Sürekli İşsizliğin Psikolojik Etkileri

22 Ekim, 2020
Uzun süreli işsizliğin psikolojik sonuçlarını biliyor musunuz? Bizimle beraber bunları öğrenin!

Bir anlığına bir şeyi düşünün. Herkesin, okulu bitirdiği noktadan emekli olana kadar yaptığı şey nedir? Doğru tahmin ettiniz, çalışmak. Gerçek bu. Eğer çalışmazsanız gerçekten düzgün bir şekilde yaşayamazsınız. Pek çok şirket için 50 yaşından (ve hatta 45 yaşından) büyük bir insan genç bir insan kadar değerli değil.

Tüm iş arama platformlarındaki farklı iş ilanlarına bir göz atın. Bu ilanların hepsinin genç insanlar aradıklarını göreceksiniz. Bunun bir sonucu olarak da, “yaşlılarımız” (buradaki tırnak işaretlerini gerçekten vurgulamak istiyorum) pek çok durumda, ne yazık ki, sürekli işsizlik denen şeye hapsolup kalıyorlar.

Bu yazımızda yaşlı insanları reddetmenin tüm sebeplerini keşfedeceksiniz. Bunların doğru mu yanlış mı olduğunu söylemeyeceğiz. Ancak, bunlara derinden bakacağız. Şirketler, bu sürekli işsizlik durumunun olası psikolojik sonuçlarını dikkate alıyor mu? Sanırım bunlardan kaçınmayı tercih ederler. İşte bu da bugünkü konumuz olacak.

Sürekli İşsizlik Sebepleri: Şirketler Neden “Yaşlı İnsanları” İstemez

Yapacağım ilk şey bir dizi soru sormak. 40 ya da 50 yaşının üzerindeki insanlar iyi bir iş çıkarmak konusunda daha düşük bir kapasiteye mi sahip? Yaşları; çalışma, öğrenme ya da iyileşme becerilerini kaybettikleri anlamına mı geliyor? Tüm yaşamları boyunca çalıştıkları alana dair daha mı az bilgiye sahipler? Ya da sadece etkili ve etkin olma becerilerini mi kaybettiler? Bu, artık sorumlu bireyler olmadıkları anlamına mı geliyor?

Büyük ihtimalle bu soruların çoğuna “hayır” dediniz. Ve haklısınız. Spesifik durumlar haricinde (güç ve fiziksel çeviklik gerektiren belirli işler gibi) 40 50 yaşlarındaki insanlar da pek tabii iyi bir iş çıkarma yetisine sahip.

Ancak, şirketlerin onları işe almamak için pek çok sebebi varmış gibi görünüyor. En son Adecco Vakfı anketinde 200 insan kaynakları uzmanına yaşlı insanları işe almama nedenleri hakkında sorular soruldu. Hadi onların açıklamalarına bir bakalım.

  • %75’i, 40 50 yaşlarındaki insanları işe almanın daha kötü olduğunu, çünkü bu insanların sağlık problemleri dolayısıyla daha sık bir şekilde iş günü kaçırabileceklerini düşünüyor.
  • %66’sı bu insanların genç bir çalışma takımına uymakta zorlanacağına inanıyor. Ayrıca daha genç bir insan tarafından yönlendirilmeyi de kabul etmeyeceklerini düşünüyor.
  • %40’ı, yaşları dolayısıyla yeni bir pozisyon söz konusu olduğunda daha az esnek olacaklarını düşünüyor.
  • %25’i bu kişilerin bilgilerinin ve becerilerinin çağın gereksinimlerini karşılamadığını söylüyor. Onlara göre, bu yaşların üzerindeki insanların bilgisinin zamanı geçmiş oluyor. Buna ek olarak, “yaşlı insanlar” genellikle yeni bilgiler edinmek ya da yeni prosedürleri yürürlüğe koymak konusunda da isteksiz oluyor.
  • Ailevi sorumlulukları dolayısıyla taşınmaları kolay değil.
  • Yaşlı bir insan daha kötü bir görüntü veriyor. Genç bir insan şirkete taze, yenilikçi, ve esnek bir his katıyor.
  • Düşük maaşları kabul etmiyorlar (bunun nedeni deneyimleri) ve şirketler harcamalarını azaltmak istiyor. Bu en yaygın olan inanç.
Endişeli görünen bir kadın.

Bunlar İrrasyonel İnançlar Mı?

Bu inançlardaki en yaygın bilişsel önyargılardan bir tanesi genelleme, ya da aşırı genelleme. Elbette, 25 yıllık deneyimi olan çoğu profil iki yıllık deneyimi olan biri ile aynı maaşı kabul etmeyecektir. Bu çok mantıklı. Ancak, çaresizlik ya da konformizm dolayısıyla bunu kabul etmeye istekli diğer insanlar da olacaktır. Bundan dolayı, neden maaşı reddedeceklerini varsaymadan önce bunu onlara sormayalım?

Aynı şey önceden bahsettiğimiz zamanı geçmişlik durumu ile ilgili de geçerli. Pek çok insan büyük ihtimalle çalışmaya devam etmemiştir, çünkü her şeyi işte öğrenirler. Ancak diğer pek çok uzman dersler almaktan, konferanslara katılmaktan ve hatta yeni bilgilere ulaşmak için diğer lisans ve yüksek lisans dereceleri almaktan keyif alır.

Dahası, tüm uzmanlar değişimlere adapte olmayı öğrenmek zorundadır, özellikle de şirketin ilerlemesi buna dayanıyorsa.

Ailevi sorumluluklar söz konusu olduğunda ise, belirli bir yaşta olan tüm bireylerin işlerini engelleyebilecek ailevi sorumlulukları olduğunu düşünmek abartıdır.

Aynı şey tüm “yaşlı insanların” performanslarını etkileyebilecek tıbbi problemleri olduğunu düşünmek konusunda da geçerlidir. Yıllar geçtikçe hepimizin hastalıklar karşısında daha savunmasız hale geldiğimiz doğrudur. Ancak, genç insanlar da böyle durumlar yaşamaktan muaf değildir: sigara kullanan bir genci ya da önceden olan ya da kronik sağlık problemleri olan birini ne yapacağız?

Hadi “genç bir çalışma takımına adapte olamama” durumuna farklı bir açıdan bakalım. Onların “tazeliğinden” yararlanabileceği ve onlardan bir şeyler öğrenebileceği için genç bir kişi tarafından yönetilmek ile ilgili heyecanlı hisseden yaşlı bir insanı ne yapacağız? Unutmayın, hepimiz birbirimizden bir şeyler öğrenebiliriz.

Dürüst olmak gerekirse, genç insanın gözü korkabilir. “Benim ona öğretebileceğim bir şey yok,” ya da “O iki yıl önce çok uluslu bir şirketin direktörüydü, ben nasıl onun patronu olabilirim?” gibi düşünceler yaşamaları olasıdır. Bu düşünceler hiç de mantıksız değildir.

Düşünün: “yaşlı insanlar” profesyonelizmin yaşayan birer simgesidir. Tüm şirketler profesyonel bireyler istemiyor mu? Belki de tüm organizasyonlar toleranslı bir şirket imajı vermenin daha önemli olduğunu fark etmeli. Genç ve yaşlı profilleri birleştirebileceklerini göstermek çok faydalı olabilir.

Ancak tüm bu inançlar o kadar yerleşmiş ve yaygın ki, özgeçmişler kişinin yaşının sonrası okunmadan eleniyor. Bu, şirketlerin daha yaşlı ve deneyimli bir profili işe almanın faydaları hakkında hiç düşünmedikleri bir noktaya geldi. Bunun bir sonucu olarak da önceden bahsettiğimiz sürekli işsizlik durumu artmış halde.

Sürekli İşsizlik: Psikolojik Etkileri

50 yaşının üstünde olan kişiler İspanya’daki toplam işsiz insan sayısının %14.7’sini temsil ediyor. EAPS’den gelen en son veriler, 55 yaşının üzerindeki her 10 işsiz kişiden altısının 12 ay ya da daha uzun süredir bu durumda olduğunu gösteriyor. Dahası, Adecco Vakfı anketine göre bu yaş grubundaki işsiz insanların %43’ü dört yıldan fazla bir süredir yeni bir iş fırsatı elde etmemiş.

Kendinizi 300 defadan fazla reddedilmiş, dört yıldır işsiz olan ve desteklemesi gereken bir ailesi olan (ve okul ya da üniversite çağında çocukları olan) ve partneri de kendisi ile aynı durumda olan bir kişinin yerine koyun. Bu temelde anksiyete için bir tarif, değil mi?

Hadi bu sürekli işsizlik durumunun en yaygın, ve mantıksal, psikolojik etkileri hakkında konuşalım.

  • Anksiyete ve stres sadece bir iş bulamamak dolayısıyla değil belirli temel harcamaları karşılayamamaktan dolayı da ortaya çıkar. Bunlara örnekler su, elektrik, gıda ve çocukların okulları olabilir.
  • Düşük benlik saygısı, etkisizlik hissi ve hatta depresyon. Reddedilmiş ve yararsız hissetmek bu insanların tüm profesyonel kariyerlerini ve işlerinde iyi olup olmadıklarını tekrar düşünmelerine yol açabilir.
  • İçine battıkları delikten çıkamıyor olmak ile ilgili suçluluk.
  • İştahta değişiklik ve uyku sorunları gibi fizyolojik problemler.
  • Çaresizlik hissi. Durumlarının değiştirilemez olduğuna dair bir inanç.

Bir şeyi akılda tutmak önemli. Eğer bu duygusal değişimler uzun bir süre boyunca devam ederlerse kişinin günlük yaşamını da etkilemeye başlayacaklardır.Bu durumda, bir ruh sağlığı uzmanının müdahalesi önemlidir. Size tüm problemlerinizi düzeltecek bir “büyülü hap” vermezler. Ancak, sizi sağlıklı bir rutin sürdürmek, o suçluluk ve çaresizlik hislerini görmezden gelmek ve durumla daha sağlıklı bir şekilde yüzleşmek gibi konularında yönlendireceklerdir.

Üzgün görünen yaşlı bir adam.

“Yaşlılarımızı” Koruyalım

WHO’ya göre, yaş bazlı ayrımcılık (yaşçılık) cinsiyet ya da ırk bazlı ayrımcılık ile aynı seviyede görülmektedir. Ancak, WHO bunun en fazla standart hale getirilmiş ayrımcılık türü olduğunu da söylemektedir.

Bu büyük ihtimalle bir an öncesine kadar görmezden geliyor olduğunuz bir şeydi, ancak doğru. Yaş bazlı ayrımcılık aşırı derecede yaygın. Belki de hepimize “yaşlı yeteneklerin” önemli olduğunun hatırlatılması gerekiyor. Ne de olsa, çalışma dünyasında yeni oldukları dönemde genç insanları yönlendiren ve onlara bir şeyler öğretenler bu insanlar.

Eğer her kişiyi oldukları gibi (bir birey olarak) görsek ve verilerle dolu bir profil olarak görmesek, belki de bir şeyler biraz farklı olurdu. Şirketler, kendinize gelin. Yetenekleri harcıyorsunuz. Hadi bu sürekli işsizlik sorununa bir son getirelim!