Psikolojik Taciz: Benim Hikayem

· Mayıs 19, 2018

Birkaç yıl önce benden daha genç insanlarla bir arada olma fırsatım oldu. Eğer okula geri dönme kararı almamış olsaydım bu şansı hiç elde etmemiş olurdum. Bu insanların yaşı kendi neslim ve çocuklarımın nesli arasındaydı.

Özellikle de kızlar arasında bir şey dikkatimi çekti. Hiç farkında bile olmadan psikolojik tacize maruz kaldıkları bir tür ilişki içindeydi hepsi de. Gelecekleri bundan mı ibaret yani?

Nasıl tartışmaya ve “kavga” etmeye başladıklarını anlatıyorlardı bana. Hep aynı şekilde öfkelerinin nedenini söyleyerek başlıyor, ayrılma noktasına kadar nasıl geldiklerini söylüyor ve en sonunda da duydukları sorumluluk ve suçluluk hissinden söz ediyorlardı. “Aslında o kadar da kötü bir şey yapmadı…”

Doğrusunu söylemek gerekirse hikayeleri beni ürpertti. Bir kızın asla yapmaması gereken şeylerdi. Bu kızlar nasıl muamele gördüklerine aldırmaksızın hep bir bahane üretirdi. Eğer mantıklı düşünselerdi bu çıkarımlarından vazgeçeceklerine emindim.

Bazen sabahları üzgün şekilde geldiklerini görüyordum. Ders aralarında neler olduğunu ve nelerin yaşandığını anlatıyorlardı. Bu aşık bir kızın yüzü değildi. Bağımlı ve zehirli bir ilişki yüzünden üzülen birinin yüzüydü.

Bununla ilgili onlar için hiçbir şey yapamaz mıyım diye sordum kendi kendime. Psikolojik tacizin ne kadar kötü olduğunu görmek için başımıza gelmesi mi gerekiyor? İşte bu yazı tam da bunun için, faydalanmanız için.

İşte bir genç kızın anlattıkları. Psikolojik istismarın pençelerine, neredeyse çok geç olana kadar bunu fark etmeden yavaşça düşen bir arkadaş.

Psikolojik tacizle ilgili gerçekten yaşanmış bir hikaye

mutsuz kadın

Kendi kendimi bir hayalet yüzünden yaraladım. Benden daha yaşlı ve bilgeydi. Farkında bile değildim; onu görmedim. Ne yazık ki gözümü açıp gerçeği gördüğümde çok geçti.

Sadece kendim gibi hissetmek ve oğlumla mükemmel bir çocukluk deneyimi yaşamak istedim. Her zaman için özlem duyduğum “mutlu aile” fikrinin mümkün olduğunu düşündüğüm mükemmel çocukluk.

Hamile kaldığımda gerçekler yavaş yavaş beliriyordu. Bana kötü davranmaya, beni aşağılamaya ve her ufak şey için benimle kavga etmeye başlamıştı. Kendimi beceriksiz ve aşağı görüyordum. Onsuz ben kimdim ki?

Oğlum doğduktan sonra her şey daha da kötüleşti

Küçük oğlum doğduğunda işler daha da kötüleşti. Kucağımdaki bebekle bile bana saldırdı. O andan itibaren, mümkün olduğu kadar tartışmalardan kaçınmaya çalıştım. Onun öfke patlamalarından kaçtım, kendimi sadece “üzgünüm” diye ikna etmeme izin verin dedim. Daha sık oluyorlardı. Psikolojik taciz tuzağına yakalandım. Çoğu zaman, ben bunun için sorumlu hissettim. Kötü huylu, suçlu olan ben miydim?

Çalışmayı ve ev işlerine yardım etmeyi bıraktı. Biraz alkol alınca tamamen başka biri olurdu. Beni sözel olarak taciz etti, vurdu ve eline geçen ne varsa yakıp yıktı. Sadece bir şey kaldı, aklımdaki güzel aile tablosu. Her ilişkide kavgalar olur dedim kendi kendime.

Benimle kavgaya girişince onu durdurdum. Kendi anne babamın evinde bile hakaretler edip kavga çıkarıyordu. En kötüsü de yıkıcı davranışlar. Her gün daha da derinleşen bir yara.

Arkadaşlarım sayesinde gözüm açıldı

Yavaşça sosyal çevremi genişlettim. Yeni arkadaşlar edindim ve gördüm ki kavgalarımız aslında hiç de normal değilmiş. Tek yaptığı özgüvenimi yıkmakmış.

Biraz para kazanmak için çalışıyor, döndüğümde ise ev işlerini de yapıyordum. Yazları ise saatlerce çalıştıktan sonra birkaç saatliğine arkadaşlarıma zaman ayırabiliyordum. Onların desteği sayesinde sığınacak bir yer bulmuştum. Ama tekrar kış geldiğinde hapishaneme geri döndüm. Geçen her gün mutlu aile hayalim de gittikçe uzaklaşıyordu.
dostlar

Oğlum üç yaşına gelmişti. Kendime gerçek anlamda aynadan bir baktım. İyi görünmek için içimdeki istek tamamen sönmüştü. Neden? Çirkin ve yorgundum.

Daha otuzumda yaşlı hissediyordum. Her durumda bağırıp çağırıyor ve huzursuzluk çıkarıyordu. Gözlerim umutsuzluk ve üzüntüden kapalıydı, tıpkı aysız bir gecedeki bulutlu gökyüzü gibi.

Bunu bir uyarı işareti olarak düşündüm. Plan yoktu.

Farkında olmak bana daha çok acı verdi

Bu hayat ve bu sorumluluk için seçildiğimi düşünmeye ve hepsinin benim hatam olduğunu söylemeye başlamıştım. Herkese ilişkimiz hakkında yalan söylüyordum. Saçlarımın hormonal sebeplerden döküldüğüne insanları ikna etmeye çalışıyordum.

Bir gün bir şey oldu ve bedenim aklıma yeter dedi. Bir panik atak geçirdim ve daha da güçlendim. Bedenimin yavaşça işlevini kaybettiğini hissettim. İlk önce parmaklarım hissizleşti, sonra ellerim ve ayaklarım. Daha sonra yüzüm ve dilim, kollarım, bacaklarım… Nefesim düzensizleşti.

Bu kimsenin başına gelmesini istemeyeceğim bir şey. Vücudunuzun yavaş yavaş durduğunu hissetmek. Arkadaşlarım beni hastaneye götürdü ve bir gece müşahede altında kaldım.  O, eve çocuğumuzla birlikte yürüdü. Kasabadaki doktor hem arkadaşımdı hem de iyi bir psikiyatrist. Haftanın kalanında evinde kalıp huzur içinde iyileşmemi tavsiye etti.

“Hayır” demeyi öğrendim

Eve dönmeden 5 gün önce başladı iyileşme sürecim. Evin önündeki sundurmada oturuyordu. Gidip onu kucakladım ve şimdi daha iyiyim dedim. “Geri döndüm, daha iyiyim.” Dengemi kaybettirecek şekilde beni itti.

Bana bağırmaya başladı, ne dediğini anlamıyordum. Aniden onu bir daha duyamadım. Nasıl bağırdığını ve nasıl el kol hareketleri yaptığını izliyordum sadece. Bakışlarındaki şiddet ve öfke beni korkutmuştu.

Bana, çocuğuma ve yanımdaki arkadaşıma bağırıyordu. Aklıma gelen tek şey “koş” oldu. Ama 5 yaşındaki oğlumu almadan gidemezdim. Sırf beni incitmek için ona zarar verebileceği geldi aklıma. Bu yüzden dönüp onu da almalıydım. Ama hiçbir şey yapmadım!

Sonunda elimiz başımızda öylece kaldık. Arkadaşımın evine döndük ve sessizce durduk. Birkaç dakika sonra o geldi. İkinci kata çıktım ve onu gördüm.
kadına şiddet

Bir kere daha üzgün olduğunu söyledi

Ama artık çok geçti. Ruhumun derinliklerinden tek bir ses yükseldi. “HAYIR! Buna artık devam edemem. Seninle işim bitti.” Bu psikolojik tacizden kurtulmaya karar vermiştim.

Onu çok sevdiğimi ve bensiz mutlu olmasını istediğimi söyledim. Ayrılığın sonucunda ölüm tehditleri savurdu. Bu aşağılanma için intikam alacağını söyledi.

Hayır onu görmek bile istemiyoruz. Bizimleyken bize zarar veriyor. Kendiyle birlikte beni ve oğlumu da aşağı çekiyor. İhtiyacımız olan tek şey ondan uzak durmak. Oğlumu kimsenin incitmesine izin vermeyeceğim. Kimse onun ruhunda böyle izler bırakamayacak. Bu bir anne olarak ona borcum. Onu çok seviyor ve korumak istiyorum.

Çünkü seven kişi psikolojik olarak karşısındakini incitmez.