Vücudumuz Bastırılmış Duyguları Nasıl Depoluyor?

Ocak 17, 2019

Zihinlerimizde gerçekte neler olduğunu biliyor muyuz? Kendimizi tanıyor muyuz? İç dünyamızda olanları kontrol edebiliyor muyuz? Ve böylece çevremizdekilerin olumsuz etkilenmesini engelleyebiliyor muyuz? Yaşadığımız her an neler hissettiğimizi ve nasıl hissettiğimizi biliyor muyuz? Bastırılmış duyguları anlamamız kendi davranışlarımızı anlamaya yardımcı olmak için en güçlü bir silah olabilir.

20. yüzyılın son dönemlerinden beri, nörobilim bünyesinde yapılan çalışmalar dikkatini beyin ve duygularımız arasındaki ilişki üzerinde toplamıştır. Nasıl hissettiğimiz konusuna her zaman hak ettiği önem verilmiştir. Duyguların artık basit otomatik reaksiyonlar olmadığı biliniyor. Onların bilimle olan ilgisi anlaşılmaya başlanmıştır.

Su yüzüne çıkan yeni bir fikre göre; bastırılmış duyguların insan davranışlarını kontrol etmesini engellemek için insanlara duygularını tanımlamayı, anlamayı ve yönetmeyi öğretmek gerekir.

“Bastırılmış her bir duygu, bizim yerimize karar veren duygusal kalıplar olarak sinsice davranışlarımıza tesir eder.”

– Elsa Punset

Bu yüzden son zamanlarda bastırılmış duygularımıza önem vermeye başladık. Bu şekilde kendimiz hakkında bilgi sahibi olabilir, iç dünyamızda neler olduğunu tanımlayabiliriz. Ayrıca duygularımızı yönetmemize de böylece imkan tanıyabilir ve hislerimize uygun hareket edebiliriz.

bastırılmış duygular

Bastırılmış duyguları anlamamız kimliğimizi anlamamıza yardım eder

İç dünyanızda neler olduğunu bilmek, kendinizi bilmek demektir. Bastırılmış duygular kulak vermek istemediğimiz veya görmezden geldiğimiz duygulardır. Fakat yine de onlar davranışlarımızı ve düşüncelerimizi yönlendiren duygulardır.

“Reddettiğiniz şey size teslim olur. Başımıza gelen her şey doğru anlaşılırsa, bizi kendimize götürür.”

– Carl Jung

Duygularımızı anlamak bize niçin bir şekilde veya başka şekilde davrandığımızı anlama fırsatı verir. Herkes yaşanılanları kendi duygularına göre süzgeçten geçirir. Bu da herkesin niçin olaylar karşısında farklı davrandığını açıklar. Bizim kendi deneyimlerimiz dünyayı özel ve tek olarak görmemize yol açar. Her bir durum iç dünyamızda farklı duygular uyandırır. Bu yüzden kendimizi bilmek nasıl davranacağımızı anlamamıza neden olur.

Duygularımızı bastırdığımız zaman, örneğin öfke duygusunu bastırdığımızda, kendimizi korkudan uzaklaştırıp, üzülmemize izin vermeyip ya da acılarımız üzerinde kontrol sahibi olmadığımızı hissederek, yönetilmeyen duyguların bağımsız işleyişine yol veririz. İşte o zaman duygularımız bizim davranışlarımız üzerinde söz sahibi olur.

Stanford Üniversitesi duygular üzerinde bir çalışma yürüttü. Yaptıkları açıklamaya göre duygularını bastıran bireyler psikolojik davranışlar açısından tetikleyici durumlarda, örneğin endişe veya öfke gibi, diğer bireylere göre çok daha fazla reaksiyon gösterirler.

Bu sebepten dolayı, duygularını ifade etmeyen bireyler ya da ifade etmede çok zorluk çekenler için de bu durumun olması normaldir. Bunun sonucunda da kas kasılması, baş ağrısı, deri reaksiyonları veya daha kompleks hastalıklar gibi bedensel sorunlar ortaya çıkabilir. Bu kişiler duygularını daha az işlevsel yollarla kanalize ederler.

bastırılmış duygular

Vücudun ve aklın hafızası

Bazen bir durumla karşılaştığımız zaman bizi şaşırtan reaksiyonlarla karşılık veririz. Bu bizim bilinçli ya da bilinçsiz bütünleştirdiğimiz deneyimlerimiz yoluyla meydana gelir. Duygularımızı bastırdığımız zaman onları işlevsiz hale getirmiş oluruz. Onları farkına varmadan hafızamızın içine bir yerlere doğru sürükleriz.

Bizim işimiz ne olduğunu ve her an ne hissettiğimizi bilmektir. Duygularımızı tanımlamayı bilmiyorsak, onları yönetmeyi de bilmiyoruz demektir. Bu yüzden, ilk adım kendi duygularımızdan haberdar olmak ve onlar konuşmak istedikleri zaman ses vermektir. Eğer bunu yapmazsak, duygularımızı bastırmayla sonuçlanır ve onların bağımsızca hareket etmesine sebep olur.

Ne hissettiğimizi bildiğimiz zaman, duygularımıza şekil verebilir ve onları sindirebiliriz. Kendimizi dinlediğimiz zaman, bütünleyici ve anlaşılır bir şekilde davranışlarımızı anlayabilir ve yönetebiliriz. Bazen sadece bastırılmış duygularımıza ses verdiğimizde o zaman gerçek kimliğimizi anlamaya başlarız.