Kabul Ederek Öğrenme

Ocak 3, 2017

Hayatımızdaki en anlamlı değişiklikler, her şeyi olduğu gibi kabul etmemiz ile başlar. Bu kabulleniş, kendimizi ve hayatın bize sunduklarını da kapsar.

Her gün değişen hayatlarımızda, yapabileceğimiz tek şeyin, her şeyi olduğu gibi kabul etmemiz olduğu durumlarla karşılaşırız. Peki ya kabul etmeyi reddetsek ne olur?

Değişime direnirken, zaten hali hazırda meydana gelmiş ya da gelmekte olan ve kontrolümüzün dışında cereyan eden olaylara ve kaçınmamızın mümkün olmadığı durumlara karşı da bir mücadele içerisine giriyoruz. Bu tür bir inkar hali bize acıdan başka hiçbir şey vermez.

Kabul etmenin en açık şekilde gerekli olduğu durumlar, ölüm, aşk ve kalp kırıklığıdır. Çok sevdiğimiz birini kaybetmeyi ya da aşık olmayı nasıl inkar edebiliriz ki? Yine de bazen bunu yapıyoruz… Herhangi bir şekilde değiştiremeyeceğimiz bu gerçeklikleri görmezden geliyoruz.

Konu başımıza gelen olayların iyi veya kötü olması değildir. Bu durum insan olmanın doğası gereğidir. İster neşe ister keder versin, hissettiğimiz duygu, başımıza gelen olayın bizim için ne kadar anlamlı olduğunun bir göstergesidir.

“Hayata kendi şartlarını kabul ettirebilecek kadar güçlü değilsen, hayatın sana sunduklarını kabullenmelisin.”

-T.S. Eliot

kiz-cocugu-balonlar

Anlama ihtiyacı

Kontrolümüzün dışında gelişen olaylara karşı tepki vermek, bizi rahatlatacak bir takım açıklamalarda bulunmaya çalışmak doğal bir durumdur. Yaşamımızdaki her şeye bir anlam vermek ihtiyacı duyarız.

Unuttuğumuz şey ise, olayları anlama şeklimizin onları yorumlama biçimimizin, tecrübelerimizin ve kendimizi bunun bizim gerçekliğimiz oluğuna ikna etmek için kullandığımız açıklamaların bir soncu olacağıdır.

“Şaşırmak veya huşu duymak, anlamaya başlamaktır.”

-José Ortega y Gasset

Her bir doğru ve gerçek bizim içimizde olmasına rağmen, kelimelere ve nedenlere takılıyoruz. Oysa ki aradığımız şey hislerimizde saklıdır. Kendi bedenimizin bize göstermeye çalıştığı duyguya doğru ilerlemek, bize olanlara dair gerçeği kabul etmektir.

Aşk gibi belirli durumları açıklama için mantık yolu ile hareket etme eğilimi, kendi kendimize engeller koyduğumuz, gerçeği görmemize mani olan bir durumdur.

“Anlamak, üzerine hiçbir şey yazılmamış boş bir tablettir.”

-Aristo

Başımıza gelenleri kabul etmeyince ne olur?

Başa çıkmak istemediğimiz duygularımızı gömdüğümüz zaman, kendi varlığımızı da inkar etmiş oluruz. Bunu, üzüntümüzün üstesinden gelmek için ya da duygularımızın kaldırabileceğimizin çok üstünde bir acı vereceğinden korktuğumuz zaman yaparız.

Bunu yaparak kendi özümüzden vazgeçiyoruz. Özgür bırakılması ve tadına varılması gerekirken, birçok duygumuzu kafese kapıyoruz.

Bunu yaptığımızda, insanlığımızın hayati bir kısmını pas geçiyoruz. Kendi zayıflıklarımızı göz ardı ederek, kendimizi çok üstün zannediyoruz.

Vücudumuz bize, içimizde tuttuğumuz her şeyi (öfke, keder, kızgınlık, sinir, vb.) özgür bırakabilmemiz için uyarı sinyalleri vermekten sorumludur. Bunu yapmadığımız zaman, dışarı çıkması gereken enerji içimizde kalır, bu da hastalıklara ve rahatsızlıklara neden olur.

el-corak-toprak

Kabul etmeye giden yol

Kişisel gelişim ve öğrenme, duygularımızı ve hislerimizi, herhangi bir mantık muhakemesine tabi tutmadan, bastırmadan ya da başımızdan savmadan, oldukları gibi kabul etmeye istekli olduğumuzda başlar.

Mantığın, yaşadıklarımıza bir açıklama getirdiğini aklımızda tutalım ama bu açıklamaya takılıp kaldığımızda, bizi gerçekten uzaklaştırdığına da dikkat edelim.

Gerçek öğrenme, başımıza gelen her olaydan edindiğimiz duyguları hissetme ve kabul etme ile başlar.

Yaşamın doğal akışını takip ederek ancak bu şekilde değişebiliriz. Kabul etmeyi reddettiğimiz her şey bizi kendimizden uzaklaştırır.

Hayatımızdaki kaçınılmaz gerçekleri kabul ettiğimiz zaman, büyük üzüntü duyabiliriz. Ama bir şeyler hissetmek, hayata devam etmemizi, yeni maceralara yelken açmamızı ve kendimizi özgürleştirmemizi sağlar.

Yaşamımızdaki olayları olduğu gibi kabul etmeye başladığımız zaman, kendimizi de kabul etmeye başlayacağız. Hem kendimizi hem de diğer insanları affetmek için hazır olacak ve enerjimizle hayatımızda yeni bir sayfa açacağız.

“Mantık bana hiçbir şey öğretmedi. Öğrendiğim her şeyi kalbimle öğrendim.”

-Leon Tolstoy