Ortak Problemimiz: Elimizdekiler Yerine Eksiklerimize Dikkat Etmek

Aralık 27, 2018

Günümüzde bir ortak problemimiz var: sahip olduğumuz şeylerden gerçekten zevk almıyor ve eksiklerimize fazla değer veriyoruz. Daha sonra özleyeceğimiz insanlara veya durumları çantada keklik sayıyoruz. Hedeflerimiz eksiklerimizden kaynaklansa da, gerçekten ihtiyacımız olmayan şeylerden ihtiyaç yaratmak bir hatadır.

Bazen sahip olmadığımız her şeye ihtiyaç diyor ve gerçekten zevk aldığımız şeyler ve durumlar ile sevdiklerimizi zorunluluk gibi görüyoruz.Ve böylece, hayal kurmayı tercih ederek gerçekten önemli olayları kaçırıyoruz, çünkü muhtemelen hayal ettiğimiz şeyler gerçek hayattan daha kolaydır.

Genel olarak, sahip olduklarımızdan gerçekten zevk almıyoruz. Bu, maalesef çoğu insanın yaşadığı ve bu yüzden ortak problemimiz dediğimiz bir durum. Bazı uzmanlar, sahip olmadığımız şeylere olan bu takıntıyı “kayıp parça sendromu” olarak adlandırıyor.

Hayattan zevk almak için her şeye sahip olmayı beklemeyin, her şeyin tadını çıkarmak için hayatınız var.

ortak problemimiz

İdealleştirmeyi bırakın ve hayattan zevk almaya başlayın

Bir hedefe ulaşmak ve ardından bir sonraki hedefi düşünmeye başlamak mantıklıdır. Ancak ortak problemimiz şu ki şu an sahip olduklarımızın tadını çıkarmıyoruz. Önemli olan bu. Beğensek de beğenmesek de şu an sahip olduğumuz tek şey ve gerçekten yaşamanın sırrı.

Farklı şeyler yaşamak arzusu insanda doğal bir eğilimdir, ama bu hayatınızı çekilmez hâle getirmemelidir. Öte yandan, motivasyon hayati ve hatta içgüdüseldir. Bunun negatif olması gerekmiyor. Bununla birlikte, bu hissi ve sahip olmadığımız şeyleri idealleştirme eğilimimizi birleştirirsek, bir tatminsizlik kuyusuna düşer ve paralel gerçeklikler yaratırız.

İdealleştirmek bizi aldatır. Bir şeyi isteriz çünkü onu elde ettiğimizde daha iyi hissedeceğimizi düşünürüz. Ne var ki yaşamadan bir durumun nasıl olacağını bilemeyiz. İdealleştirmek, körü körüne kabul etmek demektir. Tüm bunların farkında olmak, hayatınızın her gününün tadını çıkarmanın ilk adımıdır.

Elimizdekilerin ve ne olduğumuzun farkında olmalıyız ve yaşamın bize sunduğu şeylerin tadını çıkarmalıyız. Aradığımız ve istediğimiz şeylere dikkat etmeliyiz. Mükemmel durumlar yoktur, sadece aklımızda oynattığımız senaryolar var. İşte bu, sahip olmadığımız ya da başkalarının sahip olduğu şeyleri idealleştirildiğimiz ve eksiklerimizin devreye girdiği noktadır.

Bazen var olmayan bir şey yüzünden kendi gerçekliğimizi yaşamayı bırakırız. İdealleştirmek, hayal kırıklığına doğru ilk adımdır.

Ortak Problemimiz: Dikkat Etmemek

Dediğimiz gibi ortak bir problemimiz var: Sahip olduğumuz şeylerden çok az zevk alıyoruz çünkü dikkat etmiyoruz. Neye değer vermemiz gerektiğini bilmek, değer vermenin ilk adımıdır. Doğru şeylere dikkat etmek esenliğe bir pencere açar. Çevresindeki şeylerden zevk almayı bilen biri, yaşamın gerçek özünü öğrenmiştir.

Sahip olduklarımıza değer vermek ve onları takdir etmek, hem bizim ihtiyaçlarımızı hem de etrafımızdakilerin ihtiyaçlarını karşılamanın temelidir.

hayattan zevk almak

Şu eski hikaye bize, varoluşumuzun tüm olumlu yönlerini kaçırırken yaşayamayacağımız yüzeysel zevklere odaklanmamızın nedenini öğretir.

İngiltere’de bir kale vardır. Kurala göre turistlerin burayı ziyaret etmek için giriş ücreti ödemesi gerekmez. Bu durum pek çok turiste cazip gelmiştir. Yalnız, kaleye ücretsiz girmenin tek bir koşulu vardı. Turistler kaleyi ağızlarında kum dolu bir kaşıkla kaleyi gezmek zorundadır. Tur sırasında tek bir kum tanesi bile düşürmezlerse, ziyaretleri bedava olacaktır. Tüm ziyaretçiler hevesle bu meydan okumayı kabul eder ve kaleyi gezerler.

Sonuç olarak, çoğu ziyaretçi tur için ödeme yapmaz. Ancak, daha yüksek bir bedel ödediler: Kalenin içindeki hiçbir bir şeyin tadını çıkaramadılar. Turu, ağzında kumla dolu kaşıkla gezenlerin hiçbiri kalenin iç kısmını, değerli resimlerini ve mimarisini göremedi. Bunun nedeni, ağızlarındaki kum dolu kaşığa odaklanmış olmalarıydı.

Bu turistler gibi olmayın. Eksiklerinizi düşünmeyi bırakın ve sahip olduklarınızla hayatın tadını çıkarın!