Hayatımızın Merkezi: Duygu ve Düşünceler

· Ocak 7, 2017

Kafamızdaki düşüncelerin sayısını tam olarak bilmek imkansızdır, fakat her gün 70.000 civarında düşüncenin aklımızdan geçtiği söylenmektedir.  New Scientist dergisi ise yaşamımız boyunca 10 üzeri 80,000,000,000,000 düşüncenin aklımızdan geçtiğini belirtmektedir. Nöronlar ve bunlar arasındaki bağlantılar temelinde bir hesap yapacak olursak evrendeki atomların sayısını bile aşan bir miktardır bu.

Bunca düşünce arasından yaşamımız boyunca kendimiz için oluşturduğumuz gerçeklikle uyumlu olanları seçmeyi öğreniriz. Bizde somut bir duygu açığa çıkaran ve belli bir şekilde hareket etmemizi sağlayan düşüncelere dikkat ederiz.

“En kötü düşmanınız bile ihtiyatsız düşüncelerinizden daha fazla zarar veremez size.”

-Buddha

Düşüncelerimiz duyguları üretir

İyi bir sonuç alacağımızı düşünürsek, başarılı olmamızı sağlayacak bir eylem planı uygulamamız için bizi teşvik edecek pozitif duygular yaşarız.

Bir felaket beklersek, üzülebilir ve kendimizi beceriksiz hissedebiliriz. Bu durum, motivasyonumuzu yok edecek ya da daha az uygun alternatifler seçmeye başlamamıza neden olacaktır.

Zihnimiz gerçeklikleri hayal etme, düşleme, yaratma, icat etme, iletme, keşfetme ve değiştirme  gücüne sahiptir. Fakat bize acımasız  oyunlar oynayan da aynı becerilerdir.

kelebek-gozler

Bizler, duyguların tercümanlarıyız. Bu, insanların sahip olduğu inanılmaz bir beceri. Duygularımıza kulak vermeliyiz, onları hoş karşılamalıyız ve kendimizi daha iyi tanıyarak başkalarıyla empati kurabilmeliyiz. Ancak güvenilir kararlar verebilmek için daima duygusal akıl yürütmeye dayanamayacağımızı da unutmamalıyız.

Eski tecrübelerin üzerimizde bir etkisi vardır. Geçmişteki bir olayın bize yaşattığı hislere dair çağrışımlar yapmışızdır. Kötü bir tecrübe yaşamışsak, bunu geleceğe de yansıtır ve benzer durumlarda aynı olumsuz hislere kapılacağımızı sanırız.

Yol boyunca dersler çıkarır ve hatalar yaparız. Ayrıca hayatın, yaşadıklarımızı etkileyen başka değişkenlerden oluştuğunu unutmamalıyız. Bunu aklımızdan çıkarırsak daima kendimizi suçlu hisseder veya başkalarını suçlarız.

Öğrenmeye açık bir tutum oluşturmak için hatalarımızdan ders çıkarıp memnuniyetsizliğimizi başkalarına bildirmek çok önemlidir. Fakat bu hatalar nedeniyle kendimizi aşırı derecede suçlayamayız.

Kimi zaman düşünmek yalnızca zihninizin bir oyunudur. Bunu daha iyi anlamak için bir öykü aracılığıyla iki kavramı birbirinden ayırmayı öğrenelim:

Martha, yıllar önce ilişki yaşadığı bir arkadaşıyla buluşacak. Birçok şüpheye kapılabilir ve yeniden karşılaşmalarına dair pek çok senaryo belirebilir kafasında. Buluşmanın ardından Martha, arkadaşına karşı hiçbir kırgınlık ve kızgınlık duymuyor. Tekrar ona aşık olmuştur ve her şey geçmişte kalmıştır.

Elbette, tekrar onunla görüşeceğini hayal ederken beli duyguların açığa çıkması mantıklıdır. Fakat bir buluşmaya pozitif veya negatif enerjiyle gitmemize neden olan bir duyguyu harekete geçiren öyküleri işte bu hayal gücü bize yazdırır. Bu duygular yüzünden kendimizi kimi zaman iyi kimi zaman ise kötü hissederiz.

Ego-uyumlu (Egosintonik): benliğimizle uyumlu davranış, değer ve duygular. Bunlar, egomuz tarafından kabul edilir; ayrıca ideallerimiz ve öz-farkındalığımızla da uyumludur.

“Düşündüğüm şeyi yapmak istiyorum ve bu şey, benimle uyumlu.”

Bunca yıl birbirimizi hiç görmedik ama bir gün karşılaşacağımızı ve bundan çok mutlu olup saatlerce konuşacağımızı hayal etmiştim.

Ego-Uyumsuz (Egodistonik): egonuz ve öz farkındalığınızın ihtiyaç ve amaçlarıyla uyumlu olmayan davranışlar, değerler ve duygulardır.

Seni inciteceğimi, canını acıtacak şeyler söyleyeceğimi ve bundan kendimi alıkoyamayacağımı hayal ettim. Ben kötü bir insanım.

“Düşündüğüm şeyi yapmak İSTEMİYORUM ve bu şey, benimle uyumlu DEĞİL.”

kanatli-beyin

Son olarak, şunları hatırlamak çok önemli…

  1. Şunu bilin ki zihnimiz, hem en güzel hem de en kötü şeyleri hayal etme, yaratma ve kurgulama gücüne sahip.
  2. Unutmayın, duygular gereklidir ama düşündüklerimizi tasdikleme açısından her zaman faydalı olmayabilirler.
  3. Egosintonik ve egodistonik ayrımını yapmayı öğrenin. Düşüncelerimizin gerçeklik olmadığını ve olumsuz düşüncelerin bizi kötü biri yapmadığını biliyoruz. Aksine öz farkındalığımızı, ahlak anlayışımızı ve değerlerimizi filtrelememizi sağlar.