Arabuluculuk Dinlemektir, Konuşmak Değil

· Aralık 4, 2018

Arabulucular, insanlar arasında anlaşmayı teşvik etmeye çalışanlara denir. Bu anlaşma miras kavgası yapan kardeşler, çocuğunun velayeti için savaşan bir çift ya da birbirinden nefret eden komşular arasında olabilir. Arabulucular aynı odada beraber bulunamayan kişilerin el sıkışmasına imkan sağlayabilir. Madrid Mediation Association başkanı Ana Criado Inchauspe, arabuluculuğun konuşmaktan değil dinlemekten geçtiğini vurguluyor.

Arabuluculukta uzmanlaşmış kişiler, en iyi anlaşmanın iki tarafın da birbirlerinin söyledikleri üzerinde düşünmesiyle mümkün olduğunu söylüyor. Ortak bir paydada buluşmaya dair kritik bir başka nokta ise anlaşmanın uzun süreli olması. Arabulucular filmdeki yardımcı oyuncular gibidir. Başrollerde ise anlaşmaya çalışan taraflar vardır. Yani bir arabulucunun görevi doğru soruları sormaktan oluşur. Doğru sorular, iki tarafın da birbirini dinlemesine ve asıl isteklerinin su yüzüne çıkmasına yardımcı olur.

Arabuluculuk aynı zamanda politik alanda da kritik bir role sahiptir. Politik arabuluculuk da arabuluculuğun esas aldığı belirli ilkelerden ilerler. Yani arabulucunun görevi bir pazarlık ortamı yaratmaktır. Bu şekilde tarafların, aradaki anlaşmazlıkla ilgili tekliflere ya da şahsi fikirlere müdahale etmekten kaçınması gerekir.

Kimse her şeyi yapabilecek güce sahip değildir, fakat hepimizin yapabileceği bir şeyler vardır.

anlaşmaya varan tahta kuklalar

Arabuluculuk – birbirinin isteklerini anlamakla ulaşılan hoşgörü

Arabuluculuk, tarafların pazarlık etmeye başladığında göremediği büyük resmi keşfetmesiyle sağlanır. Her iki taraf da genellikle kendi ürettiği kusursuz argümanları masaya yatırmakla başlar. Kendi çevrelerinde bunu konuşmuşlardır, her şey açık ve nettir ve ortada adeta hiçbir şüphe kalmamıştır. Ancak bu argümanlar çoğunlukla gerçeklerden çok duygular üzerine kuruludur.

Eğer tarafların hedefi anlaşmaya saygı duymaksa iki tarafın da bunu kabul etmesi gerekir. Arabulucu ise bir noktada anlaşmaya varılana kadar taraflara eşlik eder. Arabulucuların, özellikle sorulduğunda oldukça etkili olan bazı soruları vardır. Örneğin, gelecek hakkında sorular sormak. “İlişkinizi 5 yıl sonra nerede görmek istiyorsunuz? Bunun gerçekleşmesi için ne yapılması gerekiyor?”

İki taraf da diğerinin ihtiyaçlarını anlarsa, anlayışın büyüsüyle neler yapılabileceğini görebiliriz. Bir anda ilişkiler dönüşüm yaşar, kişilerin gözleri açılır ve birbirilerinden özür dilemeye başlarlar. Bu strateji en güç durumlarda bile işe yarayabilir; hatta şiddet söz konusu olan durumlarda bile. Arabuluculuk sadece konuşmakla yapılmaz, ancak karşınızdaki kişinin isteklerini dinlemekle olur.

Arabuluculuğun dayandığı ana ilkeler şunlardır: mahremiyet, gönüllü katılım, taraflar arasındaki açık iletişim ve müdahil olan arabulucunun tarafsızlığı.

el sıkışma

Çelişkili durumlar duygularla yakından ilişkilidir

Çelişkilerin %90’ı duygulardan kaynaklanır. Örneğin, yenilgiyi bir defa kabul ettiğinizde bunu hep yapmanız gerekeceğine dair korku ya da gerçekten ne istediğinizi ifade ederek hassas yönünüzü gösterme korkusu gibi. Çatışmaların geri kalan %10’undan ise iletişimsizlik sorumludur. Bu, her türlü yüzleşme ya da pazarlık durumda geçerlidir. Evliliği bitirme sürecinde ya da bir iş görüşmesinde bu hep aynıdır. Dahası, çözümlenmesi en zor çelişkileri genellikle en çok sevdiklerinizle yaşarsınız; aileniz, arkadaşlarınız, partneriniz ve güvendiğiniz insanlar. Çünkü işin içine giren duygular o kadar güçlüdür ki çelişki de bir o kadar uzun sürer.

Çelişki insan doğasında var olan bir şeydir. Devamlı olarak kendimizi çeşitli çelişkiler içinde buluruz. Sadece başkalarıyla değil, kendimizle de. Ne de olsa sosyal varlıklarız ve başkalarıyla hep bir ilişki içindeyiz. Bu sürekli devam eden etkileşimin bir sonucu olarak da menfaatlerimiz birbirine ters düşer ve çelişkiler yaşarız. Burada çelişkiyi yaratan asıl problem, menfaatlerin ters düşmesinden ziyade tarafların bunu bir çatışma olarak algılamasıdır. Öyle ki, insanların arabulucukla ulaştığı anlaşma genellikle iki tarafın da ortak çözümleme çabasıyla mümkündür.

Daha önce de söylediğimiz gibi, çelişkinin en yaygın sebebi iletişimsizliktirİletişim iki ya da daha fazla insan arasındaki ilişkinin temel taşıdır. Kişilerin stratejilerine göre anlaşmazlığa da götürebilir, çözüme de. Bu bağlamda, arabulucunn görevi iletişim kanallarını da denetlemektir. Tarafların açık olduğundan ve olumlu niyetlerle yaklaştığından emin olmak da aynı şekilde. Burada ulaşılması amaçlanan asıl hedef, iki tarafın da az çok tatmin olabileceği bir anlaşmaya varmaktır.

Çelişen görüşler, her şeyi olduğu gibi görmek yerine duygularımıza göre yaşadığımızda ortaya çıkar.