Meme Kanserini Birlikte Yenebiliriz

· Şubat 6, 2019

Her meme kanseri vakası moleküler ve duygusal açıdan farklılık gösterir. Bazıları daha çok, diğerleri ise daha az saldırgandır. Bununla birlikte, bu zor yolculuk sırasında, saçlarınızı kaybetmek ya da göğsünüzdeki bir yara izi hiçbir şeydir. En önemli şey hayatta olmak ve zorluklara karşı koymaktır.

Bilim sürprizlerle doludur. Her gün, kanserle mücadele adına onkoloji bilimi ve yeni teknolojilerden umutlu haberler alıyoruz. Gün be gün daha başarılı tedavi yöntemleri ortaya çıkıyor, bağışıklığı artırıcı tedavilerde olduğu gibi. Öyle ki, uzmanlar, bir antikorun, sağlıklı dokuya zarar vermeden, kötü huylu hücrelerle savaşması için bağışıklık sistemine rehberlik etmesi yolunda, vücudunuzun nasıl “eğitileceğini” buldular. Bunlar ileriye doğru atılan büyük ve anlamlı adımlardır.

Tıp biliminin karşımıza daha az saldırgan ve daha doğru yöntemlerle çıktığı doğru olsa da, hala çok sayıda kadına her gün meme kanseri teşhisi konuyor. İşin aslı, Uluslararası Dünya Kanser Araştırma Fonu rakamlarına göre, meme kanseri hala dünya çapında kadınlar arasında görülen en yaygın kanser türü. Ölüm oranı her yıl azaldığı için, hastalığın hayatta kalanlar üzerindeki sosyal ve duygusal etkisine odaklanmakta fayda vardır.

Bu kadınların her birinin bir adı, benzersiz bir geçmişi ve belirli bir biyolojik profile sahip olan bir kanseri vardır. Yine de, hepsini bir araya getiren şey kaçınılmaz korku ve kaygıdır. Bu olağanüstü kadınların her biri, kimsenin onları hazırlanmadığı bu inanılmaz zor yolculuğa çıkmak zorunda kalır.

Sonuç olarak, bu kadınların çoğu, dönüştürücü bir yolculuk sayesinde meme kanserini atlattı. Ve her birimiz için birer rol modeli ve büyük bir ilham kaynağı oldu. Gerçek umudun temsilcisi bu kadınlar, bize, birlikte her şeyi başarabileceğimizi gösterdiler.

Meme kanseri: yara izlerimle gurur duyuyorumpembe kurdeleli kadın

İspanya Tıbbi Onkoloji Derneği (İTOD) başkan yardımcısı Álvaro Rodríguez-Lescure, meme kanserinin en sık tespit edilen kanser türü olduğunu söylüyor. Bununla birlikte, akciğer kanserinin, kadınlarda başlıca ölüm nedenlerinden biri olduğu ülkelerin var olduğunu da belirtmek gerekir. Sigara içmek, ciddi bir problemdir ve bunu hesaba katmalıyız.

Meme kanseri vakalarında iyileşme oranı en yüksek olmasına rağmen, meme kanseri hastaları hala kendilerine şu soruyu sorar: “neden ben?”. 2014 senesinde, Batı Avustralya Üniversitesi, meme kanserinin nedenlerine ilişkin kadınların bakış açısını sorgulayan bir çalışma yürüttü. Katılımcıların birçoğunun meme kanserini genetik ve yaşam tarzı faktörleriyle ilişkilendirdiklerini buldular.

Bununla birlikte, klinik çalışmalar, meme kanseri vakalarında genetik mutasyonun sadece % 5 ila 10 arası bir oranda etken olduğunu göstermektedir. Meme kanserine neden olan spesifik mutasyon, BRCA1 veya BRCA2 genlerinde gerçekleşir. Bu hastalığa yakalanma riskini artıran faktörlerin var olduğu herkes tarafından bilinir. Ancak bu bilgiler ışığında, onu tamamen önlemenin mümkün olmadığı güvenle varsayılabilir.

En önemli şey erken tespittir. Uzmanlar, en iyi hayatta kalma şansının erken teşhisle mümkün olduğunu söylüyor.

Bir kadın, bir hikaye

Onkoloji alanındaki dönüm noktalarından bir tanesi, meme kanserinin heterojen olduğunun keşfidir. Her bir spesifik alt türü, farklı bir tedavi gerektirir. Bu nedenle, az ya da çok saldırgan tedaviler, farklı kemoterapi ve radyasyon döngüleri, Tamoksifen ve diğer ilaçları içeren farklı farmakolojik tedaviler gören kadınlar olacaktır.

Bazı kadınlara çok genç yaşta bu hastalığın teşhisi konur. Diğerlerine ise hamileykenBu cesur kadınların birçoğu, kanserin kariyerlerine müdahale etmesine izin vermeyi reddeder. Bandanalarını giyer, kemoterapi randevularına gider ve normal hayatlarını yaşamaya çalışırlar.

Cesur olmak isteyen ancak bunu yapamayan kadınlar da vardır. Metastatik veya yinelenen meme kanseri vakaları zafer için her zaman yer bırakmaz. Elbette hafifleme dönemleri ve beklenmedik iyileşme anları yaşanacaktır. Bununla birlikte, 4. evre kanser tanısı genellikle iyiye işaret değildir. 4. evre kanser hikayeleri daha hassas, daha yoğun ve bir o kadar da ilham vericidir.

Hayatta kalmak geride izler bırakan dönüştürücü bir yolculuktur

boks eldiveni

Meme kanseri ardında birden fazla yara izi bırakır. Bazılarını görebilirsiniz, ama diğerlerini ne görür ne de onlara minnet duyarsınız. Burada, göğsünüzdeki yara izleri hakkında konuşmuyoruz. Bunun yerine, kanseri atlatanların sessizce içlerinde taşıdıkları yara izlerinden bahsediyoruz.

  • Hastalığın nüksetmesi hakkında duyulan korku oldukça yaygındır. 
  • Radyasyon, hormon tedavisi, kemoterapi ve ameliyattan sonra kadınların libidoları sıklıkla düşer.
  • Birçoğu, profesyonel ve sosyal destek gerektiren yeni görüntülerini, kabul etmek zorunda kalırlar.
  • Aynı şekilde, birçok meme kanseri ameliyatı lenf düğümlerinin alınmasını gerektirir. Bu işlem, örnek verecek olursak lenfödem gibi ciddi ve uzun vadeli etkilere sahip olabilir. Lenfödem, ameliyat edilen bölgede sıvı birikimidir. Biriken sıvıya ek olarak, hasta, ayrıca, iltihaplanma, ağrı ve sınırlı hareket yeteneğinden muzdarip olabilir. Bu durum, saçı taramak kadar basit bir görevi bile zorlaştırabilir.
meme kanserini birlikte yenmek

Meme kanserini yendiğiniz zaman, yolculuğun devam ettiğini anlamanız gerekir. Bu dönüşüm günlük bazda devam eder. Korkunuzu aşmak ve yan etkileriyle mücadele etmek zorundasınız. Sadece kendinize değil başkalarına da dikkat etmeniz gerekir. Belki de sizinle aynı durumda olan kadınlarla bir araya gelebilirsiniz.

Hep birlikte meme kanserini yenebiliriz. Meme kanseri hayatınızı değiştirir; ancak hayat durmaz. Yaşamak için çok fazla nedeniniz varsa eğer, yara izleri sizi daha güçlü kılar.