Paradoksal İletişim: Anlamanın 6 Yolu

· Kasım 18, 2018

Neden bazen beynimizde evet dediğimiz halde hayır dermiş gibi duyarız? İstediğimiz şey çok açıkken neden sessiz kalmayı ve bir şey söylememeyi seçeriz? Bunun sebebi paradoksal iletişimdir.

Günden güne kendimizi birçok ilişki içine dalmış şekilde buluruz. Bu yüzden, insan iletişiminin temeli ve amacında birbirini anlamak yatar. Peki ya bu gerçekten bu kadar zor mu?

Evet ama hayır ve tam tersi

Diğer insanlarla kurduğumuz ilişki büyük ölçüde iletişim kurma şeklimize bağlıdır. Yani, söylenmeyen şeyler, varsayımlar, yalanlar ya da belirsizlikler, iyi bir iletişimin en iyi dostları değildir.

Ayrıca, paradoksal iletişim, tutarlı sözlerin birbiriyle çelişir duruma gelmesi demektir. Böyle söylenince karışık gelse de aşağıda vereceğimiz bir anne kız arasında geçen diyalog daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır:

  • “Hayatım, masayı hazırlamama yardım et”
  • “Anne, belki akşam yemeğe kalmam diye düşünmüştüm. Arkadaşlarımla sinemaya gitmeyi düşünüyorum, olur mu?“
  • “Yani, sen bilirsin…”
anne kız oturuyor

Aslında anne, kızının yemeğe kalmasını istiyor ama sözleri bu kararı kızına bırakıyor gibi duyuluyor. Kadın bir şey hissettiği halde aksini söylüyor ve kızın aslında annesinin ondan kalmasını istediğini çıkartmasını bekliyor. Bu da annenin gizli isteği ve gerçek sözleri arasında içsel bir çatışmaya sebep oluyor. Yapacağı şey annesini etkileyecek ve ilişkide bir değişime yol açacaktır. İşte bu paradoksal iletişime bir örnektir.

Eğer anne gerçekten içinden geçeni söyleseydi bu şöyle bir şey olurdu:

“Hayır, burada kalıp akşam yemeğini bizle yesen daha iyi olacak. Arkadaşlarınla sinemaya başka bir gün gidersin.”

Her gün bu dinamiğin farkında olamadığımız durumlara giriyoruz. Önemli olan şeyin verilen mesajın içeriği olmadığı çok açık. Asıl önemli olan arkasındaki niyet.

Paradoksun bir özelliği de belirsizlik

“Söyle bana ve sakinleşeyim”, aslında “söylediğin ya da yaptığın hiçbir şey beni sakinleştiremez” demektir. Yani tamamen tersi.

Paradoksal iletişim, aynı mesajın ne kadar farklı şekillerde anlaşılabileceğini gösterir. Karşımızdaki insanın niyetinden şüphe duyarız ve söylediği şeyleri canımız istediği şekilde ya da işimize yarayacak şekilde anlarız.

Bizim anladığımız şey ve karşı tarafın iletmek istediği şey her zaman kesişmeyebilir. Ya da belki kesişir. İşte burada belirsizlik, kafa karışıklığı ve yanlış anlama devreye girer.

Söylediğimiz şeyle ilgili ne kadar net olursak, belirsizliğe de o kadar az yer bırakmış oluruz. Bu sayede diğer insanlarla iletişimimizin kalitesi de artmış olur.

Watzlawich’in yanlış anlama teorisinin arkasındaki mantık

Paul Watzlawick, psikoterapi alanında çok önemli bir psikolog ve teorisyendir. Yaptığı araştırma, bazen üstiletişmi anlamanın neden çok zor olduğunu ve tersini yapmanın neden kolay olduğunu açıklamaya çalışmıştır: iletişim kurmaktan kaçınmak. Bunu anlamak için, aşağıda bahsedeceğimiz beş iletişim aksiyomunu bilmek iyi olacaktır:

  • “Bir kişi iletişim kuramaz”. İletişim her zaman meydana gelir. Bazen istemediğimiz mesajları bile dışarı vererek iletişim kurarız. Sessizlik de bir iletişimdir.
  • Tüm iletişimlerde bir içerik seviyesi (ne hakkında konuştuğunuz) ve de ilişki seviyesi (iletişimin bağlamı) vardır.
  • Bir ilişkinin doğası, her bir insanın arasındaki iletişime bağlıdır: iletişim süreci bir geri bildirim sistemidir, bir verici ve alıcı vardır.
  • İnsan iletişiminin iki formu mevcuttur: dijital ve analog. Bu ikisinden aşağıda daha detaylı bahsedeceğiz.
  • İletişim kurmak simetrik ya da tamamlayıcı olabilir. Bu durum, ilişkinin eşit olup olmamasına bağlıdır.
sırt sırta vermiş adamlar

İnsan iletişiminin iki türü vardır

Watzlawick için, aynı içeriği ifade etmek için iki tür dil vardır: analog ve dijital.

  • Dijital: söylenen şey. Bununla kastedilen bilgisayarlar değildir. Bu, mesajın kendisini anlatmaktadır. Anlaşılan, direkt ve anlam çıkarılması gerekmeyen bir mesajdır. Bir insan, “Daha çok sevilmeye ihtiyacım var”, “Çok mutlu hissediyorum” ya da “Bana değer vermeni istiyorum” dediğinde bu olur. Bu tip bir mesajı yorumlamak zorunda kalmazsınız. Anlam ve sözler birbirini net bir şekilde karşılar.
  • Analog: kastedilen şey. Sözlerin arkasında nasıl bir niyet ya da arka plan vardır? Bu tip bir iletişim alt anlamları okumayı gerektirir.

Daha önceki örnekte anne, kızına iki tür iletişim aktarır:

  • Dijital: “Evde yemeğe kalmak ya da sinemaya gitmek senin seçimin.”
  • Analog: “Burada kal, çünkü senden bunu beklediğimi biliyorsun.”

Çifte bağ teorisi

İletişim türleri birbiriyle eşleşebileceği gibi aynı şekilde birbiriyle çelişebilir de. Dil ve kelimeler kendi başına çift anlama sahip değildir. Bu ikinci anlamları biz yaratırız.

Bateson, Jackson, Haley ve Weakland gibi yazarlar, bu konseptle yakından ilgilenmiştir. Burada bir çifte bağın varlığından bahsederler. Bu paradoksal iletişimi, şizofreni teşhisi konmuş hastalar üzerinde çalışmışlardır.

Çalışmalarının sonucunda, ailedeki iletişimin ve aile kavramının bu hastalığın ortaya çıkması ve gelişiminde nasıl etkileri olduğunu açıklamaya çalışmışlardır. Bu çifte bağı, aşağıdaki özelliklere sahip olan hastalıklı bir ilişki olarak tanımlamışlardır:

  • Çok yoğun ya da duygusal olarak ağır bir durum olunca meydana gelir.
  • Paradoksal bir iletişim söz konusudur: birbiriyle çelişen iki mesaj aynı anda verilir. Çoğunlukla birisi sözlü olarak verilirken diğeri sözsüz olarak verilir. Daha önce bahsettiğimiz (analog ve dijital) mesajlar birbiriyle eşleşme göstermez.
  • Mesajı veren ve alan kişi arasında eşit olmayan bir güç ilişkisi mevcuttur. Mesajı veren kişi, alan kişinin mesajı deşifre ederek bu çelişki üzerinde konuşmasına engel olur. Aynı şekilde, kişiye hareket alanı da bırakmaz. Bu kişi, ne yaparsa yapsın bu zor durumda sıkışmış olarak kalır.

Çifte bağ teorisi nasıldır?

Bateson, çifte bağı çok etkileyici bir örnekle göstermiştir. Büyük kardeşin küçük kardeşi sürekli rahatsız ettiği bir aile göstermiştir. Bir de bunun üstüne, küçük olan kardeş çekingen bir çocuktur.

Bu zorbalık öyle boyutlara varmıştır ki küçük kardeş bunu hissettiğinde huzursuzluktan ve rahatsızlıktan dolayı çığlıklar atmaya başlamıştır. Olması gereken sonuç büyük olan kardeşin bunu yapmayı bırakmasıyken, aile bağırdığı için küçük çocuğu cezalandırmayı seçmiştir.

Bu durumda çocuk birbiriyle tamamen çelişen iki mesaj almaktadır. Bir taraftan, kabul edilmek (ve zorbalığa maruz kalmamak) için hislerini ifade etmesi gerektiğini düşünür. Diğer yandan da, başka bir şekilde kabul edilmek (ailesine gösterirse doğacak olan sonuçlar) için de hislerini ifade etmemesi gerektiğini düşünür. Peki hangisini yapmayı seçecek?

Bu çalışmayı yapan yazarlar, çifte bağın işlevsiz ve dengesiz bir iletişim türü olduğu ve insanların kafasını karıştırır ve onlara zarar verdiği sonucuna varmıştır. Mesajı alan kişi ne bekleyeceğini bilmez ve bu da kişinin diğer insanlarla ve kendisiyle ilişki kurmasında birçok bozukluk ve zorluğa yol açar.

kızına kızan baba

Sizin de gördüğünüz gibi, paradoksal iletişim ve çifte bağlarla çevriliyiz. Örneğin, “bunu okuma” yazan bir tabela görünce, ya da size “daha spontane olma” ya da “bu kadar itaatkar olma” denildiğinde. Tüm bunlar söylenen şeyin tam tersi olan sonuçlar bekleyen mesajlardır.

Bu videoyu izlemenizi öneririz. Burada, aile bağlamında paradoksal iletişim ve çifte bağa dair örnekler verilmektedir.

Paradoksal iletişim çiftler arasında nasıl anlaşmazlıklara sebep olur?

Romantik bir ilişkide problemler ortaya çıkmaya başladığında, genellikle bunun kaynağı ortak iletişim eksikliğidir. Tıpkı ailemizde olduğu gibi, partnerimize de nasıl hissettiğimiz ya da ondan ne beklediğimiz konusunda çelişkili mesajlar göndeririz.

  • Eş: “Bugün işte çok yorucu bir gün geçirdim. Ve bunun üzerine çocuklar oynarken salonu tamamen dağıtmışlar! “.
  • Diğer eş (düşüncesi): “Ne istiyor? Ben de eve yeni geldim ve ben de yorgunum. Umarım odayı benim toplamamı beklemiyordur.
  • Diğer eş (söylediği): “Peki neden odayı toplamıyorsun?

Adamın karısına söylediği şey aslında niyetini çok açık ediyor. Sadece karısının dolaylı yoldan ona odaı toplatmaya çalıştığını düşünmekle kalmıyor; ona tamamen alakasız ve kaba bir cevap veriyor.

Burada en iyi seçenek, adamın karısına: “Benim toplamamı mi istiyorsun? Sana yardım edebilirim, neye ihtiyacın var?” diye sorması olurdu. Ama o kendi inançları ve varsayımlarıyla kadının kendi temizlememek için ona bunu söylediğine karar verdi.

tartışan çift

Bu ilişkileri nasıl etkiler?

Bu, iki tarafın da asıl niyetlerini net bir şekilde iletmediklerini yansıtır. Buna ek olarak, paradoksal iletişim genellikle bir kerelik bir şey değildir, hatta kartopu etkisi vardır. Genellikle her konuşmada ortaya çıkarak artar ve ilişkide kronik bir sorun haline gelir.

Çift terapilerinde terapist, kişilerin bir yandan mimik ve jestlerle agresif eleştirilerde bulunurken bir yandan da düşmanlıklarını sözlerle gizleme çabasına tanıklık eder.

Bu paradoksun farkında olmak, sessiz kalsa bile karşıdaki kişiyi anlayabilmek, ne düşündüğünü bilmek bazen de işe yarar. Öte yandan, anlamaya açık olmadığımız diğer durumlarda ise çok zarar verici sonuçlar doğabilir ve büyük çatışmalar meydana gelebilir. Sağlıklı bir iletişim kurmada en önemli şey, öncelikle kendimizi anlamamızdır.

“Varsayımlarınız dünyaya açılan pencerelerinizdir. Onları arada bir silin yoksa ışık içeri giremez.”

– Isaac Asimov

Bibliyografi

  • Watzlawick, P., Bavelas, B. y Jackson, D. (2008). Teoría de la comunicación humana. Nueva York: Herder.
  • Cejalvo, J. (2009). La personalidad desde la perspectiva sistémica. En J. A. Ríos, Personalidad, madurez humana y contexto familiar. Madrid: CCS.
  • Mucchielli, A. Psicología de la Comunicación; Paidós Comunicación, págs. 115-117.