Söyleyemedikleriniz Sizi Hasta Eder

· Mart 14, 2018

Sahip olduğunuz hastalıklara kulak verin, bunlar vücudunuzun size bir mesajı olabilir. Bazen yaşadığınız duygusal tıkanmalar fiziksel sağlığınıza etki ederek yanlış yönde olduğunuzu anlatmaya çalışabilir.  Hayatı bir bütün olarak yaşayabilmek için hem vücudunuzun ve hem de duygularınızın bir olup size anlatmaya çalıştığı şeylere kulak vermeniz gerekir.

Deneyimleriniz, düşüncelerinizin filtrelerinden geçerek şekillenir. Duygularınızın çoğu işte tam da burada doğar. Sahip olduğunuz bilgiler doğru şekilde ve uygun yöntemler kullanılarak analiz edildiğinde pozitif bir deneyime dönüşürler. Ancak bilgileriniz dahilindeki düşünceler yanlış bir kullanımla büyük negatiflikler yaratabilir. Bunun sonucunda oluşan duygusal tıkanıklık ise, fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkların kapınızı çalmasına neden olabilir.

Gerçek devrim, kendi içinizde başlar.

Canını acıtan şeyi söyle, ben de sana ne söylemen gerektiğini söyleyeyim

Vücudunuz, düşündüğünüzden çok daha sistemetik ve akıllıdır. Hatta ona kulak verirseniz  sizinle net bir şekilde iletişime geçtiğine bile şahit olabilirsiniz. Ne kadar çok dinler ve anlarsanız, rahatsızlıklarınıza kendi içinizde çok basit çözüm yöntemleri de yaratabilirsiniz. Vücudunuzun sinyal verdiği her bir bölge, size anlatmaya çalıştığı duygusal bir mesajdır. Tıbbi çalışmalar,  engel yaratan duyguların tanımlanması sonucunda fiziksel rahatsızlıkların önüne geçilebileceğini kanıtladı.

kadının saçları ve elleri

Örneğin boyun ağrılarınız şimdiye dek söylemeye cesaret gösteremediğiniz şeyleri, ayak bileğinizde yoğunlaşan ağrılar gerçekleri kabul etme konusunda gösterdiğiniz direncin göstergeleri olabiliyorken, mide problemleriniz ise içinde bulunduğunuz yaşam şartlarının sizde yarattığı sorunları veya bazı durumlarla baş etmede yetersiz kaldığınızı anlatıyor olabilir.

Duyguların vücut üzerinde toplandığı başka önemli bir bölge ise sırtınızdır. Uzmanlara gore, sırtınızın alt bölgesindeki sorunlar genellikle ekonomik endişelerinizin ya da ihtiyaç duyduğunuz desteğin eksikliğini hissetmenizden kaynaklanıyor olabilir. Sırtın üst bölgelerinde meydana gelen ağrılar ise, kabul edemediğiniz konular ile ilgili size mesaj vermek istiyor olabilir.

Uyluk ağrılarınız, başkalarının sizden beklentilerini işaret edebilir. Diz rahatsızlıklarınız ise, gururunuz ile doğrudan ilişkili olabilir. Alın ağrıları veya acıları dünya ile yüzleşmenizle ilgiliyken, kalp sorunları hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde temel duygusal sorunlarınızı referans alıyor.

Söyleyemedikleriniz, hayal kırıklıklarına dönüşür.

Kızgınlık hissi ve fiziksel hastalıklar

Yaşadığınız hayat çok basit bir deyişle duygusal durumunuzun bir aynasıdır. Zihniniz barış, uyum ve denge ile doluyken hayatınızın bunun aksi bir akışta olması beklenemez. Veya dengesizlik, huzursuzluk, olumsuz düşünceler, intikam gibi duygular kafanızın içinde dönüp dolaşıyorken hayatınızın dengeli ve huzurlu bir akış içerisinde olması beklenemez. Bu olumsuz duygular elbette vücudunuzun bir parçasından size bir uyarı mesajı göndermek isteyecektir.

Kızgın duyguları içinizde biriktirdikçe  nefret ile dolabilirsiniz. Nefret kadar yoğun derecede olumsuzluk barındıran duygular ise hayatınız ve ilişkileriniz üzerinde size çok büyük zorluklar yaratır ve hatta bir süre sonra kişisel ilişkilerinizi yürütmenizi imkansız hale gelir. Ayrıca kin ve öfke hisleri bağışıklık sisteminizi de etkileyecektir. Yani öfke ve kinle geçirdiğiniz zamanlar size grip ve zona gibi fiziksel rahatsızlıklar şeklinde geri dönebilir.

Kanada Concordia Üniversitesi’nden Carsten Wrosh’un, insanların hayatlarındaki öfke durumları ve hayat kalitesi arasındaki ilişkiye yönelik gerçekleştirdiği analiz çalışmasında, öfke ya da kronik kızgınlık sahibi kişilerin bazı kalp problemleri ile karşılaşma ihtimallerinin diğerlerine göre çok daha yüksek olduğunu gösterdi.

Kendinizi öfke, kızgınlık gibi olumsuz duygularla fazla meşgul ettiğinizde, vücudunuzda biyolojik düzensizlik baş gösterebilir; bu durum da metabolizmanızın düzgün çalışmasını engelleyecek olan birçok fizyolojik problemi beraberinde getirebilir.

Düşündüğünüzün veya hissettiğinizin aksi yönünde bir davranış sergilediğinizde reddedilmekten, terk edilmekten, eleştirilmekten veya yargılanmaktan daha fazla çekinir hale gelirsiniz. Bu da kendi içinizdeki tutarlılığı kaybetmenize neden olur. Bu, hiçbir zaman değişmeyecek bir gerçektir; kişi verebileceği en büyük zararı duygusal olarak yalnızca kendine verebilir. Duygusal zararlar da nihayetinde fizyolojik sorunlara dönüşecektir.

Dile getiremedikleriniz, henüz çözümleyemediklerinizdir.