Üzüntümüzün Üzerini Örtmek İçin Alışverişe Gittiğimizde Ne Olur?

Eylül 11, 2018

Alışverişe gitmek, birçok insan için dikkat dağıtmanın ve eğlenmenin bir yolu haline geldi. Fakat bu her zaman böyle değildi. Alışveriş yapmak eskiden sadece erzak almakla ilgili olan gerekli ve rutin bir şeydi. Günümüzde alışverişe gitmek birçok insanın rahatlamak ve kafasını boşaltmak için yaptığı bir aktivite oldu. Hatta, iyileştirici bir tedavi ya da “terapi” bile olabilir.

Bunun sebebi, tüketim toplumumuzdur. Alışverişe gitme isteğini yaratan, insanların beğenileri ve zevkleri değildi. Aslında tam tersiydi – piyasanın ve ekonominin yeni formları, insanların zaman geçirme şekline yeni beğeniler ve zevkler getirdi. Elbette bu alışkanlık üzerinde reklamların büyük bir etkisi vardır çünkü reklamlar gereksiz şeyleri gerekliymiş gibi göstermektedir.

“İhtiyacın olmayan şeyleri al ve çok geçmeden ihtiyacın olanları satmaya başlarsın.”

– Benjamin Franklin

Eskiden süpermarketler, müşterilerin aradıkları şeyleri bulabilmeleri için tasarlanmaktaydı ve daha ötesi yoktu. Şimdi ise süpermarketler, inanılmaz çeşitlilikte konfor ve eğlence sunan mimari devler haline geldi. Eğlence merkezi işlevi görmekteler ve sosyal referans noktasına dönüştüler.

Alışverişe gitmek – iyi midir yoksa kötü müdür?

Tüketici topluluğunun bir parçası olduğumuz su götürmez bir gerçektir ve bir şekilde herkesin bu dinamiği canlı tutmakta bir rolü bulunmaktadır. Ayrıca, şu da bir gerçektir ki, ne kadar tutumlu olursanız olun, alışveriş sizi bir şekilde tatmin edecektir. Bir ürünü satın alarak ihtiyacınızı karşılamanın ötesinde, bir şeyler satın almak insanlara başka herhangi bir aktiviteyle elde edilmesi zor olan bir güç ve bolluk hissi verir.

birsürü alışveriş yapmış insan ve alışveriş poşetleri

Alışverişe çıkmanın beyin üzerindeki faydalarını kanıtlayan çalışmalar bulunmaktadır. Londra’daki Brunel Üniversitesi’nde bunu destekleyen bir çalışma yapıldı. Beğendiğiniz bir şey görüp onu istemek ve sonra satın almak beyninizin dopamin salgılayan belirli bölgelerini aktive etmektedir. Ruh haliniz iyileşir ve daha mutlu hissedersiniz. Bu, bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir.

Fakat beyin bu tepkiyi başka uyarıcılara karşı da verebilir. Egzersiz yaptığınızda ya da dans etmek veya dikiş dikmek gibi tatmin edici bir aktivite gerçekleştirdiğinizde de ruh haliniz iyileşir. Samimi olduğunu düşündüğünüz işveli bir iltifat aldığınızda ya da gerçekten ilgi duyduğunuz bir kitap okuduğunuzda da aynı şey olur. Ancak piyasa, tatminlerimizi sterotipleştirmekte ve bizi alışveriş merkezlerine yönlendirmektedir. (Bu piyasanın istediği şeydir.)

Aslında alışveriş yapmakta yanlış bir şey yoktur. Bilinçli ve sorumlu bir şekilde alışveriş yapmanın son derece olumlu etkileri olabilir. Sorunlar, başka bir şekilde nasıl başa çıkacağınızı bilmediğiniz üzüntü hissinden kaçmak için sürekli olarak alışveriş merkezlerine gittiğinizde baş gösterir. Alışverişin ruh halinize iyi gelmediği nokta budur. Bunu yaptığınızda yalnızca sorunu örtbas edersiniz ve hatta yeni bir sorunla baş başa kalırsınız.

Vitrinlere bakarken, kabinlerde kıyafet değiştirirken ya da ödeme yaptığınız sırada kendinizi alıyor olduğunuz kıyafetlerin içinde hayal ederken huzursuzluk hissinizin geçeceğini düşünüyor olabilirsiniz. Fakat… bu kısa, kritik anlar bittikten sonra kendinizi daha iyi hissediyor musunuz? Yoksa daha mı kötü hissediyorsunuz?

Huzursuzlukla başa çıkmak için alışverişe gitmek

Pek çok insan, depresif olduğunda ve ruh hallerini iyileştirmek istediğinde alışverişe çıkar ve bunu sık sık dile getirir. Ya da, alışverişe gitmenin sorunlarını “unutmalarına” yardımcı olduğunu söylerler. Alışveriş merkezleri, kırılmış bir kalbi iyileştirmek veya bir acının üstesinden gelmek için gidilen yerler haline geldi. Bir şeyler satın almak, limitlerimiz ve problemlerimiz olduğunu, bu dünyada sonsuza dek yaşamayacağımızı unutmamıza yardımcı olur.

kara kara düşünen mutsuz bir kadın

Bu koşullarda, insanların boş zamanlarını alışveriş merkezlerinde ya da diğer işletmelerde geçirmek istemesi garip karşılanmamalıdır. Bununla birlikte, birçok insan bu yerlere gidemediklerinde derin bir üzüntü duyarlar ya da “tarz bir şekilde yaşamalarını” sağlayacak geliri elde etmek için çok çalışırlar.

Kredi kartları

Bu yaşam tarzınının en yakın arkadaşı ise kredi kartlarıdır. Bir süre önce, kredi kartlarını sadece yüksek gelirli kişiler ya da iş adamları kullanırdı. Şimdi ise kredi kartı almak oldukça kolaydır. Alışverişe çıkmak söz konusu olduğunda, kredi kartı tüm engelleri ortadan kaldırır çünkü kredi kartlarıyla alışveriş yaptığınızda harcadığınız paraya bakmazsınız. Bunun sonucunda, hayatınıza devam etmek için borçlu ve mutlu olmuş olursunuz.

Fakat… farkına varmadığınız bir şekilde hayatınız birçok açıdan kötüye gitmeye başlayacaktır. Gelirinizin büyük bir kısmını kredi kartlarınızın borçlarını ödemek için kullanacaksınız. Sonra dünyanız tek boyutlu bir hale gelecek.

Herhangi bir işlem içermeyen ücretsiz aktivitelerden memnun olmayı bırakacaksınız. Bunu istemeyerek yapmış olsanız da tüm kontrolü piyasa uzmanlarının eline verdiniz. Nihayetinde satın aldığınız şeyi ödeyen, deneyimlemeyi bıraktığınız şeyin yararlarından uzaklaşan, çözemediğiniz ve görmemek için halının altına süpürdüğünüz çatışmaların sonuçlarına katlanan sizsiniz. Ve bunları sadece ihtiyacınız olmayan şeylere para harcamak için yaptınız.