Mağduriyet Hangi Noktaya Kadar Kabul Edilebilir?

Mayıs 18, 2017

İlk başta, insanlar, acı içerisinde olan diğer insanlar için, empati kurma eğilimi gösterirler. Kendimizi, gerçek bir depresyondan muzdarip olan, ne mağduriyet ne de kabul görme çabası içerisinde olan, sadece zor bir zaman geçiren ve psikolojik sağlığı tam olarak yerinde olmayan insanlarla iletişim halinde bulabiliriz. Bu gibi durumlarda, mutlak ihtiyaç içerisinde oldukları için, bu insanlara karşı sabırlı olmalı, anlayışlı davranmalı ve sevgi ile yaklaşmalıyız.

Bununla birlikte, bizim yakın arkadaşlarımızdan bazıları, aynı zamanda “Kurban Sendromu” olarak da bilinen, kendine acı çektirmek ve kendini feda etmek gibi bir tutum sergileyebilir. Bu, onları çevreleyenlerin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını, kendi çıkarlarına kullanmak amacıyla yapılır.

Bu insanlar, mağduriyet kıskacına sıkışmış, güçsüzlük hissiyatı sarmalına kapılmış, karar verme konusunda ikilemde kalmış ve belirgin bir hassaslık durumu içerisinde olabilirken, bu vaziyet, onları, kendileri ile alakalı olsun ya da olmasın, herhangi bir sebepten dolayı sürekli olarak incinmiş ve alınganlık haline sokar. Öyleyse, bu gibi bir tutuma hangi noktaya kadar tahammül edilebilir?

Kendini mağdur eden kişiyi nasıl tanıyabiliriz

Kendini mağdur konumuna getiren insanlar, onlara yardımcı olabilmemiz adına, rahatlıkla fark edebileceğimiz belirli hal ve tutumlar sergileme eğilimi içerisinde olurlar. Bu tutumları aşağıda sizler için sıraladık:

  • Bu insanlar, yaptıkları sayesinde sürekli olarak ödüllendirilmek ister ve çektikleri acıyı telafi edecek bir şeyler bulma umudu ile acıyı ve terk edilmeyi kabullenmek adına, kendilerini feda etme eğilimi gösterirler.
  • Kendilerini, belirli bir acı ya da üzüntü durumu ile ilgili olmadığı sürece, mutlu ve mesut olmayı tecrübe edemeyecekleri bir akıl tutulması içerisinde bulurlar.
  • Bazen, başkalarının arzularını kendi arzularının önünde tutarken, bunu yapmalarının altında yatan asıl neden ise, bu tür bir fedakarlık göstergesi için bir nevi takdir edilme ya da minnettar olunma dürtüsüdür.
  • Bazı durumlarda, minnettarlığın yeterince açık ve ivedilikle ifade edilmediği vaziyetlerde, başkalarını bencil gören ve onlar için sarf edilen çabaya değer verilmediğini dile getiren yorumlarda bulunurlar.
  • Belirli bir durumda, başkalarının fikirlerini anlamalarını çok zor bir hale getirecek şekilde, kendi fikir ve düşüncelerine çok katı bir şekilde bağlı kalarak hareket ederler.
  • Kabul edilebilir bir düzeyde pişmanlık ya da özür içerdiği sürece, başkalarının açıklamalarını sindirebilirler. Bu nedenle, karşılığında bir şey bekledikleri için fedakarlık yapma eğilimi gösterdikleri çok açıktır (yaptıkları için pişman olsalar bile).

Kendini mağdur eden biri nasıl tedavi edilir?

Birisinin kendini sürekli olarak, bile bile mağdur ettiğini fark ettiğiniz zaman, bu kişiler ile anlaşmak ve onları bu huylarından vazgeçirmek ya da aksine, görüşmeyi kesmek için, size yardımcı olabilecek bir çok seçeneğiniz olur. Kendi kendisini mağdur eden biri ile bir ilişki sürdürmeye karar verirseniz, aşağıdaki adımları uygulayabilirsiniz:

  • Bir çok farklı şekilde durumu telafi edebildikleri için, kişide var olan bu tutumu göz ardı edin.
  • İlgili kişi ile görüşmeyi tamamen kesin ya da iletişiminizi en aza indirgeyin.
  • Neden bu tür bir turum içerisinde olduğunu anlamaya çalışarak, ilgili kişi ile konuşmaya ve sorunu çözmeye çalışın.

Eğer kendi kendini mağdur etme eğilimi içerisinde olan bu kişi, sizin hayatınızda önemli bir yere sahip ise, sorunu çözmek adına elinizdeki tüm seçenekleri kullanmak isteyeceksiniz. Bu bağlamda, atacağınız adımlarda, ne beklediğinizi ve ne istediğinizi karşı tarafa ifade etmeniz gerekir. Mümkün olduğunca kişisel alanına girmekten kaçınmalısınız. Onlarla olan ilişkinizin, sizde ne gibi duygulara yol açtığını açıklarken, kişinin kendi iç problemini ima etmeden kaçınarak ve onları incitecek sözleri sarf etmeyerek duruma müdahale etmelisiniz.

Bu nedenle sohbetin başarılı bir şekilde yönetilmesi önemlidir. Her ikiniz de rahatken meydana gelmesi gereken bu konuşma, bir çeşit yanlış anlamanın hemen ardından olmamalıdır. Doğru zaman ve mekan seçildikten sonra, “gözünüzü daldan budaktan sakınmadan” sorun ile yüzleşmeli ve sıkıntımızı dile getirmeliyiz. Aşağıdaki adımları takip etmek önemlidir:

  • Çevresindeki insanlara karşı bir sınır koyma hususunda özgür olduklarını ve bu tür bir tutum içerisinde olarak, insanları gücendirmek şöyle dursun, daha dengeli ilişkiler kuracaklarını belirtin. Eğer herhangi bir isteğe ya da talebe “Hayır” demek istiyorlarsa, daha sonradan pişman olunacak bir şey için bugünden “evet” demek saçmalıktır.
  • Bazı işleri zorla yapmak, daha çok keyif alacağımız ve sonunda aynı faydayı sağlayacak başka meşgaleler ile uğraşırken yararlanabileceğimiz zamanımızı boşa harcar.
  • Başkalarına bir iyilik yaptıkları zaman acı hissediyor veya kullanılmış gibi hissediyorlarsa, belki de en başından iyi niyet ile yola çıkmak yerine, kabul edilme ve takdir görme amacı ile hareket etmişlerdir.
  • Gereksiz acılar içinde yaşadıklarını onlara atlatmaya çalışın. Onlara, zaten hali hazırda kendiliğinden görünen ve herhangi bir stres durumu yaşatmayan sahip olduklarının ne kadar iyi ve değerleri olduğunu hatırlatın.
  • Geçmişte yaşadıkları ya da yaptıkları bir şey yüzünden suçluluk duygusu, pişmanlık veya öfke gibi hissiyatlara kapılabilir ya da depresyona girebilirler. Onları daha iyi anlayabilmenin tek yolu bu olacağı için, elinizden geldiğince içlerini dökmelerini sağlayın.
  • Kendilerinin zaten hali hazırda onurlu birer birey olduğunu ve sizin de aynen bu şekilde düşündüğünüz için herhangi bir şeyi denemelerine ya da kanıtlamalarına gerek olmadığını anlamalarını sağlayın.
  • Yapılacak eleştirilerin tek taraflı olmaması herkesin yararınadır. En başından beri samimi olamadığınız için sorumluluğunuzu üstlendiğinizde, bu, durumun dengelenmesine yardımcı olacaktır.
  • Onlarla “içimizdeki eleştirmen” hususunda konuşabilirsiniz; bu durum, bazı insanlarda, diğerlerine nazaran, daha fazla kendini gösterir. Bu yaklaşım, içinde bulundukları durumun nedenini açıklayabilir.

Mükemmel olmaya çalışmayı bırakın ve durumun üstesinden gelmek için çaba gösterin. Sorumluluk alın, hataları düzeltin ve acı çekmenin var olmadığı bir hayat hayal edin. Bu insanların daha sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürebilmelerine olanak sağlayın. Bu sayede kendilerini tanıyabilirler. İçinde bulundukları anı, kimse için sürekli bir fedakarlık içerisinde bulunmadan yaşamayı öğrenecekler. Bütün bunlar, bir kişiyi kendi kendini mağdur etme sarmalından kurtaracak ve uğraşmakta oldukları sorunlardan arındıracaktır.

Mağduriyetten sorumluluk almaya

Çoğu zaman, birisi ile yapılan bir muhabbet her şeyi değiştirebilir. Bir insanın hayatını ve sizinle olan ilişkilerini geliştirebilir. Talihsiz tutumlar, genellikle geçmişten gelen acılara, işe yarar sosyal becerilerin eksikliğine ve başkalarının sevgisine ve anlayışına duydukları mutlak ihtiyaca bağlıdır.

İçinde bulunduğu durumu kabul etmek ve değiştirmek isteyen herkes ile bu tür bir konuşmayı yapmanız gerekmektedir. Eğer durum sizi incitmeye devam ederse, o zaman ilişkiniz sona erdirin. En nihayetinde “İnsan, doğası gereği iyi olabilir, ama aptal değildir.”