Kortizol: Stres Hormonu

· Mayıs 3, 2018

Kortizol beyinde bir nörotransmitter gibi hareket eden bir hormondur. Bilim camiasında stres hormonu olarak bilinen bu maddeyi vücudumuz gerginlik anında yardımcı olması için üretir. Bu hormon stresli durumlarda ve glukokortikoidlerin kanda düşük seviyede bulunduğu durumlarda hipotalamus tarafından üretilir.

Stres fiziksel gerginliğe neden olan bir duygudur. Bizi endişeli veya korkmuş hissettiren herhangi bir olay ya da durumdan kaynaklı olarak ortaya çıkabilir. Aslında küçük miktarda stres hormonu olumlu olabilir ve bizi tehlikeli durumlar için uyarabilir. Ancak stres devamlı bir duygu haline gelirse sağlığımız için zararlı olabilir.

Düşünme, hissetme ve inanç yollarımızla kortizol seviyemiz üzerinde etki sahibi olabiliriz. Ayrıca bilimsel kanıtlar gösteriyor ki bazı düşünce biçimlerimizi değiştirerek beyin hücrelerimizin biyokimyasal aktivitelerini de değiştirebiliriz.

Mizah eksikliği, devamlı tahrik olma, kızgınlık gibi belirtiler yüksek kortizole işaret eder. Bunun gibi diğer belirtiler iştahsızlık ya da aşırı yeme veya sebepsiz kronik yorgunluk olabilir.
kimyasal formül

Kortizol: stres ve insomnia hormonu

Stresli olarak yorumladığımız durumlar, kortizol seviyelerini artırır, bu da uykumuzun kalitesini ve süresini azaltabilir. Bununla birlikte, kortizol, gece boyunca bizi uyanık ve aktif tutmak için gün içinde belirli seviyelerde bulunmalıdır.

Kortizol seviyeleri de gün boyu değişir. Örneğin, bazı insanlar sabah saatlerinde daha aktif olurlar ve diğerleri de yemeye başlayana kadar güne başlamaz. Gün geçtikçe yavaş yavaş inmek, uykuya dalma zamanı geldiğinde en düşük seviyelere ulaşmak normaldir. Fakat eğer kortizol seviyeleri gece azalmazsa, stres yanıtımız aktif kaldığından, uykuya dalmakta zorluk çekeriz.

Kortizol sağlığımız ve huzurlu olmamızda önemli bir rol oynar, tehdit olarak tanımladığımız her problemle başa çıkmakta yardımcı olur. Kortizol seviyelerimiz iyi olduğunda, zihinsel olarak güçlü, açık ve motive hissediyoruz. Ancak, eğer düşükse, kafası karışmış, kayıtsız ve yorgun hissetmeye daha çok eğilimliyiz.dolu kafalı adam

Stresi düzenlemek önemli ve zor bir iştir. Sağlıklı bir vücutta, stres tepkisi daha sonra gevşeme tepkisinin ele geçirilmesine izin verir. Bir yandan strese tepkimiz çok sık aktif hale getirilirse, kapatılması daha zordur ve bu nedenle bir dengesizlik olması daha olasıdır. Öte yandan, stres devam ederse ve istenen rahatlama gelmezse bu sefer de hastalanırız.

“Rahatlama zamana bunun için zamanınız olmadığı andır.”

– Sydney J. Harris

Stres bizi hasta eder

Stres, vücudunuzun bir sorunu çözmeye çalıştığı yoldur, ancak durum tekrarlandığında, diyabet, depresyon, insülin direnci, hipertansiyon ve diğer otoimmün hastalıklar gibi hastalıklara neden olabilir. Vücudumuzun strese karşı tepkisi koruyucu ve uyarlanabilir niteliktedir. Bu, kronik strese verilen yanıtın, bağışıklık sistemimizi gerçekten zayıflatan bir biyokimyasal dengesizlik yarattığını söylenir.

Araştırmalar, tekrarlayan veya çok yoğun olan stresin somatizasyonun gelişimine katkıda bulunan bir faktör olduğunu göstermiştir. Bu, değişime yeteri kadar uyum sağlayamamanın bir sonucudur. Stresle üretilen, tetiklenen veya şiddetlenen birçok psikosomatik hastalık vardır.

Mevcut stres kronik hale gelirse sindirim sisteminde ülser olabileceği gibi çeşitli kardiovasküler hastalıklarla da karşılaşılabilir. Yüksek risk taşıyan kişilerde bu durum kalp krizine bile neden olabilir. Ayrıca bu hastalıklar gizlice ilerleme eğilimi gösterir ve kişinin özelliklerine bağlı olarak vücudun çeşitli yerlerinde somatizasyona neden olabilir.

“Sağlıksız hayat hayat değildir, sadece nefes alıp vermekten ibaret acılı bir süreçtir.”

– François Rebelais

Sosyal destek kortizol seviyesini düşürür

Sosyal destek ve oksitosin vücudumuzda etkileşime girer ve psikososyal stresin ürettiği öznel tepkileri bastırır. Bu nedenle, aileniz ve arkadaşlarınızdan destek almak, kendinizi yukarıda sıralananlar gibi stresle ilişkili hastalıklardan korumanın en güçlü yollarından biridir.

Almanya’da Freiburg Üniversitesi’nde MArkus Heinrichs tarafından yürütülen biyolojik psikoloji araştırmasında ilk kez insanlarda oksitosinin stres ve stresi azaltmakla ilgili büyük rol oynadığı görüldü. Oksitosinin aynı zamanda sosyal davranışlarımızda da büyük rolü var. (stres düzenleyici faktör)sosyal çevre

Kortizol seviyesini kontrol etmek ne kadar zor olsa da bunu sağlayacak bazı yöntemler yine de mevcut. Bunun için iyi bir sosyal çevreye sahip olmaktan ve dolaylı olarak kortizol seviyesini artıran tütün ve alkolü azaltmaktan söz edebiliriz.

Sağlıklı ve düzenli beslenme de buna yardımcı olacaktır. Çünkü alınan kalorinin çok azalması kortizolü artırabilir. Ayrıca Ohio Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre belirli egzersizler ve meditasyon yapmak da kortizol düzeyini düzenlemeye yardımcıdır.

Bu araştırmanın sonucuna göre meditasyon yapanlar ve yapmayanlar arasındaki fark düşüncenin birinde asistan iken diğerinde yöneten olmasıdır.

“Birlik olup çözülemeyecek çok az sorun varken, insanın tek başına çözebilecekleri de çok azdır.”

– Lyndon Baines Johnson