Yetenekli Bir Çocuğun Beyni Daha Mı Farklıdır?

· Şubat 1, 2019

Üstün yetenekli veya zeki bir çocuğun beyninin avantajları olduğu gibi sınırlamaları da vardır. Bu çocuklar bilgiyi hızlı bir şekilde işler, yüksek analitik kapasiteye ve eleştirel bir bakışa sahiptir. Bununla birlikte, potansiyellerini her zaman gerçekleştiremezler veya yeteneklerini veya duygusal dünyalarını ustalıkla yönetebilecek güçlü bir zihin geliştiremezler.

İlk başta bunun harika bir nimet olduğunu düşünebilirsiniz ama bazı insanlar durumun hiç de böyle olmadığını keşfeder. Üstün yetenekli ya da zeki her çocuk, o yaştaki herhangi bir kız ya da erkek çocuğuyla aynı zorluklarla karşılaşacaktır. Bunun yanında, yüksek IQ’sundan kaynaklanan sıkıntılarla da baş etmesi gerekecektir.

Üstün yetenekli çocukların beyinleri, ortalama ya da normal zeka seviyesine sahip çocuklarınkinden farklı gelişir.

Bu nedenle, olağanüstü yeteneklere sahip yetenekli bir beynin belirgin avantajları hakkında sık sık konuşsak da, popülasyonun bu bölümünü karakterize eden diğer faktörleri her zaman aklımızda tutmuyoruz. Bu noktada anksiyete, düşük özgüven, izolasyon duygusu, ihtiyaçlarına uygun olmayan bir çevre ile bağlantısızlık gibi sorunlardan bahsediyoruz … Bu sorunlar 11 yaşından itibaren daha belirgin hale geliyor.

Bu çocukları erken yaşta tespit etmek için tedbirler almak yeterli değildir. (İdeal yaşın 3 ila 5 yaş arasında olduğu tahmin edilmektedir). Ayrıca yetenekli çocukların beyinlerini de anlamamız gerekiyor. Bu çocukların beyinlerinin nasıl geliştiğini ve belirli nöronal kilometre taşları için en uygun destek mekanizmalarının ne olduğunu anlamak gerçekten önemlidir.

Üstün yetenekli bir çocuğun beyni

Sinirbilimciler her zaman yetenekli çocukların beyinlerini anlamakla ilgilenmişlerdir. Ortalama ya da normal zekaya sahip çocuklardan hangi yönlerden ayrılırlar? Hangi istisnai nöronal kaynaklara sahiptirler? MRI tarama gibi teknolojideki yeni gelişmeler sayesinde, bu soruların çoğuna cevap verebiliyoruz.

Bunlar, İngiliz Psikoloji Topluluğu gibi organizasyonlar sayesinde elde ettiğimiz keşiflerin bir parçası.

Serebral korteks daha yavaş gelişir

Bu veri çok çarpıcıdır. Albert Einstein sayesinde açıklığa kavuşan bir şey şu ki yüksek IQ değerine sahip insanların daha büyük beyinleri yoktur. Dahası, yetenekleri yüksek olan çocukların genellikle daha dar bir beyin korteksine sahip olduklarını gördük. Bununla birlikte, bu katmanın gelişimi kalınlaşır ve bu yavaş bir şekilde gerçekleşir. Ergenliğe kadar dereceli olarak sürer.

“Normal” IQ değerine sahip çocuklarda bunun tersi olur. Küçükken daha kalın bir korteks vardır. 12 veya 13 yaşındayken, bu alan küçülme eğilimindedir. Peki bu ne anlama geliyor? Temel olarak, yüksek yetenekli bir çocuğun beyni zamanla daha sofistike ve gelişmiş hâle gelir. Ergenlikte en büyük potansiyeline ulaşır.

Beynin bölgeleri uzmanlaşmıştır

Yüksek yetenekli çocuklar, beynin belirli bölgelerinde daha fazla miktarda gri maddeye sahiptir. Gri maddenin biliş, zeka ve bilgi işlem kapasitemizle bağlantılı olduğunu unutmayın. Bu temel olarak, üstün yetenekli öğrencilerin veri yönetimi, analiz ve sonuç çıkarma konularında daha büyük yetenekleri olduğu anlamına gelir.

Beyinde, akıl yürütme, hareket etme, dikkatimizi çekme ve dışsal duyu uyaranlarına tepki verme yeteneğimize bağlı 28 bölge vardır. Yüksek yetenekli çocuklar, bu alanların her birinde bir uzmanlık göstermektedir.

yetenekli çocukların beyni

Daha fazla nöron bağlantısı

Gri madde bilgiyi saklar ve yönetirken, beyaz madde hareket eder. Nöronlar arasındaki bağlantıları sağlar. Bu nedenle, bu şüphesiz yetenekli çocukların beyninin en dikkat çekici özelliklerinden biridir. Çok büyük bir nöron verimliliğine sahiptirler.

Başka bir deyişle veriyi, bilgiyi ve kavramları kanalize edecek daha çok nöronal yol ve caddeleri vardır. Ek olarak, bunlar iç haberleşme yollardır. Her şeyin çok, çok hızlı çalıştığı çok yönlü ve karmaşık bir ağ. Ama bu özelliğin dezavantajları da vardır.

Bazen, sıkışma olabilir. Yani yetenekleri yüksek olan çocuk, fikirler arasında çok fazla bağlantı ve çok fazla işlenmiş bilgi karşısında kendini boğulmuş hissedebilir. Bu nedenle, bazen çok fazla fikir, hipotez ve çıkarım arasında sıkışıp kalabilirler. Çok fazla zihinsel ve nöronal aktivite nedeniyle, bazen sınavlarda veya görünüşte basit bir soruya cevap verirken çok geride kalabilirler.

Nöroplastisite, en büyük avantaj

Sinirbilimcilerin çalışmalarının büyük bir kısmı, yetenekli çocukların yüksek orandaki plastisite özelliğine dikkat çekiyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi bu çocuklarda beyin korteksi daha yavaş büyür, uzmanlaşır ve sürekli değişir. Öğrenmeyi sağlamak için aşamalı olarak yeni bağlantılar ve yeni yollar yaratır.

Bir çocuk yeni bir deneyime dikkat ettiğinde, beyinleri değişir. Alanları, bölgeleri ve yapıları iletmek için yeni yollar, nöronal yollar ve uzmanlıklar yaratır. Üstün yetenekli çocukların plastisitesi o kadar şaşırtıcıdır ki birçok nörolog bunların sürekli gelişim içinde olduğunu belirtiyor. Bu çocukların zihni etkileşim için o kadar açtır ki onlara hak ettikleri ilgiyi nasıl vereceğimizi her zaman bilemeyiz.

Sonuç olarak, bu analizde akılda tutmaya değer bir şey, yetenekli çocukların beyninin olgunlaşma şeklidir. Kademeli fakat sofistike bir gelişim yaşanır ve ergenlikte zirveye ulaşır. Normal IQ’lu çocuklar için bu zirve dönemi 5-6 yaşlarındadır. Ancak yetenekleri yüksek olan çocuklar bu yaşta daha fazla ilgi gerektirir.

Her şeyden önce, yeteneklerini daha da genişleterek beyin plastisitelerini hızlandıran olumlu bir ortama ihtiyaçları var. Eğer 10 veya 11 yaşlarındaki bir çocuk, potansiyeline uygun olmayan bir ortamda yaşıyorsa, dışlanmış ve hüsrana uğramış hissetmesi yaygındır. Uyanık ama pek çok yönden kırılgan bu zihinlere karşı daha duyarlı olmalıyız.