Kolektif Güç: Sorumlulukları İhmal Etmenin Tehlikeleri

Ocak 22, 2019

Herkesin ilgi alanlarını, işini ve tutkularını paylaştığı bir grup insan vardır. Bu, kendi kişisel gelişimimiz için çok önemlidir. Kolektif güç bize güvenlik ve kuvvet sağlar; kendimiz hakkında iyi hissetmemize yardımcı olur. Bununla birlikte, aynı zamanda bizi şartlandırır. Sizce kaç kere bir karar hakkında şüphe duymanıza rağmen sosyal eylemsizliğe boyun eğip, diğer insanların da aynı kararda buluştuğunu kendinize söyleyerek teselli buldunuz?

Gruplar düşünce ve davranışlarımızı yönlendirir. İkincil sosyal adaptasyon, sosyal normları öğrenmemize yardımcı olur. Gruplar zorluklarla yüzleşmemize yardımcı olur, ancak aynı zamanda kendimizi kötü eylemlerimizden korumak için kullandığımız kalkanlardır. Problem, “diğerleri de yapıyor” diyerek eylemlerimizi haklı çıkarmakta yatar.

Kolektif güç bize güvenlik sağlar, fakat aynı zamanda bizi şartlandırır.

Grup ve kimlik

Doğduğumuz andan itibaren, bir kolektifin bir parçasıyızdır: toplum. Zaten çok sayıda insan içeren bir topluluğun üyeleriyiz. Bununla birlikte, büyüdükçe, toplumu, grubumuz olarak tanımlarız. Kendimizi başka bir birey olarak görmeye başlarız. Bu nedenle, hayatımızın büyük bir bölümünü birlikte rahat hissettiğimiz insanları arayarak geçiririz.

Kişisel ve ahlaki gelişimimizde, kolektif, kimliğimizi oluşturur ve özellikle ergenlik döneminde çok önemlidir. Ebeveynler rehberlerimiz olmaktan çıkar ve arka planın bir parçası haline gelir. Başka bilgi kaynakları arayışına girer ve bu şekilde kişiliğimizi pekiştirmek adına bir grup akranla bir araya geliriz.

Kolektif güç ve bağlaşımı kesme

arkadaşlar

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, bireysel kimliğimiz kolektif bir kimliğe dönüşür. Artık kendimizi kendi vicdanını taşıyan bireyler olarak değil, çeşitli grupların bir parçası olarak görmeye başlarız. Başka bir deyişle, öz farkındalığımız bir kısmını kaybeder ve bazen başkalarının eylemleriyle yönlendirilen bir akışa ayak uydururuz. Bu durum, kolektif gücün bir sonucudur.

Bu, eylemlerimize ait kriterler ve sorumluluğu başkalarına devrettiğimiz için ortaya çıkan bir güçlüktür. Ve antisosyal ve toplum normlarına ters düşen eylemlerimiz bir sorun haline gelir.

Bağlaşımı kesme, bireyler kendilerinin tekil kimliklerinden kaçındıkları noktada, bir öz farkındalık kaybı olarak ortaya çıkar. Sorumluluk, eylemlere, birey olarak değil, ait oldukları kolektifin bir parçası olarak düşer.

Sorumluluk daha sonra bu kolektifin tüm üyelerine düşer. “Kötü bir şey yaptım, ama bunu herkes yaptı”. Bu nedenle, eylemimiz bize daha az rahatsız edici gelir; çünkü bizler birey olarak bu sonuçlara tek başımıza neden olmadık, diğer insanlar da katkıda bulundu.

Bu fenomen, başkalarıyla çevrelendiğimiz anda daha da yoğunlaşır. Fiziksel anonimlik, dünyanın geri kalanı için görünmez halimizi korumamıza yardımcı olur. Sonuç olarak, sorumluluk seyrelir ve eylemlerimiz hakkında suçlu hissetmek daha da zorlaşır. Nihayetinde, kimse kim olduğumuzu bilemez.

Bu durumun gücü

Durumun gücü, bireyin konuyla ilgili düşüncelerine rağmen davranış değişikliklerini açıklarken ilk ilkeyi kullanır. Zamanın şartları, davranış şeklimize yön verecektir.

Asch deneyi bunun mükemmel bir örneğidir. Bu deney, bir grup insanı, belirli bir soruna bir çözüm bulmak zorunda kalınılan bir teste maruz bırakmaktan oluşur. Deneydeki katılımcıların çoğu “birlikte” idi ve grubun geri kalanına doğru görünen bir çözüm bulmak zorunda kaldılar. Bir grupta olmayan katılımcıların büyük bir yüzdesi, birlikte olan katılımcılarla aynı fikirde olmak adına yanlış birer cevap verdi.
kolektif güç

Bu bize, başkalarının ne düşündüğünün bizim için önemli olduğunu ve davranışlarımızı grubun arzularına uyarladığımızı gösterir. Gruptaki akranlarımızın bizden beklediğine inandığımız şeye göre hareket ediyoruz. Örneğin, Asch deneyinde, katılımcıların çoğu, verdikleri cevabın doğru olmadığından emindi, ancak haklı olmak yerine kabul edilmeyi tercih ettiler.

Gruplar bizim birer parçamız; bizi değiştirirler ve biz de onları etkileriz. Gruptaki diğer insanlarla bağ kurmak için ilgi alanlarımızı paylaşır ve kapasitemizi geliştiririz. Bununla birlikte, mahalle baskısı, bize ait kötü eylemleri algılama yetimizi seyreltir. Nihai ilke “eğer biri köprüden atlarsa, biz de peşinden atlarız” olur.