Üzüntüden Kurtulmak için Bu Duygunun Size Söylemek İstediklerini Dinleyin

· Şubat 27, 2018

İçinizden geçen üzüntü hissi doğaldır. Bu üzüntünün zihninizi bulandırdığını ve dışarı çıkmak için mücadele ettiğini hissetmek de… Bununla birlikte, çoğumuz bu histen kurtulmak için nafile bir çabayla duygularımızı bastırmakta ısrar ederiz. Böyle yapmak durumu sadece daha kötü hale getirmekle kalmaz, aynı zamanda da üzüntümüzün düşüncelerimizden beslenip içimizde kök salmasına da yol açar.

Toplum bize hep nasıl davranmamız gerektiğini öğretti. Suni bir “yapmalısın.” Bu yüzden duygularımızı dizginlemeye çalışıyoruz. Örneğin, toplum bize kahkaha atmanın iyi bir şey olduğunu söyler. Bu bir mutluluk göstergesidir. Ancak çok yüksek sesle ya da kulakları tırmalayacak şekilde gülmek sinir bozucu ve istenmeyen bir durumdur; bu durum kasten yapılmış ya da kendini kontrol etme eksikliğinden kaynaklanmış olabilir.

Pozitif duygular için durum böyleyse negatif (ağlamak, depresif olmak) duygulardan kati suretle kaçınmak gerekir diye düşünürüz. Bu kısıtlama öyle ciddi bir boyuta ulaşır ki etrafta kimsenin olmadığı kendi evimizde bile bu duygularımızı ifade etmekte güçlük çekebiliriz.

“Bazen kötü hissetmek iyidir, zaman zaman kırılmak. Her zaman herkesin olmanı istediği o neşeli kişi olmamak sorun değil. Kimseyle konuşmak istememek de öyle. Gözyaşlarını tüketinceye kadar kalbinin ağlamasına izin vermek de sorun değil. İnsan olmak güzeldir.”

– Anonim

beyaz balonların içinde adam

Üzüntü hayatınızda neden yer edinir?

Üzüntü birçok sebepten kaynaklanabilir: işten çıkartılma, ayrılık, finansal bir kayıp ya da beklenmedik bir hastalık bile. Bütün bunlar normal ve sıkça rastlanan durumlardır. İnanmak istediğimizden daha yaygın yaşanır. Asıl problem cahillik yüzünden ya da bilerek bu duyguyu reddedip iyi bir şekilde denetleyememektedir. Duyguyu iyi yönetemezsek bir duygu olmaktan çıkar ve daha derinlere yerleşerek genel ruh halimize dönüşür.

Böylece üzüntü içimizde yer edinmiş olur. Üzüntümüzü inceleyerek bize ne söylemeye çalıştığını anlayamazsak sonsuza dek içimizde kalır. Haydi birkaç tane örneğe bakalım:

  • Ayrılıktan sonra yaşanan üzüntü yas tutma sürecinin doğal bir parçasıdır. Bu duyguyu hissetmek ve yaşamak sayfayı çevirip devam edebilmemize yardımcı olur.
  • Üzüntü bir hastalık yüzünden belirirse kendi hassasiyetimizin farkına varmamızı sağlar. Bize yavaşlamamız ve kendi içimize dönüp bakmamız gerektiğini hatırlatır.
  • Finansal bir kayıpla yüzleşirken yaşadığımız üzüntü bir an durup seçeneklerimizi gözden geçirmemizi sağlayabilir. Belki de daha önce düşünemediğimiz bir çözüm buluruz.

Üzgün olmayı durup etrafımızda gerçekleşenler üzerinde iyice düşünmek için bir fırsat olarak görebiliriz. Hepsinden önemlisi ise daha önce kıymetini bilmediğimiz bir şeyin değerini anlamamızı sağlayabilir. Ancak üzüntü eğer bizi tamamen tüketiyorsa, depresyona girmemize ramak kaldıysa ve bundan kurtulamıyorsak ileriye doğru adım atıp harekete geçmeliyiz.

“Üzgün bir ruh sizi herhangi bir mikroptan çok daha hızlı öldürebilir.”

– John Steinbeck

okyanustaki kadın

Üzüntüden kurtulmak için akıllıca stratejiler

Bizi aşağı çeken ve her sabah yüzümüzde bir gülümseme yerine hayal kırıklığıyla yüzümüzü buruşturarak uyanmamıza ve hayatın anlamsızlaşmasına sebep olan tüm üzüntülerimizden kurtulmak için bazı stratejiler uygulamamız gerekiyor.

Bunların başlıcaları üzüntüyü ve üzüntünün ağlamak ya da içe doğru bakış gibi kendini gösterme biçimlerini kabullenmektir. Üzüntünüzü içinizde tutmanın ya da reddetmenin size hiçbir faydası olmayacaktır. Üzgün olduğumuzu kabullenmeli ve her şeyden önce bunu ifade etmek için kendimize izin vermeliyiz. Bunları yapmak bir gerekliliktir. İhtiyacımız olan duygusal boşalmayı yaşamadan, üzüntümüzün etrafına duvarlar örerek içeride tutmaya çalışmak hiçbir işimize yaramaz.

Ağlamak huzur verir. Bu kendinize iyi bakmanın bir gerekliliğidir. Hiç gitmeyen bir üzüntünün üstesinden gelmek istiyorsanız kendinize daha iyi bakmanın yollarını arayın. Spor yapın, sağlıklı beslenin, arkadaşlarınızla dışarı çıkın. Kısacası, bu hiçbir şeyin sonu değil. Yavaş yavaş ufak değişimler yaparak hayata devam etmeyi ve motivasyonumuzu geri kazanmayı başarabiliriz.

Son olarak, içsel bir motivasyon ya da sonucunu tahmin etmenize rağmen yine de yapmak isteyeceğiniz bir tutku bulmak faydalı olacaktır. Yani yapmak istemediğimiz bir şeyi yapmak zorunda olduğumuzda o görevi istemeyerek de olsa bitirebiliriz. Ayrıca daha iyi hissetmemize ve bakış açısı kazanmamıza yardım edebilecek bir aktivite olan mindfulness (bilinçli farkındalık) egzersizlerini deneyebiliriz.

Son bir not olarak, yaşadığımız acıya katlanamadığımızda ya da bunun ağırlığı altında eziliyormuş ve çıkış yolu bulamıyormuş gibi hissettiğimizde asıl çözüm bir uzmanla görüşmektir. Durumunuzun hiç değişmeyeceğini düşünseniz de her fırtına mutlaka güneşin muhteşem ışıklarının süzülmesiyle sonlanır.

“Yağmur, bulutlar yükü daha fazla taşıyamadığı zaman düşer. Gözyaşları da kalp bu acıyı daha fazla taşıyamayınca dökülür.”

– Anonim