Metroda Bir Kemancı: Gerçekten Görmeden Baktığımızın Kanıtı

10 Mart, 2020
Washington Post, insanların bağlam dışı güzelliği tanıma yeteneğine sahip olup olmadığını görmek için bir deney yaptı. Ne yazık ki, bu deney çoğu insanın rutinlerine uymayan güzelliğe kayıtsız kaldığını kanıtladı, hatta metro istasyonunda ücretsiz bir konser veren dünyaca ünlü bir kemancıya bile.

Metrodaki kemancı, insanların önlerindekini gerçekten görmeden baktıklarını kanıtlayan sosyal bir deneydi. Bu deney ilk kez 2007’de yapıldı ve yedi yıl sonra tekrar edildi. Baş rolde kim mi var? Dünyaca ünlü kemancı Joshua Bell. Deney, insanların güzelliği görmezden gelmekte çok başarılı olduklarını kanıtlıyormuş gibi görünüyor.

Washington Post, basit bir soruyu cevaplamak için bu deneyi organize etti: Güzellik, ona uygun olmayan bir bağlamda ve gün içindeki bir rutin sırasında sunuluyorsa insanların dikkatini çekebilir mi? Başka bir deyişle, insanlar güzelliği beklenmedik ortamlarda tanıyabilir mi?

Deneyin sonuçları, insanların gerçekten görmeden baktıklarını ve duymadan dinlediklerini gösterdi. Belki de görünüşe çok fazla anlam yüklüyoruz veya kendi düşüncelerimize o kadar dalmışız ki, ölü yapraklar arasında parlayan elmasları bile fark etmiyoruz.

“Her şeyin bir güzelliği var, ama herkes göremiyor.”

– Confucius

Joshua Bell, Bir virtüöz

Joshua Bell dünyanın en iyi kemancılarından biridir. 1967 yılında Indiana’da doğdu. Çok küçük bir çocukken, ailesi onun,piyano çalan annesinin çıkardığı sesleri taklit etmek için lastik bantlar kullandığını fark etti. Bell sadece dört yaşındaydı. Babası ona bir keman aldı ve Bell yedi yaşında ilk konserini  verdi.

Joshua Bell, klasik müziğe olan sevgisi ve herkesin ona erişimi olması gerektiği fikrine olan bağlılığıyla bilinir. Klasik müziğin sadece belirli ortamlarda kullanılabileceğine ve yalnızca belirli bir izleyici kitlesine hitap ettiğine inanan bir gelenekçi değildir.

Bell, Susam Sokağı’nda yer aldı ve birden fazla film için film müziği yapımına yardımcı oldu. Aslında, The Red Violin filminin tema müziğini çaldı ve filmde birkaç karede görünüyordu. Bu nedenle Washington Post, Bell’in, yapacakları deney için doğru kişi olduğunu düşünüyordu.

Metroda bir kemancı

Deney, Joshua Bell’in işe gidiş saatinde Washington DC’deki yoğun bir metro istasyonunda keman çalmasını içeriyordu. Bell, tahmini değeri üç milyon doların üzerinde olan bir çalgı olan Stradivarius kemanını kullanmaya karar verdi.

Deneyi tasarlayanlar, 75 ila 100 kişinin Bell’i dinlemek için duracağını tahmin ediyorlardı. Ayrıca, bir saatlik performansı boyunca yaklaşık 100 dolar kazanacağını varsaydılar. Sonuçta, deneyden üç gün önce Bell, en kötü koltukların biletinin yaklaşık 100 dolara mal olduğu bir konser vermişti.

Deney, 12 Ocak 2007, sabah 7:51’de yapıldı. Bell metro istasyonunda uzun kollu siyah bir gömlek, kot pantolon ve beysbol şapkası giydi. Johann Sebastian Bach’tan bir parça ile başlayıp ve ardından Shubert’in Ave Mari’sı ile devam ederek çalmaya başladı. Birbiri ardına ustalıkla yorumladığı besteleri çalmaya devam etti. İnsanların gerçekten görmeden bakarak, dinlemeden duyarak geçip gittikleri oldukça hızlı bir şekilde ortaya çıktı.

Metroda çalınan keman Stradivarius marka idi ve dünyaca ünlü bir keman virtüözü çalıyordu.

Görmeden bakıyoruz ve dinlemeden duyuyoruz

Sonunda, dünyaca ünlü keman dâhisi yaklaşık 47 dakika boyunca çaldı. Bu süre zarfında 1.097 kişi onun yanından geçti. Herkesi şaşırtan bir şekilde, sadece altı kişi dinlemek için durdu. Bell toplamda 32.17 $ kazandı. Bell daha sonra, deneyin en sinir bozucu kısmının parçalarını bitirdiği ve hiç kimsenin alkışlamadığı zamanlar olduğunu söyledi.

1.097 kadından sadece bir kadın onu tanıdı. 30 yaşında bir erkek en uzun süre boyunca onu dinledi. Bir devlet kurumunda çalışan John David Mortensen, Bell’in performansını dinlemek için altı dakika boyunca durdu. Daha sonra dinlediği tek klasik müziğin klasik rock olduğunu, ancak Bell’in performansının dinlemek için durmasına neden olacak kadar güzel olduğunu söyledi. Gazetecilere, “Huzur içinde hissettim” dedi.

Metrodaki Kkemancı deneyi sırasında, yolcuların çoğu Bell’in performansına karşı tamamen kayıtsızdılar. Dünyaca ünlü bir müzisyenin hemen önlerinde ücretsiz bir konser verdiğini fark etmediler veya umursamadılar. Bell için, birçok insanın onu görmezden geldiğini görmek endişe vericiydi. Bu yüzden yedi yıl sonra deneyi aynı yerde tekrar yapmaya karar verdi. Ancak bu kez etkinlikten önce bolca tanıtım yapıldı.

Bell metroya döndüğünde, yüzlerce insan izlemek için toplandı. Amaç gençleri klasik müziğe bağlamaktı, bu yüzden Bell bir çeşit öğretim konseri yaptı. İlk denemede birçok insan güzelliği tanımlayamadığı için üzgündü ve bunu değiştirmek için bir şeyler yapmak istedi.

  • García-Valdecasas Medina, J. I. (2011). La simulación basada en agentes: una nueva forma de explorar los fenómenos sociales. Revista Española de Investigaciones Sociológicas (REIS), 136(1), 91-109.