Daidalos: Yunan Mitolojisinin Muhteşem Mucidi

Ocak 13, 2020
Mucit, mimar ve heykeltıraş Daidalos, yaptığı Minotaur labirentiyle ünlüdür. Onun hakkında bilgi almak için okumaya devam edin!

Mitlerde adı geçen bir karakter olan mucit, mimar ve heykeltıraş Daidalos’un ve Girit Kralı Minos için yaptığı o meşhur labirentin hikayesini Yunan mitolojisinden biliyoruz. Daidalos’un adı “ustaca biçimlendirilmiş” anlamına gelir.

Daidalos mitik bir karakter olsa da ismi bir sürü karakter için sembol haline gelmiştir.Birçok Yunan yazar, Daidalos’un adını sanat, heykelcilik ve mimarlık gelişmelerinden bahsederken temsil amaçlı kullanmıştır. Bunu özellikle de Atinalı ve Giritliler yapmıştır.

Denilene göre Daidalos Kahramanlık Dönemi’nin başlarında yaşamıştır. Yani bu, Minos ve Theseus’un yaşadığı döneme denk gelir. Buna rağmen Homeros ondan sadece bir kere bahsetmiştir ve uzmanlar da bu paragrafın tartışmalı olduğunu söyler.

Daidalos nereli?

Antik yazarlar Daidalos’un, Erehteyon’un kraliyet soyundan gelen bir Atinalı olduğunu söylüyor. Bazıları ise onu Girit’te uzun zaman geçirmesinden dolayı Giritli olarak görür.

Karakteri hakkında detaylı bir tanımlama yapan Diodorus’a göre Daidalos Metion’un oğluydu. Metion da Eupalamus’un oğluydu. Başka yazarlar da Daidalos’un aslında Eupalamus ya da Palamon’un oğlu olduğunu söyler. Annesinin adı ise Alcippe, Iphinoe ya da Phrasmede idi.

Heykeltıraş olarak çalışan Daidalos’ın tarihte sanata birçok katkısı olmuştur. İki oğlu vardı: Icarus ve Iapyx. Yeğeni Talos (ya da Perdix) de tarihin önemli figürlerinden biridir.

Icarus heykeli

Hasetli Yaratıcı

Daidalos başarılarından öyle gurur duyardı ki birinin ona rakip olduğu düşüncesine bile katlanamazdı.Mimarın kız kardeşi çocuğunu endüstriyel sanatları öğrenmesi için Daidalos’a kendisi vermişti.

Bu genç adamın adı Perdix’ti, ancak bazı kaynaklarda Talos ya da Calos olarak da adı geçer. Perdix’in sanatsal bir yeteneği vardı ve marifetlerini de çok iyi sergilerdi.

Yunan mitolojisine göre Perdix, deniz kenarında yürürken bulduğu bir balık kılçığının şeklinden ilham alarak bir parça demiri dövme suretiyle bu objenin şekilini vermişti. Böylece testere de ilk buradan çıkmıştı. Başka bir hikayeye göre Perdix, iki parça demiri bir araya getirip, bir ucunu perçinle bağlayıp diğer ucunu da keskinleştirerek ilk pusulayı bulan kişidir.

Daidalos yeğeninin başarılarını öylesine kıskanıyordu ki Perdix’i düşsün diye Akropolis’in tepesinden aşağı itmişti.Tanrıça Athena ise Perdix’i hemen bir kekliğe dönüştürerek yere güvenli bir şekilde inmesine yardım etmişti. Aynı zamanda da Daidalos’un sağ omzunda keklik şeklinde bir yara izi bıraktı. Böyle bir suç işlediği için bir süre saklanan Daidalos en sonunda Atina’yı terk etmek zorunda kaldı.

Girit, Labirent ve Tahta İnek

Daidalos Girit’e vardığında Kral Minos ve eşi Pasiphae onu sarayına kabul etti. Maalesef Daidalos burada da başını belaya soktu. Minos Poseidon’un kendisine hediye ettiği beyaz renkli muhteşem boğayı deniz tanrısına kurban etmek yerine tutmaya karar verince sinirlenen Poseidon, ona boğanın cinsel arzusunu vererek Minos’u lanetledi. 

Pasiphae de mucit olan Daidalos’tan, boğayla çiftleşebilmesi için içine saklanabileceği tahtadan bir inek yapmasını istedi. Bunu gerçekleştirdikten sonra hamile kalarak Minotaur’u doğurdu. Bu da vücudu insan kafası boğadan oluşan bir yaratıktı.

Minos Daidalos’un hizmetlerinden faydalanarak, ondan Minotaur’un kaçmaması için onu hapsedebileceği bir labirent yapmasını istedi. İşte Yunan mitolojisinin meşhur labirenti böyle ortaya çıktı.

Kral Minos’un verdiği görevi yerine getirmek üzere işe koyulan Daidalos, tüm zamanların en muhteşem mimari yapılarından birini yaptı. Labirent bitmeyen koridorlar ve karmaşık kıvrımlardan oluşuyordu. Bunları böyle yapmasının sebebi içine giren kişinin kaçmasını imkansız hale getirmekti.

Her yedi yılda bir Atinalılar, Minotaur’a kurban etmek için yedi genç adam ve yedi genç kız gönderiyordu. İki taraf arasındaki barışı bu kurbanlarla korumaya çalışıyorlardı çünkü Minos’un oğullarından biri olan Androgeus haksız yere öldürüldükten sonra buna mecbur kalmışlardı.

Theseus Atinalılar’ın gönderdiği ikinci postaya katılarak gönüllü olarak gitti ve Kral Minos’un kızı Ariadne’yı görür görmez aşık oldu. Prenses de daha yeni bulduğu aşkının ölmesine gönlü razı olmadığı için heykeltıraştan yardım istedi.

Daidalos Theseus’a bir yumak verdi.Onun geri dönerken yolunu bulabilmesi için bu yumağın ucunu labirentin girişine bağladı. Böylece kahramanımız canavarı öldürüp kaçabilecekti.

Daidalos: mozaikten Minotaur labirenti

Daidalos ve Ikarus’un Uçuşu

Kral Minos bu hain tahta inek planını öğrenince öfkeden deliye döndü ve ceza olarak Daidalos ve oğlu Icarus’u bu labirente hapsetti. Daidalos labirentten çıkmanın bir yolunu biliyordu ancak tüm deniz yolları sürekli gözlendiği için adadan öylece kaçamayacaktı. 

Bu yüzden farklı bir çözüm bulmak ve kaçabilmek için yine hünerlerini sergilemesi gerekiyordu. Tahta çubuklardan yapılmış bir çift kanat yaptı ve bu tahtaya balmumu ile gerçek tüyler yapıştırdı.

Mucit, Icarus’a uçması için harfiyen uygulaması gereken talimatları verdi. Icarus’a çok alçakta uçmamasını, aksi takdirde tüylerin ıslanıp ağırlaşacağını söyledi. Aynı zamanda çok yüksekte de uçmamalıydı çünkü güneş balmumunu eritirdi.

Sonrasında kaçmayı başardılar ve Sicilya’ya doğru yola çıktılar. Ancak Icarus babasının talimatlarını çabuk unuttu ve daha da yüksekte uçmaya başladı. Elbette güneş balmumunu eriterek kanatları mahvetti ve bu da Icarus’un denize düşerek boğulmasıyla sonuçlandı.

Icarus Samos’a yakın bir yere düştü ve bedeni yakınlardaki bir adanın kıyısına vurdu. İnsanlar da bu adanın adını onun anısına Icaria koydu. Etrafındaki denize de Icarian Denizi dediler.

Mucit Daidalos

Böyle birçok hikayeye konu olarak mucitlik itibarını kazanan Daidalos birçok farklı alanda yaptığı icatlarla bu itibarını pekiştirdi. Yaşlı Pliny yazdığı “doğa tarihi”nde de marangozluğun icadını ona atfetmiştir.

Yunan mitolojisine göre, gemiler için yaptığı direk ve yelkenler daha sonra Minos’un deniz filosunda kullanılmıştır. Pausanias da Yunanistan’da iz bırakan bazı etkileyici antik tahta figürlerin inşasını bu figüre atfetmiştir.

Kimi bu Daidalos’un son derece detaylandırılmış heykellerin neredeyse gerçek gibi göründüğünü söyler.Bu heykeller, anlatılanlara göre duvarlara zincirlenmeselerdi kaçmayı başarabilirlerdi.

Daidalos işte bu şekilde anonim bir Yunan zanaatkârın temsili olarak tarihteki yerini buldu. Ayrıca yapılan birçok müthiş Yunan aletlerini de nitelendirmek için onun ismini kullandılar.

Icarus ve Daidalos

Efsanenin Anlamı

Daidalos ve Icarus’un resimlerini birçok Yunan vazosunda, değerli taşlarda ve Pompei duvar resimlerinde görebilirsiniz. Ünlü bir Roma kabartması, Daidalos’u oğlu ile Girit’ten kaçmak için kullandığı kanatlarıyla resmedilmiş halde gösterir.

Daha sonraki yıllarda ortaya çıkan çeşitli sanatçılar da onu saygıyla anmaya devam etti. Örneğin, Pieter Brueghel Icarus’un düşüşünü çizmişti. Anthony van Dyck ve Charles le Brun de eserlerinin bazılarını onun efsanesine ithaf etti. Brill’in eserleri ve Antonio Canova’nın heykellerinde de bunu görebilirsiniz.

Daidalos’un efsanesi James Joyce ve W.H. Auden gibi yazarlara da ilham olmuştur. Bu ve bunun gibi daha sayısız sanatçı bu ismi ve efsaneyi 21. yüzyıla kadar taşıyarak yaşatmaya devam etti.

Daidalos’un hikayesi insanları, bir şey üretmeden önce bunun ileri gelecekte yaratabileceği sonuçlarını dikkatlice düşünmeye teşvik ediyor.Daidalos, bir icatın iyilikten çok zarar vermesiyle neler olabileceğinin bir sembolüdür. Örneğin, Icarus’un kanatlarının hikayesinde Daidalos’un vesile olduğu bir şeyin yarattığı olumsuz sonuçları görüyoruz. Aynı şey kimsenin kaçamadığı o korkunç Minotaur labirenti için de geçerli. Bu labirentin inşa edilmesi bu canavarı öldürmeyi zorlaştırarak bir sürü felakete yol açtı.

  • Fucilla, J. (1960) Etapas en el desarrollo del mito de Ícaro, en el Renacimiento y en el Siglo de Oro. Hispanófila 8. pp. 1-34
  • Cappelletti, G. (2016) Creta: Novanta città, un Minotauro e un Labirinto.Simonelli Editore, Roma.
  • Alonso del real, C. (1952) La investigación arqueológica en Oriente, Grecia y Roma. Arbor.Volumen 22, Numero 79.
  • Cabañas, P. (1952) La mitología grecolatina en la novela pastoril. Icaro o el atrevimiento. Revista de Literatura. Volumen 1, Numero 2.