Ne Hissettiğimizi Söylememek Moda Oldu

· Ağustos 3, 2018

Bugünlerde neyi sevdiğimizi göstermeyerek yaşamaya çalışıyoruz. Dışarıda bırakılma korkusuyla, kendimizi reddediyoruz. Bir başkasının ne düşündüğünü söylemesini bekleyerek, onunla aynı fikirde olmak adına, düşüncelerimizi ve hislerimizi kabul edilebilir bir seviyeye çekiyoruz. Görünüşe göre, kimin yanında olduğumuzu umursamıyoruz. Etliye sütlüye karışmadan geziniyoruz. Bu sebeple, artık ne hissettiğimizi söyleyememek moda olmuş gibi duruyor.

Ruhumuzun iç dünyasını dışarı çıkarmak ve gerçekte kim olduğumuzu göstermek zorunda kalmak bizi korkutuyor. Korkularımızı göstermek ve ruhumuza dokunmak bizi; kendimizi düşünmemiz ve birisinin bizi zayıf anımızda yakalamasına izin vermek çok geriyor. Bizi çevreleyen her şeyin yüzeyinde yürümekten o kadar çok korkuyoruz ki, içimize kapanmaya ve kendimizi bir kabuğun arkasına saklamaktan memnuniyet duyuyoruz.

Ne hissettiğimizi söylememe durumu, sevdiğimizi söylememek gibi duruyor. Bugün, bu cümleyi kaç kişi için kullandık? Gerçekten kaç insanı seviyoruz? Şüphesiz bugün dile getirdiğimizden çok daha fazlasını. Ne hissettiğimizi söylememek, bizi hiçbir şeyden koruyamaz. Sadece acılarımızı örter, ancak hislerimizi azaltamaz.

Ne hissettiğimizi söylememek, bizi sevdiklerimizden uzaklaştırdığı ve neyi ve kimi sevdiğimizi göstermemizi engellediği için sağlıklı bir yaşam tarzı değildir. Asıl bunların modası hiç geçmemeli.

Ne hissettiğimizi söyleme korkusu

Kendimizi ifade etmek ve en derin duygularımızı açığa çıkarmaktan korkmak, bir savunma mekanizmasıdır. Kendimizi hayal kırıklığı ve terk edilme hissinden ve kısacası savunmasız hissetmekten korumanın bir yoludur. Bir ilişkiye başladığımızda ya da aşık olduğumuzda, mutlu olmamız ve bunun sonsuza kadar sürmesini temenni etmemiz gayet normal bir istektir. Tıpkı, sevdiklerimize, bize kattıkları değerler için teşekkür etmek gibi. Ama, zaten bunu bildikleri için, bazen bunu yapmıyoruz, ama duygularımızı ifade etmenin neresi yanlış olabilir ki?

adam tek başına tarlada oturuyor

Söylemediğimiz şey, içimizde sıkışıp kalır, bazen acı veren bir düğüm haline gelir. Söylemediğimiz şey, dışarı çıkmak için bizi taciz eder ve taşıyamayacağımız bir yük haline geldiği için, sustuklarımızın kölesi oluruz. Bu yüzden, sevdiğimiz insanlardan uzaklaşır ve duygularımızdan koparız.

Bu modanın hayatımızdan çıkması için çaba harcayalım. Sevgiyi olduğu gibi göstermemenin alışkanlığını kazanıp, konuşmadan her şeyi bildiğimizi düşündüğümüz ilişkilere farklı bir açıdan bakalım. Ne hissediyorsak söylemeye ve sevgimizi kanıtlamaya, içimizi olduğu gibi yansıtmaya ve ruhumuzu tüm çıplaklığı ile göstermeye gayret edelim. Kabuğumuzu bir kenara bırakalım. İçimizde ne olduğunu tüm dünyaya haykırmak için kendimizi savunmadan hareket edelim.

Yarın çok geç olabilir

Neden biri sevdiğini söylemek için yarını bekler ki? Neden harekete geçmeden önce ne olacağını kestirmek adına durup bakıyoruz ki? Sevginize karşılık bulamamak, ne olabileceğine dair sonsuz bir şüphe duymaktan her zaman için daha iyidir. Duygularımızı göstermek, bizi daha da kötü, zayıf veya cahil yapmaz, aksine tam tersine dair sıfatları kazandırır. Ne hissettiğimizi söylemek, kendimizi olduğumuz gibi gösterdiğimiz ve başkalarının özümüzü görmesine izin verdiğimiz için, bizi özgür, kendine has ve samimi yapar.

Yarına kadar beklemeyin, zaman sizin kadar sabırlı olmayabilir. Birilerinin bizden kopup gitmelerine olanak vermeyelim. Kalbimizin ne hissettiğini ve içinde ne taşıdığımız gösterelim. Ne istediğimizi ve hissettiğimizi söylememe modası, bize ne zaman istersek o zaman biter. Bunu unutmayın.

gün batımında öpüşen çift

Ne hissediyorsanız onu söyleyin ve ne söylüyorsanız onu hissedin. Bu bağlantı iki yönlü çalışır. Kendimizi olduğu gibi göstermeye ve  özgürleştirmeye çalışalım. İçimizde bizi yakan ve serbest kalmamız için uğraşan o seslere kulak verelim. Ne hissettiğimizi söylemeye çalıştıkça, korkumuzu aşmayı başardığımı içinne kadar sakin olduğumuza siz de şaşıracaksınız. Çünkü bu sayede olduğumuz gibi hissetmeyi başarabiliriz.