Aşk Hakkında Beş Şaşırtıcı Bilimsel Gerçek

07 Kasım, 2020
Aşk hakkında, filmler ve edebiyatta tasvir edilen büyülü bakış açısına aykırı olan pek çok bilimsel veri vardır. Bugünkü yazımızda aşk hakkında beş şaşırtıcı bilimsel gerçekten bahsedeceğiz.

Bilimsel çalışmalar aşk hakkında giderek daha da fazla gerçeği açığa çıkarmaya devam etmektedir. Bunların pek çoğu son derece şaşırtıcıdır çünkü araştırmalar insanların şairler ve şarkıcıların hakkında konuştukları hissin rüyalar ve illüzyonlardan ziyade beyin ve hormonlar ile çok daha ilgili olduğunu onaylamasına olanak tanımıştır. 

Aşk hakkındaki bilimsel veriler aşık olmanın esas olarak fizik, kimya ve biyoloji ile ilgili olduğuna dair bir hatırlatmadır. Evet, sadece bununla da ilgili değildir, çünkü zihin içerisinde de bir anlam edinir. Hatta, yaşamınız ve diğer insanlar ile ilişkileriniz hakkındaki bakış açılarınızı da şekillendirir.

Romantik sevgi bir motivasyon ve hayal kaynağıdır ve sonsuza dek öyle olmaya da devam edecektir. Yaşamınızı zenginleştirir ve sizi daha yaratıcı ve mutlu yapar. Buna ek olarak, aşk hakkındaki bilimsel veriler bu hissin ilginç fizyolojik reaksiyonlara neden olduğunu ve neredeyse hiç kimsenin büyüsünden kaçamadığını da açıklar.

“Gerçek aşk hayaletler gibidir, herkes hakkında konuşur ancak çok az kişi onu görmüştür.”

– François de La Rochefoucauld

Aşk yaşayan bir çift.

Aşk Hakkında Bilimsel Gerçekler

1. Aşk hakkındaki bilimsel gerçeklerin ilki bunun sarhoş olmak gibi olmasıdır

İnsanlar “aşktan sarhoş olduklarını” söylediklerinde bunu gerçek anlamı ile almalısınız. Nörobilim & Biodavranışsal İncelemeler dergisinde 2015 yılında yayınlanmış bir çalışma sevgi dolu hislerin gerçekten de “sarhoşluğa benzer olduğunu” gözler önüne sermiştir.

Birmingham Üniversitesindeki bilim insanları tarafından gerçekleştirilen araştırma aşık olma sürecinde “aşk hormonu” olarak da bilinen oksitosinin salgılanma oranının yüksek olduğunu göstermiştir. Bu maddenin vücutta neden olduğu etki aşırı alkol alımına da oldukça benzerdir.

2. Bu beyni değiştirebilir

Vietnam’daki Hanol Bilim ve Teknoloji Üniversitesinden bir grup bilim insanı İnsan Nörobiliminin Sınırları dergisinde ilginç bir çalışma yayınlamışlardır. Bu araştırmada bazıları son zamanlarda terk edilmiş ve kendilerini yalnız hisseden bir dizi sevgili olan 100 gönüllü ile yaptıkları bir deneyi duyurmuşlardır.

Araştırmacılar MRI kullanarak bu kişilerin beyinlerini incelemişlerdir ve aşıkların beyin aktivitelerinin motivasyon, ödül ve sosyal beceriler ile ilgili alanlarda daha yüksek olduğunu bulmuşlardır. Hatta, bu kişilerin beyinleri bağımlı insanların beyinlerine oldukça benzemektedir.

3. Aşkın çikolata ile hiçbir ilgisi yoktur

Çikolata yediğinizde aşk acılarının unutulmasının daha kolay olduğuna dair yaygın bir inanış vardır. Bunlara göre bu maddenin, sevilen kişinin yokluğunun beyinde bıraktığı kimyasal etkileri dengeleyen bazı bileşenleri vardır. Bundan dolayı, hayal kırıklığı yaşayan insanlar çoğu zaman tüm şekilleri ile kakao tüketmeye başlarlar.

Aşk ile ilgili bilimsel verilerden bir tanesi bu inancın tamamen yanlış olduğunu gösterir. Çikolatada aşık olma sürecinde de ortaya çıkan bir madde olan fentiletamin içerdiği doğru olsa da, aşk bunun doğal bir şekilde ortaya çıkmasını sağlar. Ayrıca, sindirim sistemi yolu ile alındığında da herhangi bir etkisi yoktur.

4. Aşk midenizde kelebekler uçuşması gibidir

Bir kişi başka bir insanı sevdiğinde genellikle bunu “tüm kalbi ile” yaptığını söyler. Ancak, en azından aşk üzerinde ortaya konan bilimsel verilere göre, bu tanıma midelerini de eklemeleri gerekir. Ünlü midede çırpınan kelebekler vardır ve insanlar sevdikleri insanın yanında olduklarında bunu hissederler.

Bu “mutlu bir korku türü” gibi hissettiren bir tür karıncalanmadır. Bilim, bunun gerçekleşmesinin nedeninin beyin ve sindirim sistemi arasında bir ilişki olması olduğunu ortaya koymuştur. Örneğin, hoşlandığınız kişiyi görmek midenizde hafif ve hızlı bir zonklama gibi pek çok fizyolojik reaksiyonu tetikleyebilir.

Baloncuk üfleyen bir kişi.

5. Hayvanlarda Tek Eşlilik

Bu bilimsel gerçeğin kesin konuşursak aşk ile bir ilgisi yoktur, daha çok sadakat ile ilgisi vardır. Halihazırda biliyor olabileceğiniz üzere, bazı hayvan türleri yaşamları boyunca beraber olmak üzere çiftleşir. Peki bunu neden yaparlar? Sebepleri pek de romantik değildir.

Bazı durumlarda bu olur çünkü kendi cinslerinden sadece birkaç birey vardır. Diğer zamanlarda ise bu durum yavruların düşmanca bir ortama karşı çok savunmasız olmaları ile ilgilidir. Böylelikle, birlikte kalmak hayatta kalma şanslarını arttırır. Mevcut bilgiler türlerin yalnızca %5’inin tek eşli olduğunu ve bunun her durumda pratik bir nedenden kaynaklandığını göstermektedir.

Bunlara rağmen, aşk muhteşemdir. Sizi her hissi yoğun bir şekilde deneyimlemeye sürükler. Ayrıca sizi daha dinamik ve hassas hale getirir. Buna istediğiniz şeyi diyebilir; kimya, fizik, biyoloji ya da semantik diyebilirsiniz, ancak aşk her zaman buna değerdir.

Orizano, A. N. L., & Zacarias, J. M. P. (2017, June). Las Neurociencias del Amor. In 6ta Jornada Científica de estudiantes-FACISAL.