Zor Zamanları Atlamak için Mizah

Haziran 6, 2018

Mizah, öyle görünmese de, çoğumuzun içinde yaşadığı stresli veya zor durumlar için genellikle iyi bir savunma mekanizması olabilir. Çünkü mizah, yaşadığımız karanlık günlere renk katar, zor zamanlarda yüzümüze bir gülümseme yerleştirir ve bulaşıcı da olabilir. Kulağa mükemmel bir tedavi yöntemi gibi geliyor, değil mi?

Savunma mekanizmaları, hoş olmayan iç ve dış durumlara karşı koymak için kullandığımız araçlardır. Sahip olduğu gücü, hayatımızda kalıcı olarak kalmaya gelen “kötü” bir canavarı ortadan kaldırmak için kullanırız. Sevilen birini kaybetmek, sevgilimizden ayrıldıktan sonra duyduğumuz öfke ya da ölümcül bir hastalığa yakalandıktan sonra yaşadığımız üzüntüde bu aracı kullanabiliriz…

Savunma mekanizmamız, yaşadığımız sorunları daha küçük ve daha zararsız hale getirmeye çalışarak, stresin ortaya çıkmasını engelleme çalışırız. İlk bakışta düşündüğümüz kadar korkutucu ya da bilinmez kılmamaya çalışır. Bazen bu savunma mekanizmaları, acınızı unutmanıza ya da yaşam alanınızın dışına çıkmanıza yardımcı olabilir. Mizahın, iç dünyanıza getireceği temiz havanın verdiği esinlik o kadar büyüktür ki, sizi rahatsız edecek hiçbir şey olmadığı için,  her şey yolunda gidiyormuş gibi görünebilir.

Mizah, rahatsız edici gerçekliklerden uzaklaşmanıza yardımcı olur

Muhtemelen, yüzünde bir gülümseme ile ciddi veya önemli konular hakkında konuşan biriyle tanışmışsınızdır. Bu, katıla katıla gülmeye yol veren küçük ve gergin kıkırdamaların bir çeşididir. Fakat burada uygun olmayan bir durum var… o kişiyi dinlerken bir şeylerin doğru olmadığını düşünmekten kendinizi alamazsınız.

Hem sizin hem de başkaları için önemli ve ciddi olduğunu düşündüğünüz bir konuyu anlatırken nasıl olur da gülebiliyorlar? Bunu konu hakkında bir durup düşünecek olursanız, tam olarak eğlenceli olmayan bir mevzu hakkında konuştukları zaman, bunu gülerek icra eden birçok insan olduğunu görürsünüz. Bu  türden içten gelen gülümsemeler, ağzı kulaklarına varmadan  ve bağırıp çağırmadan, kendisini nasıl ifade edemeyeceğini bilemeyen birinin ruh halini yansıtır daha çok. Yani gerçek bir kahkahadan, mutlu bir ruhtan gelir bunlar. Daha çok, kendine ve hayatına sevgi tuzu döktüğü bir giriş gibi görünür bu kahkahalar.

korkunç gülen palyonço

Genel olarak, birinin bize neyi nasıl söylediği arasındaki kopukluğu fark edebiliriz. Bu, sorunun gerçekten ne kadar ciddi olduğunu anlamamıza yardımcı olur. Evrensel manada, bu kahkahaların ardında yatan nedeninin çok daha derinine inmeyen ve laf atan insanlar da var. “Eğer gülüyorlarsa, o zaman bu durum onları etkilemiyor demektir! Eminim ki çok iyiler. ” der ve geçerle. Ama gerçek şu ki, bir şey doğru görünmüyor. Bunun nedeni, ne söylediğimiz ile nasıl  söylediğimiz arasında uyum yoksa, yanlış giden bir şeyler var demektir.

Dinlenilmek, kabul edilmek ve reddedilmemek için uğraşmanın verdiği rahatsızlık

İşte bu noktada mizah, kabul edilmesi zor bir gerçekliğe karşı bir savunma mekanizması olarak ortaya çıkar. Mizah içimizi ısıtır ve çoğu zaman sosyal ortamlara uyum sağlamanıza yardımcı olan bir itici güç gibi davranabilir. Sorun, her şey de olduğu gibi, yaşadığınız sıkıntı ile yüzleşme şekliniz ile ilgilidir. “Kendinizi savunmak”, ona karşı mücadele etmek. Kabul etmemek ya da olduğu gibi kabul etmek değil.

Gerçekten mide bulandırıcılığı olan bazı gerçeklikler de var. Onları kabul etmek için, derinden bir iç değişime ihtiyaç duyarız. Bu gerçeklerden uzaklaşmanın en iyi yolu onları inkar etmekten geçer. Bu kötü durumlar bilincinizden uzaklaştırır ya da onları asgariye indirirsiniz. Bir sorun ile yüzleşmemek, olabildiğince rahatsız edici olsa da, gerçekte sahip olduğunuz kimlikten uzaklaşmak anlamına gelir.

Hem rahatlık hem de rahatsızlık hayatın bir parçasıdır ve bunlardan herhangi birinden ömür boyu kurtulamazsınız. “Tedavi” sizi rahatsız eden olay ve durumları reddetmekten ibaret değildir. Tedavi kabul etmekten gelir… ve bu anlamda bir şeyi kabul etmek istiyorsanız, kendinize bakmanız ve içinde bulduğunuz her duruma karşı bir miktar saygı göstermeniz gerekir. Yaşadığınız deneyimlerden birine saygı duymadığınız ve öyle bir olay hiç yaşanmamış gibi hareket ettiğiniz de, çevrenizdeki insanlar sizi ciddiye almamaya başlar.

Kendinizi ciddiye almazsanız, başkaları da almaz

Karşınızdaki insana, size saygı duymasını ya da duymamasını  “öğretebilirsiniz”. Kendi hislerinize karşı ne kadar az saygı duyarsanız, mizahınızı, KENDİ gerçekliğinizden uzaklaşmak için ilk mekanizmanız olarak seçersiniz, karşınızdaki insan için, en samimi hatıralarınıza saygı duymanız o kadar zorlaştırırsınız. Anlattıklarınıza gülebilecekleri ve sizi ciddiye almamalarında bir sorun olmayacağı mesajı veriyorsunuz. Anlattığınız şeyin önemli yok çünkü “sizi rahatsız etmiyor” imajı yayıyorsunuz. Ama aslında sizi çok rahatsız ediyor, o kadar çok çok acı verici veya rahatsız edici ki, ilk tepkinizin onu uzaklaştırmak oluyor.

“Her şeyin kendisine göre bir ölçüsü vardır, tıpkı yaşadığınız tüm olayların bir kökeninin olması gibi. Gözyaşlarında olduğu gibi, kahkahaların da kendilerine ait bir yeri vardır. Gülümsemenin de bir yeri vardır, tıpkı ciddiyetin de olduğu gibi.”

– Al-Jâhiz

kadınlar mutlu geziyor

İşte bu yüzden, birisinin ne hissettiğini, ne söylediğini ve nasıl söylediğini anlatan bu çelişkili belirtileri tanımlamak önemlidir… Bu çelişki size, bu kişinin yaşadığı rahatsızlıklar ile kendini daha rahat hissetmesine nasıl yardımcı olabileceğine dair bir ipucu verecektir.

Bazen, yapılabilecek en kolay şey, maskelerde ve karikatürlerde kaybolmadan, gerçekten ne anlatmaya çalıştıklarını dinlemektir. Bu kişi muhtemelen herhangi bir yargılama olmadan dinlenmek istiyor. Sadece “kendini iyi hissetmiyorsan takma kafana, olur öyle şeyler, eğer konuşmak istiyorsan dinliyorum” şeklinde cümleler duymak istiyorlar.