Olgun Bir Kadından Mektup

Ağustos 13, 2017

Olgunlaşmak, kendimizi kabul etmek ve her şeyden önce ‘kadınsı varlığımızla’ uzlaşmak demektir. Problemlerimiz yüzünden çıkışı göremediğimiz zor zamanları içerebilir. Ama olgunlaşmak, o zorluğu durumu lehimize çevirmek için bir çıkış noktası olarak kullanmak demektir. Özgürleşme ve güçlükleri aşma sürecidir.

Kadınlar olarak olgunluğun, toplumun kaçınmamız gerektiğini söylediği bir şey olduğunu biliyoruz. Gençliği idealleştirmek, yaşlanmaktan korkarak kozmetiklere başvurmak, tatminkar bir şekilde olgunlaşmamıza izin vermeyen bir sosyal yapının işaretleridir.

Olgunluğa yaklaşan bir kadın olarak ruhunuzla, özünüzle ve hatıralarınızla bağlantı kurabildiğiniz bir nokta bulmanız gerek. Bugün sizleri paylaştığı ve bizim de ders alabileceğimiz sayısız duygularla o ana dalmış bir kadın tarafından yazılmış değerli bir mektubu okumaya davet ediyoruz.

“İnsanın olgunluğu, oyun oynadığı çocukluk çağındaki ciddiyeti kazandı.”

– Friedrich Wilhelm Nietzsche

İnandığını savunan cesur kadınlar 

Sizinki kadar güzel bir cilde sahip dışı da içi de güzel kadın. İnandığınızı savunacak kadar cesur ama başka fikirlere de açık ve saygılı. Yaptığımız derin ve uzun muhabbetlerde böyle hissettim. Çocukların savunucusu… beni kalbine dinledin. Ruhumuzla konuştuk.

Daima yardıma hazır. Kendinden talepleri olan. Neşe dolu, eğlenceli, eşsiz bir tebessüm, şefkatli. Bütün bu özelliklerinle kalbimi kazandın. Titiz, dikkatli, asla hiçbir şeye muhtaç değil. Kendine sonuna kadar sadık. Her şeyden önce anne, aynı zamanda eş, kız kardeş, teyze, hala, kız evlat. Sonsuzu seven, küçük şeylere değer veren, insanların kalbini gören.

Elinizden gelen şeylerin sorumluluğunu alın 

Güçlü karaktere sahip ama aynı zamanda da seven ve acı çeken duygusal kadın. Hatırlıyor musun? Elinden gelen şeyerin sorumluluğunu al. Yapabileceğin daha fazla şey yok ve kendine iyi bakmazsan hasta olacaksın ki o zaman hiçbir şeye faydan dokunmaz. Hepimiz kendimizi kabul etmeli ve ilerlemeliyiz.

Ne yaptığın değil, kim olduğundur seni değerli kılan 

Seni düşünmek hoşuma gidiyor, bunun tadını çıkarıyorum ve yüzümde bir gülümseme beliriyor. Dokun, pürüzsüzlüğün, sunumun, emeğin ve tadınla tıpkı yaptığın turtalar gibi leziz ve eşsizsin! Kendi yolunu yürü ve asla moralini bozma. Sadece yaptığın şeyler değil, kim olduğun seni değerli kılıyor çünkü sen, sen olmasaydın, yaptıklarında bu kadar başarılı olamazdın. 

Duygularla dolu olarak o üçlünün hikayesini daima sevgiyle anacağım. Hayatı hatırlamak için dikilmiş bir ağaç. Beden yok olur ama ruh unutulmaz. Bunu bir yaprakla, kökte,tohumda ve bir yıldızda görebilirsin. Hatırlayan biri olduğu müddetçe o ağaç asla ölmeyecektir. Daima yeniden yaratılarak büyümeye deva edecektir.

Sana daha ne diyebilirim ki canım? Yollarımız kesiştiği için çok mutluyum. Yolumuzda daima iyi insanlar var… sadece onları görebilecek kadar iyi olman gerek ve sen de onlardan birisin. Seninkiyle birleşen ve asa yanından ayrılmayan pozitif enerjiyle dolu o kadar çok kucaklaşma var ki. Sana tüm yaşamımı ve anlayışımı sunuyorum. Sevgilerimle.

“Gerçekte kendini gerçekleştiren insanlar, yani yüksek seviyede olgunluk, sağlık ve tatmine ulaşmış insanların bize öğreteceği o kadar çok şey var ki bazen insandan farklı bir türe ait gibi gözüküyorlar.”

– Abraham Maslow