Dopamin Nedir ve Ne Yapar?

· Mart 26, 2018

Dopamin sinir sistemimizin en ünlü nörotransmiterlerinden biridir. Keyif nörotransmiteri olarak bilinir.

Başlıca işlevi beyindeki ödül sistemini etkinleştirmektir, ancak aynı zamanda daha az bilinen diğer işlevlere de sahiptir. Dopamin nerede serbest bırakıldığına bağlı olarak beyin aktivitesini ya aktive eder ya da inhibe eder. Her şeyden önce, nörotransmiterler, görevi bilginin iletilmesi veya iletilmesinin değiştirilmesi olan nöronların sinapslarında salınan biyomoleküllerdir. Dopamine gelince, dopaminerjik nöronlar bu nörotransmiterin salınması ve üretilmesinden sorumludur.

Dopamin, tirozin aminoasidi tarafından sentezlenir ve dopaminerjik nöronların aksonal terminallerinde sinaptik keseciklerde birikir. Bu nöronlar çoğunlukla beyindeki siyah madde adlı bölümde bulunur.

Daha sonra, bu nöronlar farklı işlevlerle farklı yollarla yayılır. Şimdi bu yolların ne olduğunu ve yaptıklarını açıklayacağız.

Mezolimbik yol

Burada, nöronlar limbik sistemin farklı alanlarına gider, örneğin beynin ödül merkezi gibi. Limbik sistem, beynimizin duygusal süreçlerinden sorumlu birincil sistemdir. Burası, dopaminin çeşitli duygusal davranışlarda büyük bir rol oynadığı yerdir.

Birincisi, beynin ödül sisteminin yönetimidir. Vücudumuzun yararlı bulduğu şeyleri yaptığımızda, dopamin bu yol boyunca salgılanır ve bizi bu davranışları tekrar etmeye götüren öznel bir zevk hissi yaratır.

İlginçtir ki, bu davranışlar, açlığı veya susuzluğu dindirme gibi biyolojik olarak programlanmış olanlardan, salt sosyal ve öğrenilenlere kadar uzanır.

beyin yarımküresi

Uyuşturucu tarafından üretilen bağımlılık, ödül devresini çok yoğun bir şekilde teşvik ettiği için oluşur. Dolayısıyla beynimiz, bu maddelerin tüketimini faydalı olarak görür. Böylece de, tekrar ederiz.

Mezokortikal yol

Bunlar beynimizin prefrontal korteksine yol açan yollardır. Bu alan, yürütme becerilerinden yani planlama ve karar vermeden sorumludur. Dopamin, alternatifler üretmek, en uygun olanı seçmek ve ona doğru hareket etmek için bu alanda görev yapar.

Bu alandaki dopamin eksikliği (şizofreni durumunda olduğu gibi) güçlü bir bilişsel düzleşmeye neden olur. Kişi, harici uyaranlara tepki vermez ve hiçbir şey umurunda değil gibi gözükür. Bununla birlikte, bu yoldaki diğer değişiklikler DEHB veya depresyon gibi bozukluklarla ilgilidir.

Nigrostriyatal yol

Bu dopaminerjik nöronların aksonları beynimizin bazal gangliyonuna ulaşır. Bu yol vücudumuzun motor hareketlerini kontrol altına almaktan sorumlu olan ekstrapiramidal sinir sisteminin bir parçasıdır.

Buradaki dopamin eksikliği sertlik, titreme veya yavaş hareketlerle karakterize edilen Parkinson hastalığına özgü hareket bozuklukları üretir. Öte yandan, bu alandaki dopaminin aşırı aktivitesi, chorea (Huntington hastalığı) ve tikler gibi, hiperkinetik bozukluklara neden olur.

Tuberoinfundibüler yol

Diğerleri gibi siyah maddede başlamak yerine, bu yol hipotalamusun nöronlarından ön hipofiz bezine gider. İyi bilinen prolaktin hormonunun salınımının düzenlenmesinden sorumludur. Prolaktin, doğumdan sonra süt üretiminden sorumludur.

Normalde bu yol aktiftir ve dopamin prolaktin üretimini inhibe eder. Fakat doğum sonrası, bu nöronların aktivitesi azalır ve bu da büyük bir prolaktin salınımını tetikler.

Sonuç olarak, emzirmek mümkün olur. Bu mekanizmadaki değişiklikler galaktore (meme salgısı), amenore (menstrüasyon yokluğu) ve cinsel işlev bozukluğu yaratabilir.

Talamik yol

Bu, primatlardaki talamustaki sinirleri uyaran ve beynin farklı yerlerinden gelen bir yoldur. Ne yaptığı ile ilgili hala birçok soru olsa da , çalışmalar uyku düzenlenmesi ve uyanıklığın bakım mekanizmaları ile ilişkili olabileceğini ileri sürmektedir.

Şu anda, bu bölgede muhtemel dopamin eksikliklerinin sonuçları hakkında bir kanıt bulunmamaktadır.

uyuyan kişi

Dopaminin karmaşıklığı

Bu nörotransmiter bize zevk vermesi açısından ünlü olsa da, bundan çok daha fazlasını yapar. Motor özelliklerin düzenlenmesinden anne sütüne kadar her şeye katılır.

Nörotransmiterlerimizin ne kadar karmaşık olduğunu anlamak beynimizin çalışma biçimini daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Bu anlayış, sinir sistemimizin farklı alanlarındaki bu maddelerin olası dengesizliklerini kontrol etmek için ilaç veya tedavi geliştirirken çok önemlidir.