Zorluklara Karşı En İyi Silah Pozitif Duygulardır

· Temmuz 27, 2017

Çocuklarımıza okumayı, yazmayı, güzel giyinmeyi veya bisiklet sürmeyi öğretiyoruz. Peki ya duygular? Çocuklarımızı pozitif duygular ile ilgili eğitmek, onların mutluluğunun anahtarı olabilir. Bu tür duygular onları, zor ve olumsuz durumlar karşısında daha dirençli birer birey haline getirir. Bu tür zor durumlar ile karşı karşıya kaldıkları zaman pes etmeyen insanlar, kaos ortamlarında bile kendilerine olumlu duygular katabilirler.

Birçok akıl sağlığı probleminin, duygusal kökenleri vardır. Yanlış anlaşılmış ve bastırılmış duygular, bedene ve zihne zarar verir. Duygular her zaman için”öğretilir”; buradaki fark, bu öğrenme sürecinin, ister iyi ister kötü olsun, kendi başına da yapılabilmesidir. Veya, duygularınız üzerinde doğrudan ve bilinçli bir etkiniz de olabilir. Böylece, çocuklarımızın hissettiği duyguları anlamalarına, yorumlamalarına ve içselleştirmelerine yardımcı oluruz.

Duygularınızı eğitmek

Çocuklarımızı hissettikleri duyguları nezdinde eğitmek, onların, hayat boyunca karşılarına çıkacak her türlü engel ve zorluk için eğitilmesi anlamına gelir. Duygusal zeka, kendi duygularınızı ve başkalarının duygularını tanımak ve anlamak için kullanılan bir dizi beceridir. Ayrıca, bu duyguları uygun bir şekilde yönetmenizi de sağlar.

Birkaç yıl öncesine kadar, duygusal eğitim bazı duyguları bastırmayı öğrenmekten ibaretti. Bununla birlikte, neyse ki yavaş yavaş duygusal zekayı keşfetmeye ve bu husustan gereken önemi vermeye başladık. Bu yeni yaklaşım artık duyguları bastırmayı değil, onların yeteri şekilde ifade edilmesini içerir.

Gelecekteki olası bir şiddet içeren olay ihtimalini azaltmanın ve fedakarlık düzeyini olabildiğince arttırmanın ideal yolu, erken yaşlarda toplumsal yaşamı ve duyguları öğrenmeyi teşvik etmektir. Bir çocuk, duygularını ve yaşıtlarınınkini tanımlayabiliyorsa, onlara karşı nasıl uygun bir tepki vereceğini de bilecektir. Bu, neyi ne zaman yapması gerektiğini bilmek, sosyal yeteneklerini geliştirmek için, çocuklarda sağlam bir temel oluşturacaktır.

Ek olarak, insan kendi duygularını nasıl ifade edeceğini bilirse, çocuklarında kendi duygularını nasıl dile getireceğini bilecektir. Eğer çocuk kendini tehlike veya tehdit altında hissederse, bu sayede yardım isteyebilecektir.

“Önemsiz gördüğümüz duygularımızın hayatımızın rehberi olduğunu ve biz farkına bile varamadan onları takip ettiğimizi unutmayalım.”

– Vincent van Gogh

Pozitif duygular bize nasıl yardımcı oluyor?

Pozitif duygular, kabul edilebilir, esnek ve entegre düşünce kalıplarını teşvik eder. Bu düşünce biçiminin, büyük buluşlar ve insanlık tarihinde kaydedilen en önemli kazanımlardan önce meydana gelmiş olması mümkündür.

Michelangelo’nun Sistine Şapeli’ni boyarken zaman zaman sinirlendiği ya da elma ağacının altında oturan Newton’un zaman zaman öfkelendiği, Edison veya Marie Curie’nin laboratuvarlarında oflaya poflaya çalıştığını hayal etmek zordur. Aksine, bu büyük insanları, olasılıklar ve alternatif seçenekler üzerinde düşünürken, farklı elementleri birleştirirken, eserlerine ve çalışmalarına dalıp gitmişken hayal etmek daha kolaydır. İstedikleri ve kendileri için anlamlı bir hedefe doğru ilerlediklerini düşündükleri için bilakis her zaman heyecanlıdırlar.

Bu bağlamda, doktorlar kendilerini mutlu hissettikleri zaman, hepatik hastalığını teşhis etmede daha başarılı oldukları kanıtlanmıştır (Fredrickson, 2003). “Daha başarılı” olmaktan kasıt, bu çalışmada yer alan doktorların, vakaya dair bulguları bir araya getirmede daha az zamana ihtiyaç duymalarıdır. Vardıkları sonuçları ilk düşüncelerine dayandırma ihtimalleri daha azdı. Bu nedenle, erken veya aceleci teşhis koyma olasılıkları da daha düşük çıktı.

Pozitif duygular sadece kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda yeteneklerimizi ve kişisel yeterliliklerimizi de geliştirmemize yardımcı olur. Her gün bu pozitif duyguları tecrübe etmek, genel bir mutluluk halini içimizde barındırmamıza yardımcı olur.

“Duygular vahşi atlar gibidir. Hayat yolunda nasıl ilerlediğimizi açıklayan birer yardımcı değil, doğrudan bizi ayakta tutan, yaşatan bu duygulardır.”

– Paulo Cohelo