Bilişsel Tarafgirlik: Düşünmediğimizde Hata Yaparız

· Haziran 25, 2018

Her gün birçok karar veriyoruz. Ve çoğunu neredeyse hiç düşünmeden ışık hızında alıyoruz bu kararların. Nadiren, olası her seçeneğin sonuçlarını düşünürüz. Neredeyse olası çözümler dizisinden körü körüne seçim yapıyoruz.

Diğer zamanlarda, özellikle de önem verdiğimiz bir karar söz konusu olduğunda, mümkün olan en iyi kararı verebilmek için sahip olduğumuz tüm bilgileri değerlendiririz. Bununla birlikte, aldığımız kararları ve tercih ettiğimiz çözümleri etkileyen fakat üzerinde pek de düşünmediğimiz bir şey var: Bilişsel tarafgirlik. Bu tür önyargılar tehlikeli olabilir çünkü bizi gerçekçi olmayan ve kötü kararlar vermeye yönlendirebilir.

Bununla birlikte, bilişsel ve sezgisel önyargılar kendi içinde kötü değildir. Aslında, bir tür zihinsel kısayol olduklarını söyleyebiliriz. Bizi kesinlikle belaya sokan bir kısayol, ama yine de bir kısayol. Bunları kısayol olarak tanımlarız, çünkü bu önyargıları zihinsel enerji (bilişsel kaynaklar) tasarruf etmek için kullanırız.

Örneğin, bir bara gittiğinizi ve yarım saatinizi sipariş ettiğiniz içecek hakkında daha fazla düşünerek geçirdiğinizi varsayalım. Her bir içeceğin değerini ayrı ayrı düşünürsünüz ve zamanınızı en iyi seçeneği belirleyerek geçirirsiniz.

Tüm bu zihinsel enerjiyi harcadıktan sonra, yorulursunuz. Başka şeylere ayırabileceğiniz zamanı harcamışsınızdır. Sezgisel ve bilişsel tarafgirlik, düşünce sürecinizi hızlandırır. Daha önemli başka görevler için kullanabileceğiniz kaynakları korur.

yan yana tren rayları

Düşünmenin iki yolu

Daniel Kahneman’a göre, iki düşünce tarzı vardır: “Hızlı Düşünce” ve “Yavaş Düşünce”. İlk sistemde yani “Hızlı Düşünce” sisteminde, otopilotta gibi düşünürüz. Bu sistem bilinçaltı düzeyde faaliyet göstermektedir. Bu tip düşünce süreçlerinde duygular büyük rol oynamaktadır. Sonuç olarak, genellikle stereotiplerle dolu düşüncelere yol açarlar.

Yavaş Düşünce sisteminin işlevi, sezgimize rehberlik etmektir. Bazen yardımcı olur, ama bazen bize ihanet edebilir. Bu kasıtlı düşünce sistemi daha az yaygındır ve daha fazla çaba gerektirir.

Bu tarz bir düşünmeyi bilinçli, mantıklı ve hesaplı bir şekilde yaparız. Hızlı düşünmenin tam tersidir. Temel işlevi nihai kararlar vermektir. Hızlı düşünmenin ürettiği sezgiyi gözlemlemek ve kontrol etmekten sorumlu olduğunu söyleyebilirsiniz.

İlk sistem daha baskın olma eğilimindedir. Diğer taraftan, ikinci sistem tembel olma eğilimindedir. Genellikle hızlı düşünmenin adımlarımıza kılavuzluk etmesine izin veriyoruz. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu eğilimin bazı sonuçları vardır.

Hemen sonuçlara atlarız ve ilk izlenimlerin önemini abartırız. Ayrıca rastlantısal ilişkileri karıştırıyoruz ve zaten bildiğimiz şeylere çok fazla güveniyoruz. Hızlı düşünmeye başladığımızda, bize sunulan diğer bilgileri dikkate almama eğilimindeyiz.

Sezgisel Düşünce

Aktif zihinsel süreçler için bir sezgisel kısayol tanımlarız. Bu nedenle, zihinsel kaynaklarımızı koruyan veya besleyen bir ölçüdür. Bilişsel (zihinsel) kapasitemizin sınırlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, kaynaklarımızı bölüyoruz. Çoğunlukla, en çok zihinsel çaba sarf ettiğimiz şeylere (endişeler, aktiviteler, insanlar, vb.) enerjimizi adıyoruz.

Herhangi bir ilgi göstermeden ilerlemek kolaydır. Ancak yol zorsa ve düşebileceğimizi düşünürsek, bilişsel kaynaklarımızın daha fazlasını kullanırız. Dikkatli davranır ve nereye gittiğimize bakarız.

Ortak kısa yollar

  • Kullanılabilirlik kısayolu: Bunu bir şeyin meydana gelme olasılığını tahmin etmek için kullanırız. Bunun için, tahminimizi zaten sahip olduğumuz bilgilere dayandırıyoruz. Örneğin, televizyondaki şiddet miktarı çok yüksektir. Bu nedenle, çok fazla TV izleyen kişiler, çok fazla TV izlemeyen insanlara göre şiddet suçu oranlarının daha yüksek olduğunu düşünmektedir.
  • Simülasyon kısayolu: Bu, insanların, hayal edebilecekleri şeyin ne kadar kolay olduğuna bağlı olarak, bir şeyin meydana gelme olasılığını tahmin etme eğilimidir. Bir şeyi hayal edebiliyorsanız, o şeyin gerçekleşmesinin daha muhtemel olduğunu düşünürsünüz Terörist bir saldırı olursa, örneğin cihatçıların sorumlu olduğuna inanmak kolaydır. Bu, diğer bazı grupların sorumlu olduğunu hayal etmekten daha kolaydır. Ya bu diğer gruplar daha az saldırırlar ya da yöntemleri genellikle farklıdır.
  • Demirleme kısayolu: Şüpheleri netleştirmek için bunu kullanırız. Sonuca varmak için ayarlayacağımız bir referans noktası vardır. Örneğin, tuttuğumuz takımın geçen yıl şampiyonluğu kazandığını varsayalım. Daha önce sadece bir kez kazanmış olmalarına rağmen bu sene, bir kez daha kazanmalarının muhtemel olduğuna inanırım.
  • Temsil edilme kısayolu: Bir uyaranın (kişi, eylem, olay) belli bir kategoriye ait olma olasılığı hakkındaki çıkarımdır. Örneğin, okulda fen dersinde çok iyi olan birini tanıdığınızı varsayalım. Yıllar sonra onu beyaz bir önlükle gördüğünüzde, tanıdığınız o kişinin bir kasap değil bilim adamı olduğunu düşünürsünüz. Gerçekte ise bunu bilemezsiniz.

parmağını emen minik çocuk

Bilişsel önyargı

Bilişsel önyargı, düşüncenizi bozan psikolojik etkilerdir. Tıpkı buluşsal yöntemler gibi, bu önyargılar bilişsel kaynakların tasarrufuna hizmet eder. Bu önyargılar bizi oldukça ciddi hatalar yapmaya yönlendirebilir. Bununla birlikte, belirli bağlamlarda, daha hızlı ve daha etkili kararlar vermemize yardımcı olabilir.

Bilişsel önyargı: ortak örnekler

  • Doğrulama tarafgirliği: Bilginin, zaten neye inandığımızı doğrulayacak şekilde araştırılması veya yorumlanması eğilimi. Borsaya yatırım yaparsanız, yatırımla ilgili fikirlerinizi doğrulayan makaleler ve bloglar ararsınız. Muhtemelen sizinkinden farklı bir görüşü olan yorumları görmezden gelebilirsiniz. Aynı şekilde, bir araba alırsanız, aracın olumlu özelliklerini öne çıkaran fikirlere önem verirsiniz. Böylece verdiğiniz kararı doğrulatmak için uğraşırsınız
  • Yanlış konsensüs tarafgirliği: Kendi düşüncenizin, inancınızın, değerlerin ve alışkanlıklarınızın genel toplumda gerçekte olduğundan daha yaygın olduğuna inanma eğilimi. Ölüm cezasına karşıysam, ülkemdeki çoğu insanın da aynı şekilde düşündüğünü düşünürüm.
  • Temel İlişkilendirme Hatası (FAE): Ayrıca uygunluk önyargısı olarak bilinir. Bu, diğerlerinde gözlenen davranışlara yönelik kişilik temelli açıklamaların aşırı vurgulanması eğilimidir. Bir sınıf arkadaşınız, sizin de aynı koşullarda girdiğiniz bir sınavdan başarısız olursa bunu, o kişinin kötü bir gün geçirmiş olmasından ziyade tembel olmasına atfetmeniz muhtemeldir.
  • Geçmişe bakma tarafgirliği : Geçmiş olayları öngörülebilir olarak görmek eğilimi. Örneğin, bir arkadaşınız işinden çıkarılırsa, iş yerinin ekonomik sorunlar yaşadığı için böyle bir şeyin olacapını bildiğinizi söyleyebilirsiniz. Ancak arkadaşınız işten çıkarılmadan önce bunu tahmin edemezdiniz.

Artık bilişsel ve sezgisel önyargılara aşina olduğunuza göre, karar verdiğinizde daha etkili olabilirsiniz. Önlemesi zor olsa da (hatta bazen imkansız olsa da), farkındalık ve nasıl işlediklerine dair bilgi sahibi olarak bilişsel ön yargıları azaltabilirsiniz.

Alternatifleri değerlendirmek ve inançlarınızla çelişen bilgileri aramak aynı zamanda bu önyargıların gücünü azaltmanın yoludur. Bir bonus olarak, bilişsel önyargılardan kaçınmak, daha yaratıcı düşünmenizi mümkün kılabilir.