Şifacı Şiron Efsanesi

05 Haziran, 2020
Şiron efsanesi, sağlık bilimlerinin özünü oluşturan bir efsanedir. Bu karakter, diğer insanlara beslediği büyük merhamet nedeniyle kendini hastaların hem bedenini hem de ruhunu iyileştirmeye adamıştır. Bu aynı zamanda başka birine yardımcı olmanın kişinin kendi acılarından kurtulmasını sağlayan bir metafordur.
 

Diğer efsanelerin aksine Şiron efsanesi, bilge, asil ve yetenekli bir sentordan bahsetmektedir. Sentorlar, Yunan mitolojisinde başı insan, gövdesi ise at olan yaratıklardır. Genel olarak bu yaratıklar son derece düşüncesizce hareket eden ve vahşi bir karaktere sahiptirler.

Şiron efsanesinin doktorlar ve psikologlarla yakından ilgili olduğu söylenmektedir. Aslında “Şiron” kelimesi etimolojik açıdan incelendiğinde, “elleri hünerli” ya da “elleri ile şifa veren” kişi anlamına geldiği görülmektedir. Ameliyathane kelimesi de kimi dillerde bu kelimeden türemiştir.

Ancak Şiron aynı zamanda “yaralı sentor” olarak da bilinmektedir. Bu sembol, yardım etmeyi bilen fakat sadece doğru zamanda yardım isteyen kişileri simgeler. Şiron efsanesinde çok sayıda insan bulunmaktadır. Bu efsane, merhamet duygusunun kaynağı olarak karşılıklı hassasiyetleri anlamanın ne denli önemli olduğuna vurgu yapar.

“Sağlık, sahip olunan en büyük şeydir. Neşe en büyük hazinedir. Güven ise en değerli arkadaştır.”

– Lao Tzu

Yunanistan

Şiron Efsanesi

Şiron efsanesine göre bu hikayenin kahramanı, Uranus’un oğlu titan Kronos Zeus’u aramak üzere dünyaya gelişiyle ortaya çıkar. Filiria adlı deniz canlısı ile karşılaşan Kronos, saplantılı bir biçimde ona aşık olur ve abartılı bir biçimde bu aşka tamamıyla teslim olur.

 

Bu hiç bitmeyen tacizden bıkıp usanan Filiria Zeus’tan kendisini bir kısrağa dönüştürmesini ister. Bu sayede, bu can sıkıcı titanın kendisini rahat bırakacağını düşünür. Ancak deniz canlısının bu kurnazlığını duyan Kronos ona sahip olmak için kendisini bir ata dönüştürür. Bu durumun getirdiği azapla kaçan Filiria, Pelasgos dağlarına kaçar.

Bu uzak yerde oğlunu dünyaya getirir. Söylentiye göre son derece zor bir doğumdan sonra dünyaya getirdiği bu garip yaratığı görür görmez dehşet içinde bir çığlık atar. Bu yarı insan yarı at şeklinde bir yaratıktır. Filiria onu görür görmez reddeder. Bunun üzerine tekrar Zeus’a gider  ve kendisini bir ağaca dönüştürmesini ister. Böylelikle oğlunu emzirmek zorunda kalmayacaktır. Bu isteğini de yerine getiren Zeus onu bir limon ağacına dönüştürür.

Asil Bir Sentor

Şiron bir ağacın yanında terk edilmiş olarak kalmıştır. Ancak Apollon ve Athena ona acırlar ve onu evlatlık olarak edinirler. Şiron, onların yanında nazik ve akıllı biri olarak yetişir, farklı sanat dallarına ilgi duyar. Bunlar arasında özellikle tıpla ilgilenir. Acı çekenlerin dertlerini gidermek, ölecek olanlara manevi bir güç vermek onu neşeyle doldurur. Şifa sanatlarında son derece yeteneklidir ve kısa süre içinde de bu özelliği sayesinde meşhur olur. Pek çokları gelip ondan yardım ve tavsiye isterler.

Şiron’un Peleus adında bir kahramanın hayatını kurtardığı söylenir. Peleus’un ateş tanrısı Hephaistos hediye olarak harika bir alır. Daha sonra Acasto olarak bilinen bir adamın karısını baştan çıkarır. Acasto ondan öc almak için bir tuzak hazırlar. Birlikte ava çıkmak için onu ikna eder. Av için uzaklaştıklarında kılıcını çalar ve onu genellikle vahşi olan sentorların merhametine terk eder.

 

İşte bu noktada Peleus’u Şiron kurtarır ve artık ikisi iyi birer arkadaş olurlar. Peleus’un Aşil adında bir oğlu vardır. Annesi Tetis, Aşil’in tüm vücudunu yakmış ve sonra onu ölümsüzlük iksiri ile kaplamıştır. Çünkü bu sayede oğlunun ölümsüz olacağına inanmıştır. Bu ritüelden dolayı çok kızan Peleus, Tetis henüz çocuğun topuğunu bu büyülü iksirle kaplamadan onu kaçırır.

Daha sonra oğlunu eğitmesi için Şiron’a teslim eder. Sentor, çocuğun topuğunun yanmış olduğunu fark eder. Bunun üzerine bir dev topuk kemiğini çocuğun yaralı yerine yerleştirir. İşte meşhur “Aşil topuğu” efsanesi de bu şekilde doğmuş olur.

Tetis

Şiron: Yaralı Bir Sentor

Efsaneye göre Şiron bir defasında en yakın arkadaşlarından biri olan Herkül tarafından yanlışlıkla yaralanmıştır. Herkül diğer sentorlarla savaşırken istemeden de olsa oklarından birini Şiron’a fırlatmış ve onu dizinden vurarak yaralamıştır.

Acı içinde kıvranmaya başlayan sentor ölümsüz olduğu için acı çeker ancak ölmez. Bu yara hiçbir zaman iyileşmez ve acısı da asla dinmez. Bu durum nedeniyle tanrılara yalvarır ve ölümsüzlüğünün alınmasını ister. Böylelikle bunca acıdan ölerek kurtulmayı arzular.

 

Tanrılar onun bu isteğini kabul ederler. Efsaneye göre sonuçta Şiron kendi ölümsüzlüğünü, bir titan olan Prometheus’a verir. Bu çok önemli hediye sayesinde o da acı çekmekten kurtulmuş olur. İyilikle dolu örnek yaşamı nedeniyle tanrılar Şiron’u bir takımyıldızına dönüştürmeye karar verirler. Bu sayede gökyüzünde sonsuza dek parlamaya devam edecektir.

Gallardo, S. T. (2010). El Mito de Quirón, la Actitud Terapéutica y la Perspectiva Fenomenológica del Analista. Encuentros. Revista Latinoamericana de Psicología Analítica, (1), 18-26.