Öfke Bizi Nasıl Hasta Eder?

Mart 4, 2018 İçinde Duygular 108 Paylaşıldı
öfkesinden kulaklarından duman çıkaran kadın

Öfke, bir insanın yaşayabileceği en güçlü duygulardan biridir ve birçok şekilde karşımıza çıkar: kızgınlık, nefret, hoşgörüsüzlük, üzüntü ve benzerleri. Bunların hepsinde ortak olan payda olarak rahatsızlık ve öfkelendiğimiz kişi ya da durumlar yüzleşme arzusu bulunur. Ve ister inanın ister inanmayın, öfke bizi hasta da eder.

Öfke hepimizin tecrübe ettiği bir histir. İlk başlarda, sağlıklı bir durummuş gibi gelir, sonuçta öfke, tehdit olarak algıladığımız kişi ya da durumlara karşı verilmiş olan bir tepkidir. İhtiyaçlarımızı ve arzularımızı ifade etmeye götüren ölçüde, kimliğimizi teyit eder. Aynı zamanda kendimizi savunma duygusudur. Bazen saldırganlıkla yüzleşmek için çabuk parlayan bir kararlılığa da ihtiyaç duyarız.

“Öfke için en büyük çare, öfkeyi ertelemektir.”

– Seneca


Ancak öfkenin de birçok olumsuz bir yönü olduğunu biliyoruz. Bu durum, çevremizdeki insanlar da olduğu kadar, bizim için de olumsuzdur. Olumsuzluk hali, öfkeli olup olmamamız ile ilgili değil, neden öfkeli olduğumuz, ne kadar öfkeli olduğumuz ve bu öfkenin sonuçlarının ne olduğu ile ilgilidir.

Bu his, bizlere o kadar derin bir şekilde nüfuz eder ki kalıcı bir durum haline dönüşebilir. Yani gerçekten hayatımıza zırt pırt karışabilir.

Öfkenin en kötü özelliklerinden biri, vücudumuzda bir dizi reaksiyona sebebiyet vermesidir. Eğer kendimizi sık sık öfkeli hissedersek, fiziksel ve duygusal olarak bir çok hastalığa davetiye çıkarmış oluruz.

öfkeden sıkılmış yumruklar

Öfke neden bizi hasta eder?

Öfkenin vücudumuz üzerindeki etkileri oldukça şaşırtıcıdır. Bu bağlamda, üç tip reaksiyon vardır: bedensel, bilişsel ve davranışsal. Tehdit altında olduğumuzda ve saldırmaya hazırlandığımızda, bu reaksiyonlar devreye girer. Fizyolojik reaksiyonları şu şekilde sırayalabiliriz:

  • Kalp hızı artar.
  • Solunum hızlanır.
  • Kan basıncı yükselir.
  • Kaslar gerginleşir.
  • Adrenalin, noradrenalin ve kortizol seviyeleri yükselir.

Ardından meydana gelen olay ise, iç ve dış bilgileri (bilişsel tepki) işleme yeteneğimizin azalmasıdır. Sonunda, tüm bunların hepsi sözlü veya fiziksel saldırganlık da dahil olmak üzere, bir davranış haline dönüşür. Başka bir deyişle, olası şiddet.

Bugüne kadar öfkenin üç türü tespit edilmiştir: Bunlar;

  • Saldırıya uğradığımız veya kapana kısıldığımızda, hızlı veya ani öfke.
  • İçerleme ile aynı seviyede olan ve zaman yayılan sabit ve kasıtlı öfke.
  • Sıklıkla davranışlar aracılığı ile kendini belli ettiren ve bireyin kişiliğinin bir parçası galine gelen tekrar eden öfke.

Öfke bizi nasıl hasta ediyor?

Birçok çalışma, öfkenin fiziksel sağlığımız üzerindeki zararlı etkisini ortaya çıkarmaktadır. Atlanta’daki Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinde (the Center for Disease Control and Prevention) yapılan bir araştırmaya göre, tekrarlayan öfke durumunda olan bireylerde inme riskinin daha yüksek olduğu görülmektedir. Uzmanlar 14 binden fazla katılımcı üzerinde yaptıkları çalışmalarda, öfkeli oldukları zaman dilimi daha uzun olan insanların inme riskine karşı daha savunmasız olduklarını göstermektedir.

sinir hücrelerini gösteren bir fotoğraf

Aynı çalışmada, en sinir bozucu kişilerin ise, daha kırılgan bir bağışıklık sistemine sahip oldukları ve dolayısıyla bulaşıcı hastalıklara yakalanma risklerinin daha yüksek olduğunun altı çizilmiştir. Adrenalin gibi hormonların seviyesinin artmasının da, kan pıhtılaşmasına neden olduğuna ve kan damarı duvarlarını zayıflattığına dair kanıtlar da bulunmuştur.

John Hopkins Tıp Fakültesi de, sonraki yıllar içerisinde bir kıyaslama yapmak maksadıyla, 16 yıl boyunca 1.100 öğrenciyi kapsayan bir çalışma gerçekleştirdi. Çalışmanın sonucuna göre, çabuk öfkelenen insanların, kalp krizi geçirme ihtimalinin üç kat arttığı ifade edilmektedir. Başka bir araştırma ise, öfkenin vücuttaki yağ seviyesini arttırdığını ve ağrıya duyarlılığın önemli derecede yükseldiğini gösteriyor.

Zehirli bir duygu

Öfkenin vücudu zehirlediğini görmek çok da zor olmasa gerek. Fiziksel etkileri hemen hissetmeyebiliriz, ancak bu duyguyu çok uzun bir süre hissedersek, maalesef sonuçları geri dönülmez olur.

Öfkeli olmak kesinlikle çok kötü bir durum değildir: öfkeli olmaktaki ana fikir, bireyin kendini korumasına yönelik bir iç güdüsel tepkidir. Öfkenin olumsuz tarafı ise, o enerjinin tümünün kendini ifade etmesine izin verdiğimizde, bizim kontrolden çıktığımızdır. Asıl sorun, öfkeyi yönetemediğimiz zamandır.

Tüm bunlarla başa çıkamamak dışında, bunu yapmanın olumsuz bir yolu da vardır. Yani, öfkenizi tamamen içinizde tutmak gibi. Bu durumda, her an patlamaya hazır bir düdüklü tencere gibi ortalarda gezersiniz.

tütsü yakan kadın dumanı ile rahatlıyor

Öfkeli olduğumuz zamanlarda, yapabileceğimiz en iyi şey, bilinçli bir şekilde kendimizi içinde bulunduğumuz durumdan uzaklaştırmaktır. 10’a kadar saymak gerekir bazen ya da 15 veya 20’ye. Ayağa kalkın bir iki yürüyün ve derin bir nefes alın. Kendinizi tekrar sakin hissettiğinizde, sizi delirten şey hakkında, kırıp dökmeden açık bir şekilde konuşun.

Son olarak, bu tür durumlarda, mevcut durumla ilgisi olmayan ancak öfkenizi besleyen faktörleri belirlemeye çalışmak da yardımcı olabilir.

Bunlar da ilginizi çekebilir