Sawubona: Bir Afrika Kabilesinin Güzel Selamlama Şekli

· Nisan 23, 2019

Zulu kabilesi içerisinde en sık görülen selamlama şekli Sawubonadır. Tam olarak anlamı, ‘Seni görüyorum, benim için önemlisin ve sana değer veriyorum’ şeklindedir. Diğer insanı görmenin ve erdemleri ve kusurları ile kabul etmenin bir ilanıdır. Bu karşılamaya cevap olarak insanlar genellikle ‘Shiboka’ der, yani ‘Senin için varım’.

Natal, Güney Afrika’nın dört kendine has bölgesinden biridir. KwaZulu Bantustan’ı ya da Zulus Diyarını kapsar. Birçok insan bu bölgeyi, 19. yy sonunda İngiltere İmparatorluğuna karşı vermiş olduğu savaş ile hatırlar. Yine de, bazen tarih kitapları bu tür bilgileri saklar. Kültürel, insani ve psikolojik mirasımızı göz ardı edebilirler. Afrika kültürü muazzam olduğu için bu durum utanç vericidir.

Sawubona: Tüm dikkatimi sana veriyorum. Seni görüyorum ve ihtiyaçlarını, korkularını anlıyor ve hatalarını kabul ediyorum. Seni olduğun gibi kendimden bir parça olarak kabul ediyorum.

Sawubona’nın Kökleri

İlginç gözükse de, Sawubona kelimesinin 90’larda önem kazanması, bir mühendislik kitabi ile meydana geldi. 5. Disiplin: Organizasyonu Öğrenme Pratiği ve Sanatı (The Fifth Discipline: The Art and Practice of the Learning Organization) adlı kitabın yazarı ve Stanford Üniversitesinde bir profesör olan Peter Senge, Zulus ve birbirleri ile iliştim kurmalarının muhteşem yolu üzerine araştırmalar yapmıştır. Birbirleri ile olan sorunlarını çözmede başvurdukları yolları incelemiş ve Afrika’daki en güçlü medeniyetlerden biri olacaklarını iddia etmiştir.

Sawubona, dikkatimizi başka birine vermenin önemini sembolize eder. Başkalarını hiçbir ön yargı olmadan ve kini arkada bırakarak anlamamız için uyarır. Bu terim, başkalarının ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmayı ve bir grup içerisindeki bireye önem vermeyi hatırlatır. Ayrıca, kendimizi içinde bulunduğumuz toplumun bir parçası haline getirmeye ve bu topluma değer vermeye doğru yöneltir.

sawubona afrika kıtasında

Sawubona: Seni Olduğun Gibi Görüyorum

Batı kültüründe, en bilinen selamlaşma yolu ‘Selam, naber?’ şeklinde cereyan eder. Birçoğumuz bu sözcükleri hızlı bir şekilde telaffuz eder ve bir cevap da beklemez. Bu sözcükler muhabbete doğru açılan bir kısa yoldur. Hızlı ve kolay bir selamlara şeklidir ve karşımızdakini önemsediğimiz havasına sokar bizleri. Başkalarının gözleri içerisine nadiren bakarız. Hayat o kadar hızlı akar ki, oturup konuşmak ve iletişim halinde olduğumuz insanları gerçekten tanımak için hiç vaktimiz olmadığı havasına kapılırız.

Zulu halkı, başkalarını ağırdan alarak onları olduğu gibi görmek ihtiyacını ele aldı. Konuştukları insan ile göz temasını kurabilecekleri anları kovaladılar. Başkalarının ne hissettiğini ve onları nasıl dinleyeceklerini öğrendiler. Zulu halkı, bir başkasının ruhunu sarmayı ve başkalarının yaralarını nasıl iyileştireceğini öğrendi. Toplum içerisinde sağlıklı ve topluma katkıda bulunan vatandaşlar olması gerektiğine inandılar.

Sawubona birbirimize güvenmemiz gerektiğini hatırlatan bir sözcüktür. Diğer insanı olduğu gibi kabul etmek ve ona dikkat vermek için söylenir. Başkalarını olduğu gibi anlamalı ve ihtiyaçlarını, tutkularını korkularını, üzüntülerini ve erdemlerini kabul etmeliyiz. Kim bu şekilde görülmek istemez ki? Bir başkasının görünmesini sağlamak ve sesinin duyulmasına yardımcı olmak zengin bir kültürdür.

adam selam veriyor

Bazı insanlar Sawubona kelimesi ile Hindu Namaste kelimesi arasında benzerlikler olduğunu buldu. Bu kelimeler selamlaşmaktan çok daha fazlasıdır. İletişim yolu ile diğer insanı ne kadar önemli bir birey olduğunu hissettirmenin yolları vardır. Bu selamlaşmalarda yoğun bir güzellik vardır. Bu sözlerde iyileştirici bir etkisi vardır ve günlük yaşamlarımızda bize ilham bile verebilir.

Shikoba: Senin için Var Olduğumu Bilmek Beni Rahatlatıyor

Zulu toplumundan birisi uygun olmayan ya da aşağılayıcı bir hal ya da harekette bulunursa, acilen köyün meydanına çağrılır. Komşuları, arkadaşları ve aile üyeleri etrafında halka olur. İki gün boyunca bu kişiyi ‘Sapubon’ diye selamlarlar. Bu sayede erdemlerini, başarılarını ve harika özelliklerini hatırlatmaya çalışırlar.

Gerek Rousseau gerekse Zulu toplumu için hiç kimse kötülükle doğmaz. Bazen, krizler ve dengesizlikler sebebi ile içimizdeki iyilikten uzaklaşırız. Köy meydanındaki bu toplantıların amacı, o insana aslında iyi biri olduğunu hatırlatmaktır Akabinde, topluluk için de ne kadar önemli oldukları gösterilir. Amaç onu övmek ve tekrar doğru yolu bulmaları adına görünür kılınmalarını sağlamaktır.

Böylelikle, kabile üyelerinden biri, diğerini Sawubona ile selamladığı zaman, diğer Shikabo ile cevap verir. Bu durum, kötü hal ve hareketlerinden ötürü başının belada olduğunu düşünen insanın ikinci bir şans elde etmesinden ötürü mutluluk ve rahatlama yaratır. Toplum, onlara yeniden başlamaları için bir şans verir.

eller bir araya gelmiş

Zulu halkı, sadece insanların kendilerini gördüğü ve kabul ettiği zaman var olabildiklerine inanır. Toplum insanı oluşturur. Böylelikle, bir hata sonrası affedilmek kadar tatmin edici bir durum yoktur. Sevilmek ve kabul edilmek hepimizin arzusudur.

Bu sebeple bu Afrika kabilesini örnek alalım. Başkalarını olduğu gibi kabul edelim ve etrafımızdaki insanlara dikkat edelim. Sawubona selamla şeklinin dediği gibi; Seni görüyor, seni olduğun gibi kabul ediyorum. Bu şekilde düşünmek başkalarının ihtiyaçlarını anlamamızı, hatalarını affetmemizi  ve toplum içerisinde uyum teşkil edilmesini sağlar.