkıntılı yüzeylerinden parmaklarınızı gezdirirken ne kadar büyük gözükseler de sizi eşsiz kılan şey, yalnızca yaralarınız değildir.

Hayat binlerce kez darbe indirip çelme taksa da nelere değdiğinizi asla unutmayın. Ayağa kalkın, üstünüzdeki tozu silkin ve yola devam edin.

Korkularınız iyi niyetlerle yaşamınıza girenleri yabancılaştırabilir. Ne var ki sabır daima meyvesini verir bunu unutmayın. Sonunda zaman her zaman maskelerimizi düşürür, işte o zaman bize yakın olanlar bizi gerçekten kucaklayabilir.

O anda o insanların karşısında korkularınız yok olur ve cildiniz şeffaflaşır, gerçekten olduğunuz kişinin sadık bir görüntüsünü yansıtır. Çünkü sürekli saklanmak zorunda değilsiniz. Sadece kendinizi gösterecek doğru yeri bulun yeter; orası ve oradaki insanlar, canınızı yakmayacak, sizi daha güçlü kılacak.