Patolojik Keder Terapisi: Nasıl Elveda Denir?

· Mart 24, 2018

Sevdiğimiz birini kaybetmek son derece acı veren bir deneyimdir. Bu olay, bir gün hepimizin başına gelecek olsa da, tüm insanlığın bu acı ile başa çıkacak gereksinimlere sahip olduğunu söyleyemeyiz. Bazen bu süreç kronik ve ciddi bir sorun haline gelebilir.

Araştırmacılar, bu tür kronik bir sorunun, bir kişinin yas dönemindeyken % 10 ila 20 oranında meydana geldiğini tahmin ediyor. Bu vakalar için, farklı araştırmalarla desteklenen ve bizlere acıdan kurtulmak için yardımcı olabilecek farklı teknikler de vardır.

Bugün, teknikler arasından yönlendirilmiş keder hakkında konuşacağız. Bununla birlikte, konuya giriş yapmadan önce, normal üzüntüyü, patolojik kederden ayırmamız gerekir. Sorduğumuz soru şu: ne dereceye kadar acı çekmek normaldir?

Normal keder ve patolojik keder

Yas ya da keder, fiziksel, duygusal ve sosyal boyutta ortaya çıkan bir dizi tepkidir. Bunlar,  değer verilen ve önemli birini kaybı ile tetiklenir; bizim durumumuzda, sevilen birinin ölümü ile.

Semptomlar, yoğunluk ve süre bazında değişiklik gösterir. Bazı durumlarda ömür boyu sürer. Her durumda, bunun, başlangıç için, ayarlanabilir (yani iyi) bir tepki olduğunu unutmayın.

Keder, üzüntü ve kaygı en sık görülen duygulardır. Yalnız olma korkusu da yaygındır. Ayrıca, bireyin kendini suçlu hissetmesi ve çevreye karşı ilgisiz bir hale bürünmesi de olasıdır.

Bu belirtiler normaldir, ancak altı aydan bir yıla kadar ortadan kaybolmaları gerekir.

depresyondaki kadın ağlıyor

Duygusal tepkiler, çok daha yoğun bir seviyeye çıkarsa, günlük yaşamı kalitesi düşmeye başlar. Ve bir yıldan uzun sürecek olursa, patolojik keder dediğimiz durumdan muzdarip olabilirsiniz.

Burada, halüsinasyonlar veya intihar düşünceleri gibi, olağan dışı keder belirtileri ortaya çıkar. Patolojik keder, genellikle karmaşık bir yapı içerisinde hareket eder ve başka davranışlara da neden olabilir. Bunlara, bireyin kendini  sosyal çevresinden bilinçli olarak koparması, kendine bakmaması veya zararlı madde kullanımı dahildir. İşte o zaman, keder terapisi ve profesyonel yardım gibi seçenekleri düşünmeliyiz.

Keder tedavisi: iyileştirici stratejiler

Uzmanlar, patolojik kederin tedavisinde hem bireysel hem de grup terapisi uygular. Bazı durumlarda, her ikisini de kullanmak daha etkili sonuçlar verebilir. Tedavi, bireylere, çektikleri acı ile başa çıkacak yollar sunarken, aynı zamanda, sosyal açıdan yalnızlıklarını da sona erdirmek için destek olmaktadır.

Her iki durumda da, keder terapisinin asıl amacı, vefat eden kişiyi unutturmak değil, yas tutma sürecinin kimyasını değiştirerek; merhumun hatırasının bir engel yaratmamasını sağlamaktır. Bu nedenle, bu terapinin temel hedefleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Merhum ile ilgili olarak duyguların ve anıların ifade edilmesini kolaylaştırın. Genellikle kişi ne hissettiğini veya ne düşündüğünü  kelimelere dökmeye çalışmaz. Bu durum da, kaybın üstesinden gelmeyi zorlaştırır.
  • Merhumun vefatına neden olan sebepleri konuşun. Meydana gelen ölümün nedenine göre (intihar, beklenmedik bir kaza, terör saldırısı vs.) hissedilen acı, daha da derinlere batabilir. Bu konuda konuşmak, bireyin kendini yalnızlaştırma çalışmalarını engelleyip, durumun gerçekliğinin kabulü kolaylaştıracaktır.
  • Günlük sorunları çözmek ve normal günlük yaşama uyum sağlamak için terapiyi, hastanın hayatının merkezine alın. Küçük, günlük adımlar büyük sonuçlara temel hazırlayabilir.
  • Hastayı geleceğe doğru yönlendirmeye çalışın, günlük yerine getirilmesi gereken işleri azar azar hayatına aktarmaya bakın. Bu durum, hastaya, her şeye rağmen bazı şeylerin hala iyi gittiğini hissettirir.

Yönlendirilmiş keder

Psikologlar, bu tür bir terapi yöntemini, bireyin kendisi ile ilgilenmediği, duygusal olarak sınırlar çektiği ve gece kabuslar ile uyandığı patolojik kederden muzdarip insanlarda kullanır.

Bu gibi durumlarda, yönlendirilmiş keder yöntemi işe yarayabilir. Bu yaklaşım, hastayı, özellikle merhum kişi ile paylaşılan anılara maruz bırakmaktan ibarettir.

Örneğin, terapistler, hastalarına özellikle eski mektupları okutup, merhum ile çekilmiş fotoğraflara baktırır. Nasıl olursa olsun, buradaki amaç, yıkıcı duygusal engellemeyi ortadan kaldırmaktır.

Bu tür bir terapinin işe yaramasını sağlayan temel mekanizma, tepkiyi üreten uyarıların tekrar tekrar ortaya çıkartılması ile koşullandırılmış duygusal tepkinin (yani kederin) zayıflatılmasıdır.

Yani, hissedilen duygu azalana kadar, hastayı üzüntüye neden olana duyguya maruz bırakıyoruz.

Tekrarlanan maruz kalma, hastanın tercih ettiği şekilde yapılabilir, ancak merhumun anılarını geri getirdiği için hasta bazı durumlardan kaçınabilir.

Örneğin: sinemaya gitmek, seyahat etmek, akşam yemeğine çıkmak gibi eylemler. Bu gibi durumlarda, etkinliğin memnuniyeti de tedavinin başarısının belirleyen mekanizma olarak hizmet edecektir

fotoğraf çerçevesine sarılmış insan

Patolojik kederden kurtulma göstergeleri

Keder tedavisinin işe yarayıp yaramayacağını nasıl bileceğiz? Patolojik kederden kurtulmayı bilenlerin davranışlar nelerdir? İşte bir dizi iyileştirici gösterge veya sinyaller:

  • Kişi, iştah ve uyku gibi normal biyolojik ihtiyaçlarını tekrar kazanmıştır.
  • Gülümsemeler veya sarılmalar gibi ifadeleri yeniden ortaya çıkar.
  • Birey, yeniden eğlenceli şeyler yapmaya başlar, sosyal hayatını düzene sokar ve başkalarına yardım etmek için gönüllü faaliyetlere dahi katılır.
  • Merhum kişinin anıları, kişisel hikayelerinin bir parçası olarak zaten hayatlarına giriş yapmıştır. Artık bu durum, aşırı olumsuz duyguları tetiklemez. Merhum ile paylaştığı mutlu mesut zamanları yad eder.
  • Günlük yaşamın keyfini çıkarır ve geleceğe yönelik hedefler koyar.

Kısacası, keder, kişisel gelişim gerektiren, normal bir süreçtir ve her zaman kolaylıkla atlatılması mümkün değildir. Her koşulda, patolojik kederin ne olduğunu ve bunun nasıl tedavi edilebileceğini bilmek, acılara elveda dememize ve bütün bunlar ile yüzleşmemizi kolaylaştırabilir. Dahası, ihtiyaç duyduğumuzda profesyonel yardım aramamıza da yardımcı olabilir.