Kurt Gödel: “Bay Neden”in Biyografisi

Mayıs 22, 2020
Kurt Gödel'in bilim ve özellikle matematik alanına çok büyük katkıları olmuştur. Mantığın ve bilgi işlemenin temellerini atan eksiklik teoreminin, kuantum fiziğinin geliştirilmesinde de önemli bir rolü vardır.

Kurt Gödel şüphesiz ki tüm zamanların en önemli matematikçilerinden biridir. Bilim dünyasına yaptığı en büyük katkı, o zamanların matematiğinin temelinde yatan hataları açığa çıkarmasıdır. Sadece o zamanın matematikçileri arasındaki tutarsızlıkları ortaya çıkarmakla kalmamış, aynı zamanda mantığın önemli sınırları olduğunu da göstermiştir.

Bu muhteşem bilim adamı, akıl ile mantıksızlığın bir arada mükemmel bir şekilde var olabileceğinin yaşayan bir kanıtı olmuştur: hem teorik olarak hem de insan yaşamında.

Kurt Gödel son derece zeki bir adam olmasının yanı sıra, tamamen mantıksız fikirleri de vardı. Zeka ile deliliği bir arada barındıran paranoyak bir dehaydı. 

“Yetmiş yıl sefil geçen hayatınızı milyonlarca yıl mutlu bir şekilde yaşayabilirsiniz: O kısa zamanda çekilen acı hayatın bütünü için gerekli bile olabilir.”

– Kurt Gödel

Yani Kurt Gödel’in anlatmaya çalıştığı şuydu: matematiksel doğruların hepsini kanıtlayamayız. Ya da BBC makalesinin söylediği gibi: “Gödel’in yaptığı şey, matematikteki her şeyin matematikle kanıtlanamadığını kanıtlamak için matematiği kullanmaktı.”

Bu önermeden yola çıkarsak, matematiksel ve diğer doğruların aslında kanıtlanamayacağı hatta doğru bile olmayabileceği sonucuna varıyoruz.

matematik formülleri

Kurt Gödel: Bay Neden

“Bay Neden” lakabını ona takan Gödel’in kendi ailesiydi. Gödel’in yaşadığı dünyayla ilgili hep dizginlenemez bir merakı olmuştur. Her şey hakkında her şeyi bilmek ve etrafındaki her şeyi açıklayabilmek istiyordu. Bu yüzden de hep sorular sormaya devam ettiği için ona bu meşhur lakap takıldı.

28 Nisan 1906 yılında, o zamanlarda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na ait Brünn şehrinde, yani şimdiki Çek Cumhuriyetinde bulunan Çekoslovakya’da doğdu. Ulus ve vatandaşlık meselesi Gödel için karmaşık bir konuydu. 

Alman bir aileden geliyordu ve Çekçe konuşmuyordu. İmparatorluğun yok olması ile bir gecede Çek vatandaşı olmuştu. Kendini bu millete ait hissetmediği için 1923 yılında Avusturya vatandaşı olmaya karar verdi. Daha sonra Avusturya’nın Almanya’ya katılmasıyla ise Alman vatandaşı oldu. En sonunda da 2. Dünya Savaşından sonra Amerika vatandaşı oldu.

Gödel’in muhteşem çalışmaları

Kurt Gödel henüz meydanda yokken matematik, bilim dünyasında kesinliği kabul edilen bir alandı. Yani her bilim insanının aradığı şey bu alanda mevcuttu: doğrular. Bu gerçek, içerisinde bazı çatlaklar oluşmaya başlayana kadar sorgulamaya bile açık değil gibi görünürdü.

20. yüzyılın başlangıcında matematikçi Georg Cantor bazı şüphe tohumlarını ekmeyi başarmıştı bile. Russell’ın paradoksları da bu şüpheleri besliyordu.

Ünlü bir matematikçi olan David Hilbert, bilimin temelinin her zamankinden daha sağlam olduğunu kanıtlamaya niyetlendi. Kurt Gödel ortaya çıkana ve tezini tamamlayana kadar da her yolu denedi. Sonra ortaya çıktı ki durum hiç de sandığı gibi değildi.

Kurt Gödel Viyana Üniversitesinden onur derecesiyle mezun oldu. Sadece 11 sayfadan oluşan tezinde eksiklik teoremini öne sürmüştü. Tezinde, doğru olsa bile kanıtlayamayacağımız bir hipotezin her zaman olacağını matematiği kullanarak kanıtlamayı başardı.

1936’da öğretmenlerinden birinin bir Nazi tarafından öldürülmesiyle Gödel, yaşadığı sinir bozukluğu yüzünden zamanının bir kısmını çeşitli psikiyatrik kliniklerde yatarak geçirdi.

Kurt Gödel

Uzun süre devam eden çalışmaları

Kurt Gödel 1938’de, kendisinden altı yaş büyük olan ve hayatının sonuna kadar da beraber olduğu eski dansçı Adele Nimbursky ile evlendi.

Bir sonraki yıl Naziler tarafından askerliğini yapmak üzere çağrıldı. Fakat çift, Birleşmiş Milletler’den kaçmaya karar vererek Trans Sibirya Demiryolunda yorucu bir yolculuğa çıktı.

Albert Einstein ile olan arkadaşlığı da iyi bilinirdi. İnsanlar genelde ikisinin kampüste akşam yürüyüşü yaptığına ve bitmek bilmeyen sohbetler ettiğine şahit olurdu.

Gödel felsefede de başarılı bir öğrenciydi ve matematik ile felsefe konusundaki sorgulamaları onu “Gödel’in ontolojik kanıtı”nı yazmaya itti. Bu şekilde tanrının varlığını kanıtlamaya çalıştı.

Kurt Gödel, hayatının büyük bir kısmında kafasını işgal eden paranoyak ve depresif düşüncelerle mücadele etti. Belki de bu, araştırdığı “doğruları” sorgulamanın aslında akıl sağlığını etkilemesinin bir sonucuydu.

Ayrıca birilerinin onu zehirlemek istediğine inanıyordu. Bu yüzden sadece eşinin hazırladığı yemekleri yiyordu. Ancak eşi hastalanıp hastanede altı ay geçirdiği sırada, maalesef bu dahi adam yemek yemeyi reddederek açlıktan hayatını kaybetti.

Alonso, E. (2007). Sócrates en Viena: una biografía intelectual de Kurt Gödel. Editorial Montesinos.