Onarmadığınız Şeyler, Tekrarlanacaktır

Ağustos 22, 2017

Hoşlanmadığımız bir şeyi hayatımızdan uzak tutmanın sihirli bir formülü yoktur. Bizim için nahoş olmaya başlayan şeyleri her zaman uzak tutamayız. Hayatımızın belli noktalarında sevinci ve üzüntüyü yaşamak durumundayız.

Her şeyin daima iyi gitmesini istesek de böyle olması imkansızdır ve pratik değildir. Her gün, bizi gülümseten olaylar yaşamayız. Bizi üzen olaylar, büyük dersler de yaşatmıştır. Yeniden ve her seferinde ayağa kalkabiliriz. Bütün zorluklara dayanmamız için gerekli araçlara sahibiz.

“Şundan eminim ki, kaçarak, hele ki geçmişe doğru kaçarak elde edebileceğiniz hiçbir mutluluk yoktur.”

– Jorge Bucay

İşte tam da bu nedenle, bizi rahatsız eden şeylerle daima yüzleşmeli ve onları onarmanın bir yolunu bulmalıyız. Unutmayalım ki içimizde, kötü olaylarla baş etmeye yetecek büyük bir güç var. Dolayısıyla, olumsuzluklarla yüzleşip onları onarma ve tamamen kapatma gücüne sahibiz. Unutmayın ki bağlamadığınız açık uçlar, daima açılacaktır ve bunun belli sonuçları vardır.

Sizi üzen şeylerden uzak durmak istemeniz normaldir

Canımızı sıkan insanlardan kaçma isteği daima çok güçlüdür. İnsanlar olarak belli içgüdülere sahibiz. Bu içgüdüler, tehditler karşısında verilecek iki tepki olduğunu söyler: mücadele etmek ya da kaçmak. Fakat karşılaştığımız tehditlerin büyük bölümü, artık aslan ya da yılan değil. Dolayısıyla, daha karmaşık bir tepki vermemiz gerekiyor.

İçimizdeki umudu yitirdiğimizde en kolay çözümün kaçmak olduğunu düşünmemeiz tamamen anlaşılabilir bir şey. Bu arada zamanla sorunların aşılıp her şeyin eskisi gibi olacağını umarız. Bu durumda, tek istediğimiz şey, duygusal olarak yine iyi hissetmektir. Daha da kırılmaz riskiyle karşılaşmak istemeyiz.

“Bazı şeyler kırıldığında, onarılmalarını sağlayan şey, kırılmış oldukları gerçeği değildir. Bazı küçük parçaların kaybolmuş olduğu gerçeğidir. Bütün şekil artık bozulmuştur. Her şey değişmiştir.”

– Anonim

Bozulmak, ilk başta pek anlamadığımız bir iç değişikliğe işaret eder. Bizi derinden rahatsız eden bir değişimdir bu. Bu değişim, hak ettiği zaman ve önemi vermediğimiz takdirde rahatsız edici bir hâl alabilir. Kendimizi yeniden inşa etmeli ve bir kez daha onarmalıyız. Bu da geriye baktığımızda acının tekrarlanmaması için izlememiz gereken bir süreçtir.

Kaçtığınız şeyler, daima sizinle kalır

Bu sürece devam etmek zorundayız. Kaçmaya kalkarsak, er ya da geç peşimizden geldiğini görürüz. Başka bir şey hakkında düşünerek o şeyden kaçmayı denemişizdir. Ama ortadan kaldırmakta başarısız oluruz. Hala buradadır.

Kaçmak, muhtemelen yaşadıklarımızı farklı bir şekilde görmemiz ideal bakış açısını sağlar. Ve bu, iyi bir şeydir. En sonunda  daima aynı yere varırız. Acıya veda ederiz ve kendimizi dinleme isteğini buluruz. Bizi ilerletmeyen durumlar karşısında cesur olmaya karar veririz.

Öğrenmediğiniz dersler kendini tekrar etmez

Zamanı geldiğinde ve bizi rahatsız eden şeyi onardığımızda, ilk bakışta fark ettiğimizden çok daha fazlasını öğrenmiş olacağız. Her halükarda, tüm muhteşemliğiyle hayatla karşılaşmamızı sağlayan bu koşullar sayesinde güçlenmiş olacağız.

Bizi kısıtlayan şeylerin hayatımızda kalmasına izin vermemeliyiz. Aksi hâlde, ellerimiz ve ayaklarımız yere bağlanmış olur. İleri yürüdüğümüzü sansak da aslında olduğumuz yerde kalırız. Bu durumda korkaklık, problemden korkmak anlamına gelmez. Tam tersine, sorunun sizi yenmesine engel olmak için hiçbir şey yapmamak manasına gelir. Cesaret, canavalarınıza karşı durmak demektir.

“Arkamızda kavuşturulup bağlanmış ellerle, yaşadığımız bir hayattan gizli korkaklıkla, her tökezlemede ağzı kulaklarında, tüm umudunuz şansa kalmış olarak yaşanmış bir hayattan ne bekleyebiliriz ki?”

– Pablo Benavente

Şansa bıraktığımız her şey, kendini tekrar edecektir. Kendiliğinden şekillenmeye bıraktığımız her şey. Yeniden iyi hissedelim diye beklediğimiz her şey. En zayıf anımızda bizi çağırmaya devam edecektir. Sonsuza dek elveda diyene dek bizi bırakmayacaktır. Bunun için gerekirse ağlamamız ama mutlaka ”Başarabilirim.” dememiz gerek.