Sevmek, Keyif Almak, Düşünmek ve Hissetmek İçin Zaman Ayırın

· Ekim 15, 2017

Hayatınızın en iyi zamanı yaşadığınız andır. Dün geride kaldı. Gelecek henüz mevcut değil. Çıkın biraz temiz hava alın, nefes alıp verin, açılın. Kendinize başkalarını sevmek için zaman verin ama aynı zamanda kendinize de hak ettiğiniz sevgiyi göstermek için zaman ayırın.

Bugünün sıcak dokunuşunu hissetmek ve düşünmek için zaman ayırın. Zaman dolduğunda, hiçbir şekilde geri dönüşü olmayacak.

Akıl sağlığı konusunda uzman olan psikolog ve felsefeci William James, zaman algımız hakkında yazılar yazar. Yaşlandıkça, zaman daha hızlı geçiyormuş gibi algıladığımızı söyler. Zaman uçup giden, tuhaf ve hatta korkutucu bir şeye dönüşür.

“Zaman para değildir, paranın hiçbir değeri yoktur: zaman hayattır.”

– Jose Luis Sampedro

James’e göre bu fenomen, yaşlandıkça gençliğimizde olduğu gibi hatırlanacak anılar biriktirmediğimiz için meydana gelir. Her şeyin taze, heyecan dolu ve yeni (ilk aşk, o seyahat, o iş, yeni ev, yeni bir bebek) olduğu o yıllar… İster beğenin ister beğenmeyin, hayat rutinleşir. Günlük yaşantımız yavaş ve döngüsel bir deneyime dönüşür. Aynı şeyleri yapar, aynı şeyleri görür, aynı durumlar ve olaylarla tekrar tekrar karşılaşırız.

Yavaş yavaş beyin, yeni uyarıcıların azlığından, sinir sisteminin kimyasının değiştiği, hafızanın zayıflamaya başladığı ve zaman algısının tutarsızlaştığı yıkıcı bir sarmala girer. Kendimizi sürekli yeni deneyimlerin kucağına atarak bu durumdan kaçınabiliriz.

Her şey rutini değiştirmekle ilgilidir. Önemli olan varoluşsal sislerin dışına bir adım atmaktır. Anı yaşamak ve onu anlamlı olaylarla beslemek. Bunu yapmak düşündüğünüzden daha kolaydır.

Sizi bunun üzerinde düşünmeye davet ediyoruz.

şemsiyeli kadın bulutlar

Beyninizin tuhaf bir zaman algısı var

Hepimiz farkındalık konseptini daha önce duymuşuzdur. Dikkatimizi yönetmek ve anı kabullenmek için kullanılır. Birey, kendi değerleriyle uyumlu ve yaratıcı bir şekilde hareket etmesi için güçlenir.

Klinik bölgenin dışında bile, pratikte uygulamak, göründüğü kadar kolay değildir. Pek çok kişi, farkındalık egzersizleri yapmaya başladıktan kısa bir süre sonra, bunun onlar için uygun olmadığını anlar. Uygulama metotları ne entegre edilebilir ne de büyütülebilir.

Bunun arkasındaki sebep beynimizin, bizim şimdiki zaman olarak bildiğimiz çok garip bir zaman konseptine sahip olmasıdır. “The Power of Fifty Bits” kitabında, aynı zamanda bir bilim adamı ve mühendis de olan yazar Bob Nease, insan beyninin gizemlerine atıf yaparak, beynimizin odak noktasını sabitlemeye ve tek bir ilgi alanına ya da tek bir yöne yoğunlaşmaya yatkın olmadığını anlatır. İçgüdülerimiz ve duyularımız şimdiki zaman, gelecek ya da geçmiş gibi konseptleri algılamaz, yalnızca hayatta kalmayı algılar.

beyin röntgen çizim

İnsan beyni sürekli oto pilot modundadır. Aynı anda pek çok uyarıcıya tek bir amaçla odaklanır: riski gidermek. Her şey kendimizi güvende tutmak içindir. Beyni eğitmek ve onu “her şeyin iyi olduğuna”, “her şeyin sakin olduğuna” ikna etmek iyidir.

Zihinsel ormanımızdaki dalları toplarsak, köklerimizi bulmayı başarabiliriz.

Şimdiki zamanla senkronize olmayı öğrenin

“Saatleri durdurun, rutininizin dışına çıkın ve anı yaşamaya cüret edin.” gibi lafları sıklıkla duyarız. Bu klasik kişisel gelişim kitabı cümlesi pek çok şey fısıldar. Bazı planları tamamlamak zorunda olduğumuz, hayatımızı şekillendiren ve ilerleten makinenin bir parçası olan entegre görevleri yerine getirmemiz gerektiği için rutin hayatımızdan tamamen kaçamayız. 

Kendimizi şimdiki ana nasıl senkronize edeceğimizi özgün bir biçimde öğrenmeliyiz. Psikolog Zygmund Baumant bugünün toplumunu, hiçbir şeyin dayanmadığı, her şeyin atıldığı ya da değiştirildiği akışkan bir varlık olarak tanımlıyor.

Aynı anda birden çok şey yapma sanatı diye tarif edebileceğimiz “multi-tasking” ve insanları memnun etmemiz gerektiği zihniyeti, bizi gerçek dengeden, yaşadığımız an, bulunduğumuz yer ve şimdinin uyumundan uzak, tutarsız bireylere dönüştürdü.

kadın çiçek gün ışığı

Haydi ahlaki zorunluluklarımızla ihtiyaçlarımızı, boş zamanlarımızla sorumluluklarımızı birlikte yürütmeyi öğrenelim. Yaşadığımız anı korkulardan, geçmişteki pişmanlıklardan ve gelecek endişesinden arındıralım. Sevdiklerimize, kimsenin satamayacağı ve satın alamayacağı, sahip olduğumuz en değerli şeyi verelim: ZAMAN.