Odysseus Efsanesi, Kurnaz Kahraman

17 Ağustos, 2020
Odysseus efsanesi, Yunan mitolojisindeki en anlamlı ve ilginç efsanelerden biri. Bu karakter zekası ve memleketine olan sevgisi ile tanınıyor ve sürgündeki eve dönme özlemini temsil ediyor.

Odysseus efsanesi, tüm Yunan mitolojisi kahramanlarının belki de en insani olanı hakkında. Zekasıyla popüler olan Odysseus, Homeros’un ünlü kitabı Odyssey’nin baş kahramanı. Bu kitap içerisinde, bu kahraman sayısız macera yaşar ve kurnazlığıyla her zaman için takdir edilir. Kahramanımız, yağmurlu bir günde annesinin doğum sancılarına yolda yakalanması sonucu doğuyor. “Odysseus” kelimesi “Zeus yolların üzerine yağdı” anlamına geliyor.

Odysseus, Ithaca’da doğuyor ve orada kral oluyor. Bazıları onun insan başına sahip bir at olan Chiron’un öğrencisi olduğunu söylüyor. Hikayenin kahramanı, çok küçük yaşlardan itibaren bir dizi macera yaşamaya başlar. Ancak Odysseus efsanesi, kahramanı olduğu Truva Savaşı’nın ardından önem kazanıyor. Savaş başladığında, önceden Penelope ile evli ve Telemachus adında bir oğlu bulunuyor.

Savaşa girmemek için bir deli gibi davranıyor ama keşfediliyor ve savaşa katılmak zorunda kalıyor. Odysseus efsanesi, kahramanın barışçıl bir çözüm sağlamak amacıyla ilk olarak savaşın kışkırtıcısı Menelaus’a eşlik ettiğini söylüyor. Ancak başarılı olamadığı için savaş hazırlıklarına aktif olarak katılıyor.

Odysseus, savaş sırasında birçok macera yaşıyor ve her zaman için karşısına çıkan herhangi bir durumla başa çıkma yeteneği ile dikkat çekiyor. Ordusunu zafere götüren ünlü “Truva atı” oyununu icat eden de Odysseus. Ancak Odysseus efsanesi, Truva’yı mağlup ettikten sonra anavatanı Ithaca’ya dönerken çok daha ilginç bir hale geliyor.

“Korkak ya da cesur olsun, dünyaya gelmiş hiçbir erkek ya da kadın kendi kaderinden kaçamaz.”

– Homeros

Odysseus efsanesi ve truva atı

Odysseus Efsanesi ve Ithaca’ya dönüş hikayesi

Odysseus efsanesinde kahramanın başına gelenlerin en önemli ve özel taraflarından biri, kendisinin memleketine dönerken karşılaştığı birçok zorluk. Savaşta on yıl geçiren kahramanın Ithaca’ya dönmesi de bir on yıl daha alıyor.

Birçoğu Odysseus’u sürgün diye bilinen kavramın mükemmel bir örneği olarak görüyor, çünkü bu kahramanın hikayesi doğduğu yerden ve sevdiklerinden uzakta olma deneyimini geri dönmenin zorluğuyla birleştiriyor.

Dönüş yolculuğuna çıktıktan kısa bir süre sonra Odysseus, Cicones adasına çıkarken pek iyi durumda olmadığı bir yüzleşme yaşıyor. Rüzgar kuvvetli bir şekilde esmeye başlıyor ve gemisini Ithaca rotasından başka yöne çeviriyor, bu yüzden zevk ve sefaya düşkün insanların (nilüfer yiyenler anlamına gelen lotus-eaters diye adlandırılıyorlar çünkü ana besinleri nilüfer çiçeklerinden oluşuyor) adasına ulaşıyor.

Bu tür yiyecekler, her zaman mutlu ve barış içinde yaşayabilmelerini sağlamak üzere bu insanların geçmişi unutmalarına neden oluyor. Odysseus’un adamları da bu bitkiden yiyor ve her şeyi unutuyor. Bu nedenle, bitkinin etkisi geçene kadar adamlarını zorla gemiye götürmek zorunda kalıyor. Sonra Tepegöz adası olarak da bilinen tek gözlü varlıkların bulunduğu yere  geliyorlar. Orada Poseidon’un oğlu olan bir devle yüzleşmek zorunda kalıyor. Onu kör ederek ve aldatarak yeniyor ve bu yüzden de bu canavar intikam yemini ediyor.

Odysseus Efsanesi – yeni maceralar

Odysseus, efsaneye göre, adamlarıyla birlikte yelken açmaya devam ediyor. Sonra, rüzgarların kralı Aeolus’un adasına ulaşıyorlar. Bu kral, tüm rüzgarları bir şarap tulumuna hapsedip kahramana veriyor, böylece, Odysseus Ithaca’ya dönebiliyor. Denizciler bir hazine içerdiğini düşünerek deriyi açtıklarında zaten, ulaşmak istedikleri topraklarına yakınlarda oluyorlar. Bunu yaptıklarında, onları son varış noktalarından uzaklaştıran büyük bir fırtına başlıyor.

Daha sonra, Odysseus’un mürettebatının çoğu dev yamyamlardan oluşan bir adada can veriyor. Daha sonra talihsizliklerinin yasını tuttukları Aeaea adasını buluyorlar. Bu adada, mürettebatın bir kısmını domuza dönüştüren güzel büyücü Circe yaşıyor. Odysseus, Hermes’in yardımıyla onları kurtarıyor ve onları bir yıl boyunca yanında barındıran ve sonrasında da bir kez daha yolculuklarına başlamalarına yardımcı olacak bilgileri veren cadının saygısını kazanıyor.

Circe’nin tavsiyelerine uyarak, Odysseus ve adamları deniz kızlarına, düzensiz kayalara ve Scylla ve Charybdis adlı bazı canavarlara karşı direnebiliyorlar. Adamları Helios sığırlarını yedikleri için cezalandırılıyor ve kahramanımız kayıksız olarak yapayalnız kalıyor. Böylece güzel Calypso’nun yaşadığı adaya geliyor.

Deniz kızı yüzerken

Ithaca’ya dönüş

Calypso, buraya geldiğinde Odysseus’la ilgilenir. İyileşene kadar onu rahatlatır ve ona ilgi ve alaka gösterir. Bu tanrıçanın adası Oysseus için bir cennettir. Bununla birlikte, kahraman sadece eve gitmeyi ve karısı ve oğluyla yeniden bir araya gelmeyi hayal eder. Ancak Poseidon’un oğluna yaptıklarından ötürü kendisinden intikam alması nedeniyle, Odysseus, o adada sekiz yıl geçirmek zorunda kalır.

Odysseus’a büyük saygı duyan tanrıça Athena, Calypso’nun onun gitmesine izin vermesi için diğer tanrılarla konuşur. Eve gitmek için her öğleden sonra ağlayan kahramanımız, Calypso istemese de bunu yapmak zorunda kaldığı için, tanrıların cezalandırmakla tehdit etmesi üzerine serbest bırakılır. Ancak Poseidon, kasırgalar ve fırtınalarla kahramanı cezalandırmaya devam eder, bununla birlikte, Athena ona bir kez daha yardım eder ve böylece Odysseus, Phaeacians adasına ulaşır.

Phaeacians kralı, prensesin müdahalesi sayesinde nihayet Odysseus’un eve dönmesi için her şeyi ayarlar. Onu Ithaca’ya götürmesi için ona bir gemi ve mürettebat verir. Nihayet, kahramanımız, oğlu Telemachus’un da katkısıyla, 20 yıl boyunca kendisini bekleyen ve sevmekten asla vazgeçmeyen sevgilisi Penelope ile tekrar buluşur.

Castillo Didier, M. (2003). El mito de Odiseo. Atenea (Concepción), (487), 11-23.