Primal Yara: Çocukluk Travmalarının Etkisi

· Temmuz 3, 2018

Primal yara (birincil yara olarak da bilinir) çözülmemiş bir travmadır. Bağlanma ihlali, bir çocuk ve ebeveynleri arasındaki bu temel bağın ihlali ile ilgilidir. Karşılanmayan duygusal ihtiyaçların ele verilmesidir. Bu acı erken yaşta ortaya çıkar ve çözülmez. Erişkinliğe eriştiğimizde acıyı uyuşturmaya çalışırız, ama yine de bizi koşullandırmaya devam eder.

Psikanaliz perspektifinden psikoloji dünyasındaki en yaygın terimlerden biri, travmanın yanı sıra yara figürüdür. Freud bize, bu psikolojik yaraların dışarıdan içeriye doğru gittiğini açıklamıştır. Bunlar en samimi ilişkilerimizde, özellikle de çocukluğumuzda ortaya çıkar. Zamanla yok olmaktan ziyade bu yara hayatta kalır, gizli olmaya devam eder ve varlığımıza girer. O zamandan bu yana daha fazla katman oluşturur ve hayatımızın herhangi bir alanına ulaşabilir.

“Kimsenin göremediği o yaradan daha büyük bir genişlik yok.”

– Miguel Hernandez

İlk deneyimlerimiz

Sigmund Freud ve kızı Anna Freud ilk kez, kişiliğimizin gelişimindeki erken deneyimlerin aşkınlığını ortaya koymuştur. Daha sonra, 90’lı yıllarda, aynı konuyla ilgili önemli bir kitap ortaya çıktı. Primal Wound adlı kitap, Freud’dan çok daha ileri giden bir realiteyi ele alıyordu. Bu kitapta, evlat edinilen çocukların yaşadığı sessiz ve görünmeyen ama kalıcı olan travmadan söz ediliyordu.

Kitabın yazarı Nancy Verrier, kırık bağ hakkında önemli fikirlere işaret etti. Bunlar, ihlal edilen ya da genellikle insanların yetişkinliklerine sürüklenme eğiliminde oldukları bilinçsiz yaralar. Bunların hepsi, çok eksik olan bir çocukluğun bir sonucudur.

acı çeken çocuk

Primal yara nedir?

İnsanların sadece besinlerin ötesine geçen bir ihtiyacı vardır. Bir çocuk dünyaya geldiğinde, her şeyden önce korunmuş hissetmek, sevgiyle kucaklanmak ister ve desteklenmeye ihtiyaç duyar. Sevgi bizi bu dünyaya yerleştirir ve bizi besler. Sevgi, dostça bir ortamda güvenli bir şekilde gelişmemize, büyümemize yardımcı olur. Birisi için önemli olduğumuzu bilerek bu dünyaya geliyoruz.

Bundan dolayı, bir psikolog ya da terapist hastasıyla ilgilenirken, empati ve yakınlığın daima elle tutulabildiği bir ortam yaratmaya da çalışacaktır. İnsanların bu tip besinlere ihtiyacı vardır. Onları algılayamıyor ya da hissedemiyorsak, beynimiz neredeyse anında tepki verir. Şüphe, korku ve gerginlik ortaya çıkar.

Bu, çocuğun samimi bir bağ hissetmediğinde yaşadığı şeydir. Ebeveynler, duygusal veya fiziksel olarak erişilemez olduğunda primal yara, çocukların yaşamları üzerinde iz bırakır. Bu bebeğin ve birkaç sene sonra bu çocuğun aklı, yavaş yavaş anksiyete, açlık, duygusal isteksizlik, boşluk, yalnızlık, kayıp ve koruma eksikliği tarafından işgal edilir.

yetişkin ve bebek

Anne ve çocuk

Primal yarayı neredeyse evrimsel bir saygısızlık olarak anlayabiliriz. Her insanın içinden geçtiği bu “hominizasyon” süreci, her şeyden önce, gerçek bir sevgiden ve anne-çocuk arasındaki sürekli yakınlıktan gelir. Unutmamak gerekir ki, bir bebek olgunlaşmamış bir beyinle dünyaya gelir ve büyümeye ve gelişmeye devam etmek için ebeveynin cildine dokunuşa ve o özel bağa ihtiyacı vardır.

Eğer bu süreçte bir şey başarısız olursa, yani yaşamımızın ilk üç yılında bir şey olursa, görünmez ama derin bir kırılma yaşanacaktır. Kimsenin göremediği bir yaralanmadır. Gelecekte bizi hayatımızın farklı yönlerinde büyük olasılıkla güçsüzleştirecek olan yaralanma. Bunlardan bazıları:

Primal yaranın etkileri

Bağlama ya da bağlanma çalışmalarında referans kılavuz olarak kabul edilen çok ilginç bir kitap var. Bu psikologlar Jude Cassidy ve Phillip R. Shaver tarafından yazılmış olan Bağlanmanın El Kitabı (”The Handbook of Attachment) Bu kitapta yazarlar, insanın amacının kendini gerçekleştirmek olduğunu iddia ederler. Amacımız, aşmak, güvenli bir şekilde ilerlemek ve kişisel ve duygusal büyümemizi teşvik etmektir. Bu sayede kendimiz ve başkalarıyla birlikte tam bir hayatın tadını çıkarabiliriz.

Bunun gerçekleşmesi için en önemli şartlardan biri, ilk yıllarımızda, ihtiyaçlarımıza güvenli, olgun, yakın ve sezgisel bir bağlılık sağlamaktır. Ancak bu olmazsa, o zaman bu primal yara gelişebilir ve bununla birlikte aşağıdaki sonuçlara yol açabilir:

  • Güvensizlik ve düşük benlik saygısı.
  • Dürtüsellik, duygusal kötü yönetim.
  • Çeşitli psikolojik rahatsızlıklara yakalanma riskinde artış.
  • Sağlam sevgi ilişkileri kurmada zorluk.
  • Bir “hayatta kalma kişiliği” gelişir. Özerkliği ve güvenliği göstermeye çalışıyoruz, ancak boşluk hala devam ediyor. Bu insanların izolasyon ve yalnızlık zamanlarına ihtiyaç duyması yaygındır. Diğer zamanlarda ise yakınlık ararlar ama bu yakınlık samimi olmayabilir ve hatta onlar için zararlı olabilecek türden olabilir .
içine kapanmış adam

Primal yaramız nasıl iyileşir

Bu durumlarda yapılacak en uygun şey profesyonel yardım talep etmektir. Son yıllarda, EMDR (Göz Hareketleri Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme) gibi terapiler daha önemli hale gelmektedir. İnsanların farklı travmatik deneyimleri ve çocuklukta yaraları ortaya çıkarabilmesi, onlardan bahsetmek, onları tanımak ve onlarla daha iyi başa çıkabilmek için farklı türde uyarım ve bilgi işlemlerini birleştiren bir tekniktir.

Ayrıca birincil yarayı tedavi etmek ve iyileştirmek için kullanılmaya meyilli temel stratejileri de göz önünde bulundurmak gerekir. Bu stratejiler:

  • Gizli duygularınızın farkında olun ve onlara bir isim verin
  • Karşılanmamış ihtiyaçlarımızı (sevgi, destek, koruma eksikliği, empatik yakınlık vb.) yüksek sesle söyleyin. Bu ihtiyaçları “meşrulaştırmalıyız” ve onları bastırmamalıyız.
  • Çocukluğumuzda hissettiğiniz yalnızlığa dikkat edin. Bunu korkmadan, öfke olmadan ve utanmadan yapmak zorundayız. Bazı insanlar çocukluklarında yaşanan boşluğu düşünmekten kaçınırlar. Onlara hissettirdiği tüm sancı ve rahatsızlıklardan dolayı o acı dolu yılları düşünmemeyi tercih ederler. Yaralı benliğimizi, yeterince şefkat ve korumaya sahip olmadığı için hâlâ öfke dolu olan o parçamızı aydınlatmalıyız.
  • Hiçbir şeyin sizin hatanız olmadığını anlayın. Kurbanlar, hiçbir şeyden suçlu değildir.
  • Üzüntü ve içsel duygularınızı serbest bırakmanıza izin verin.
  • Kendinizi değişime yöneltin, kendinizi dönüştürmek ve iyi hissetmenize neden olabilecek bir değişiklik için sorumluluk alın.
üzgün kadın

Affetme

Son olarak, uzmanlar, primal yaranın ve onunla birlikte gelen travmanın nasıl üstesinden gelip başa çıkılacağı konusunda, bizlere affetmeyi öneriyorlar.

Ebeveynlerimizi affetmek onları suçluluktan muaf tutmaz, ancak kendimizi onların etkisinden kurtarmamızı sağlar. Sadece olanları kabul etmek, acı çektiğimiz her şeyin gerçekliğini kabul etmekle ilgilidir bu. Fakat aynı zamanda, bağışlayabilmek, acı çemberini kırmamızı ve kalplerimizin üzerindeki yükü serbest bırakmamızı sağlayacaktır. Acı, öfke ve dünün hatıralarından kurtuluruz.

Bunu dikkatli bir şekilde ele alalım. Primal yara konusu kesinlikle büyük ilgi uyandırıyor ve bu karmaşık psikolojik gerçekliği anlamaya çalışırken zaman harcamaya değer.