Neden Kötümser Olmaya Değmez

Nisan 23, 2019

İngiliz yazar Arnold Bennett haklı olabilir mi? “Kötümserlik, buna alıştığınız zaman, iyimserlik kadar hoş olabilir.” demiştir kendisi. Peki, kötümser olmak gerçekten olumlu bir şey olabilir mi?

Doğru olduğunu bildiğimiz tek şey, kötümser olmanın hayat karşısında benimseyebileceğimiz bir tutum olduğudur. Gerçekliği görme biçimimizi filtrelemenin bir yoludur. Aynı zamanda hayatımızda neler olacağına dair yürüttüğümüz tahminleri değiştirir. Nihayetinde, hayatımızda olan her şeyi olumlu ya da olumsuz bir şekilde yorumlayabiliriz. Oysa, dünyanın korkunç bir yer olduğuna ve kötülüklerle çevrildiğine inanan insanlar, kendi hayatlarını daha da zorlaştırır.

“Üzüntü cennetten gelen bir armağandır. Kötümserlik ise ruhun bir hastalığıdır.”

– Amado Nervo

Neden kötümser olmaya değmez

Kötümser, tahmin edebileceğiniz gibi, mutlaka kederli bir insan olmak zorunda değildir. Başka bir deyişle, tüm kötümserler dünyayı depresif bir şekilde görmez ya da bir çeşit duygusal acı hissetmezler.

Kötümser insanlar arasında, onları bu şekilde hissettiren zor bir şeyle uğraşıyor olma durumu yaygındır. Ancak, kötümser insanlar illa bu şekilde olmaya devam etmek zorunda değiller. Hayatımızda zorluklarla karşı karşıya kaldığımızda, bu durum olumsuz duyguların bizi kuşatmasına neden olabilir. Öğrenilmiş çaresizliği yaşamaya başlayabiliriz. Çünkü kötümser birinin mantığına göre, ilerlemek için çalışmak ya da savaşmak fayda etmez.
kötümser olmaya değmez

Kötümser olmak hayatı yaşamanın en iyi yolu olmasa da, kötümser insanlar hakkında genellemeler yapamayız. Kötümserlik, farklı adaletsizliklere veya durumlara uygulayabileceğimiz bir düşünce biçimidir. Bununla birlikte, bu tutum kötümser bir kişi için yalnızca günlük bir hadise değildir.

Doğrunun peşindeler

Kötümserler hakkında söyleyeceğimiz iyi bir şey, genellikle bir yalana aldanmak yerine gerçeği tercih etmeleridir. Her şeyi olduğu gibi gördükleri, dünyanın gerçekçi bir versiyonunu tercih ederler.

Bununla birlikte, kötümserler her ne kadar rahatsız edici gerçekleri kabul etmede iyi olsalar bile, dünyayı tarafsız bir şekilde anlamaya çalışmazlar. Sadece en kötünün gerçekleşmesini bekler ve her şeyin kötü ya da işe yarar bir yalana dayandığına inanırlar. Sanki her gerçek aynı zamanda olumsuz olmalıymış gibi. Onlara göre iyi ya da olumlu olan her şey bir yalan olmalı.

Sadece negatife odaklanırlar

Gördüğümüz gibi, kötümser bir tutum her zaman kötüye odaklanır ve kötünün altını çizer. Kötümserlik, kişinin olumlu herhangi bir şeye odaklanmasına izin vermez. Her şey negatif olmalıdır.

Bu tür insanlar nadiren, eğer varsa, hayatlarında iyi olan şeylere odaklanırlar. Odak noktaları büyük olasılıkla hayatlarında olumsuz olarak sınıflandırdıkları şeylerdir. Hayata karşı böyle negatif bir bakış açısına sahip olmanın bir bedeli vardır.

Beklentileri her zaman düşüktür

Kötümserlik gerçekten “ne dilersen gelir başına” sözünü doğrular niteliktedir. Kötümser bireyler onları olumlu beklentilerden koruyan özelliklere sahiptirler. Ve hayatlarında iyi bir şeyin olabileceğini düşünmelerine izin vermezler. Hatta, uğruna çok çaba sarf etmez ya da ekstra birtakım fedakarlıklarda bulunmazlarsa hiçbir şeyin iyiye gitmesini beklemezler. O zaman bile, kötümserler, zorlukların muhtemelen ortadan kalkmayacağına inanırlar.

Kötümser tutumları, onları, bir dereceye kadar hayal kırıklıklarına karşı korur. Hayattan beklentileri yüksek olmazsa, zayıf bir gerçeklik onları şaşırtamaz. Öte yandan, bu stratejiyi sadece kötümserler kullanmazlar. Hepimiz hayatın bir noktasında kendimizi korumak için böyle davrandık ve muhtemelen beslediğimiz bu tavrın o kadar da gerekli olmadığını fark ettik.

Daha sık yas tutarlar

Kötümser insanlar daha sık yas tutarlar. Hayatlarında yaşadıkları gerçek kayıplara ek olarak, hayallerinde canlandırdıkları gerçekleşmesi mümkün olan ya da olmayan kayıplarla da yüzleşirler. Bu nedenle, hayali bir yas sürecinden geçerler. Hayali diyoruz çünkü yas tuttukları şey aslında gerçekleşmemiştir.
pencere önünde bir kadın

Bilinçsiz veya durağan bir tutum

Sosyal olarak, kötümserliği hiçbir zaman çok takdir etmeyiz (üstelik pozitif psikoloji bu kadar popüler hale geldiğinden beri daha da az). Bu nedenle, kötümserler tutumlarını gizlemeye çalışırlar. Buna ek olarak, tutumları düşünce biçimlerinde o kadar derinlere işlemiştir ki, farkına varmadan hala kötümser olabilirler.

Kötümserlik, tercih ettiğimiz her an kullanabileceğimiz bir filtre ya da tutumdur. Yaşadıklarımız ne olursa olsun, olayları olumlu veya olumsuz bir şekilde görmeyi tercih edebiliriz. Bilimin söylediği şey, iyimserliğin, pratikte kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet olmasına rağmen, problemlerimizle başa çıkmaya çalışırken bize yardımcı olduğudur.

“Güneş her yerde parlar, ancak bazıları sadece gölgelerini görür.”

– Arthur Helps