Koronavirüs ve Panik Alışverişi Psikolojisi

20 Mayıs, 2020
COVID-19 ya da yaygın bilinen adıyla yeni tip koronavirüs nedeniyle olağanüstü günler geçirdiğimiz bir gerçek. Bu tehdide karşı önceden uyarıların yapılması ve önlemler alınması son derece doğal bir durum. Ancak panik halinde alışveriş yapmanın çok çeşitli olumsuz sonuçları olacağı da açık. Bunlar arasında en öne çıkanlar, belirli ürünlerin bulunamaması ve yükselen ürün fiyatları.

Boş raflar, ağzına kadar dolu alışveriş arabalarıyla uzun kuyruklarda ödeme yapmak için bekleyen insanlar… Asabiyet, telaş, aynı endişeyi paylaşan yüzler ve birbirini suçlayan bakışlar. Temel ihtiyaç malzemeleri ve gıdaların tükenmesi korkusu, yiyeceksiz, tuvalet kağıdı olmadan yaşamak zorunda kalma düşüncesi… Koronavirüs nedeniyle yapılan şaşırtıcı panik alışverişleri gittikçe daha yaygın bir biçimde görülüyor. Bu durum aynı zamanda panik hissinin daha da güçlenmesine yol açıyor.

Peki, insanların süpermarketlere akın ederek evlerine yiyecek ve diğer temel ihtiyaç malzemelerini stok yapmaları mantıklı bir davranış biçimi midir? Belki de şu anda tamamen mantık dışı ve normal olmayan bir sürece tanıklık ediyoruz. Öncelikle son derece açık bir gerçekle karşı karşıya olduğumuzu söyleyelim. COVID-19 virüsünün yayılması hepimizi olağan dışı önlemler almaya ve bu önlemler altına yaşamaya itiyor. Bunlardan biri de virüsün yayılmasını önlemek amacıyla uygulanan karantina uygulaması.

Bunun dışında evden en az 15 gün çıkılmaması gereken özel bölgelerde yaşayan insanlar da bulunuyor. Bu tür bir durumla karşı karşıya kaldığınızda, evde geçirmek zorunda kaldığınız süre boyunca size yetecek kadar yiyecek ve diğer temel ihtiyaç malzemelerinin bulunması gerekiyor. Ancak yine de süpermarketler bu konuda insanlara önemli bir uyarı yapıyorlar: Şu anda stoklarda herhangi bir sorun bulunmuyor. Yani tükenen ürünler normal şekilde yeniden takviye ediliyor ve bu durumun değişeceğine ilişkin herhangi bir işaret de görünmüyor.

Ancak tüm bunlara rağmen yine de alışveriş konusunda oluşan panik havasını ve olağan dışı yaklaşım biçimlerinin olduğunu görüyoruz. İnsanlar, korku nedeniyle Washington’dan Yeni Zelanda’ya, İspanya’dan Fransa ya da Malezya’ya kadar dünyanın pek çok yerinde panik alışverişi yapıyorlar. Aslında bu davranış şeklinin hiç de yeni olmadığının ve arkasında çeşitli nedenler bulunduğunun altını çizmek istiyoruz. Şimdi bunları hep birlikte analiz edelim.

Koronavirüs ve market arabası

Koronavirüs Nedeniyle Panik Alışverişinin Nedenleri

Abraham Maslow, meşhur ihtiyaçlar hiyerarşisi prensibinde, sağlıklı ve mutlu yaşamın temelinde geçimimizi sağlayacak kadar yiyeceğin bulunması olduğunu ileri sürmüştür. Bu görüşün doğru olduğunu ileri sürmek pek de zor değil. Belirsizlik ve korkunun son derece yüksek olduğu bir ortamda, evde temel ihtiyaç malzemelerinin bulunması beyinlerimizde genel bir huzur ve sakinlik algısı oluşturmaktadır. Bu ise son derece anlaşılabilir bir durumdur.

Bugüne kadar edindiğimiz tecrübeler sonucunda, insanların panik içinde reaksiyon göstermeleri için çok küçük bir kıvılcımın yeterli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu tür durumlarda elbette ileri görüşlü olmak çok önemli bir ihtiyaçtır.

Bununla birlikte topluca verilen bu tür tepkiler, aslında hepimizin uzak durmaya çalıştığı çeşitli olumsuzlukların içine düşmemize neden olmaktadır. Bunlar arasında, belirli bazı ürünlerin bulunamaması, uzun alışveriş kuyrukları ve hatta stres sonucu insanların birbirleri ile karşı karşıya gelmeleri gibi istenmeyen durumları sayabiliriz. Bu nedenle, koronavirüs salgının yol açtığı olağanüstü durum nedeniyle ortaya çıkan panik alışverişi konusunda bazı önemli detayları dikkate almamız faydalı olacaktır.

Koronavirüs: Proaktif Olun Ama Panik Yapmayın

David Savage, Avustralya’da bulunan Newcastle Üniversitesinde davranış bilimleri ve mikro ekonomi konularında ders veren bir profesör. Savage, bu noktada hepimizin ileri görüşlü olması gerektiğinin altını çiziyor. Bu bağlamda, 15 günlük bir karantina süresi geçirme ihtimali gerçek bir durum ve herkesin bu zorlu sürece hazırlıklı olması gerekiyor. Ancak bunu yaparken stoklama konusunda mantıklı hareket etmeli ve dengeli bir tutum sergilemeliyiz.

Peki mantıklı hareket etmek ve dengeli davranmak derken neyi kastediyoruz? Bunun anlamı, örnek olarak 15 paket tuvalet kağıdı almamak ya da alışveriş sepetimizin içine 20 adet dezenfektan jel doldurmamak gibi. İşte tam da bu tür örnekler dünyanın her köşesinde pek çok ülkede ve şehirde şu anda yaşanıyor. İnsanların bu mantık dışı stoklama davranışının elbette bazı sonuçları olacak. Bu sonuçlardan ilki, hepimizin de kolay bir biçimde tahmin edebileceği gibi bazı ürünlerin bulunamaması şeklinde gerçekleşecek. İkinci sonuç ise fiyatlardaki kaçınılmaz artış olacak.

Süpermarket

Panik Alışverişi Daha Fazla Paniğe ve Korkuya Yol Açar

Panik konusunda medyanın da ateşe körükle gittiğini belirtmemiz gerekiyor. Çünkü koronavirüs salgını ya da benzer kriz durumlarında yapılan panik alışverişi, sadece insanların dürtüsel yaklaşımları sonucu ortaya çıkmıyor. Bu durum, aynı zamanda korku ve belirsizlik ortamını yaratan diğer faktörlerin de bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.

Televizyonda ya da sosyal platformlar üzerinden paylaştığımız fotoğraf ve videolardaki alışveriş yapan insan figürleri, toplumun büyük bir kesimi üzerinde bulaşıcı bir etki bırakmaktadır.

Unutmayın ki, COVID-19 virüsünün de ötesinde, eğer harekete geçmezsek yiyecek erzağımız ve diğer temel ihtiyaçlarımızın kalmayacağına yönelik duygunun verdiği endişe, üzüntü ve keder çok daha hızlı yayılmaktadır.

Şüpheci Aklınızı ve İstek Dürtüsünü Kontrol Altına Alın

Steven Taylor bir klinik psikolog ve aynı zamanda British Columbia Üniversitesinde profesör olarak ders veriyor. Taylor’ın konuyla ilgili en önemli çalışmalarından biri “The Psychology of Pandemics: Preparing for the Next Global Outbreak of Infectious Disease” adlı kitap. Steven Taylor bu kitapta dikkate almamız gereken çok önemli bir konunun altını çiziyor.

İnsan beyni yeni edindiği bilgilere karşı belirli bir güvensizlik içinde reaksiyon gösterme eğilimi taşır. Yani her zaman için “Bize her şeyi söylemiyorlar.” gibi bir düşünce içine gireriz. Kimi zaman doğru olduğunu sandığımız ama aslında yanlış verilerle dolu olan bilgileri ediniriz. Kimi zaman da birbiriyle çelişen bilgilerle karşılaşırız. Bu tür durumlar aslında korku hissini körükleyen birer olumsuz tecrübe niteliği taşıyor. Buna karşın ihtiyacımız olan şey ise belirli derecede bir kontrol hissine sahip olmak.

Bu kontrol mekanizmasını çalıştırmanın yöntemlerinden biri alışveriş yapmak. Ellerimizi yıkamak ve yeterli derecede temizlik sağlayarak gerekli hijyen standardını yakalamak için aldığımız önlemlerin de faydası dokunuyor. Yani eve geldiğimizde tüm dolapların yiyecekler ve temel ihtiyaç malzemeleri ile dolu olduğunu görmek korkuları bastırıyor, bir rahatlama hissi uyandırıyor ve kendimizi krizi kontrol altında tuttuğumuza dair ikna ediyoruz.

Beyin

Alternatif Bir Öneri: Kriz Ortamında Sağduyulu Alışveriş

Koronavirüs salgını nedeniyle kontrolsüz alışveriş yapmak paniğe yol açar. Hepimiz bu tür bir davranış şeklinden kaçınmak için elimizden geleni yapmalıyız. Elbette COVID-19 virüsü nedeniyle olağanüstü günler geçirdiğimiz tartışmasız bir gerçektir.

Bu kriz ortamı insanların olağan dışı bu duruma adapte olmasını gerektiriyor. Ancak bu tür zor durumlarla başarılı bir biçimde başa çıkabilmek için öncelikle sakin kalmak, dengeli olmak ve akıllıca davranmak gerekiyor. Ancak bu şekilde elimizden gelenin en iyisini yapmamız ve içinde bulunduğumuz son derece zor durumun üstesinden gelmemiz mümkün olabilir.

Bu yüzden, “Proaktif olmamız gerekir mi?” şeklindeki bir soruya verebileceğimiz cevap “evet” olacaktır. Ancak bunu yaparken mantıklı ve sağduyulu bir biçimde davranmamız gerekiyor. Peki bu noktada, yaptığımız alışveriş miktarını bir gün içinde anormal boyutlarda artırmamız tavsiye edilebilecek bir tutum mu?

Bu aşamada karar verirken atmamız gereken adımlar, konunun uzmanları ve yetkililerin verecekleri bilgilere bağlı olarak değişecektir. Eğer olası bir karantina nedeniyle evimizde normalden daha uzun bir süre kalmak zorunda olacaksak ya da çocuklarımız bir süre okula gitmeyecekse, bu durumda elbette kendimizi buna uygun bir biçimde donatmalı ve hazırlamalıyız.

  • Panikten mutlaka kaçınmamız gerekir. Endişe ve korku duygusuyla yapılan her hareket durumu daha da kötü hale getirecektir. Fiyatlar yükselecek ve istenen ürünleri bulmak daha zor hale gelecektir.
  • Günlük olarak nelere ihtiyaç duyuyorsak o kadarını, yani ne eksik ne de fazla miktarda satın almamız gerekir.
  • Eğer sağlık birimleri tarafından herhangi bir önlem alınması isteniyorsa, buna uygun olarak hareket edilmelidir.
  • Mantık dışı olumsuz olasılıklar beklentisi içinde olmamak gerekir. Çünkü marketler malzeme tedarik etmeye devam edecektir. Yani ihtiyaç duyduğumuzda normal bir biçimde alışveriş yapmaya devam edeceğiz.

Sonuç Olarak…

Tüm bu bilgilerin ışığında, herhangi bir biçimde içinden geçtiğimiz sürecin size artık fazla geldiğini düşünüyor ve kendinizi kötü hissediyorsanız, bu konuda yardım almak için bir uzmanla iletişime geçme konusunda hiç tereddüt etmeyin.

Krizler, sakin kalarak, birlikte hareket ederek, uygar davranışlar sergileyerek ve herkesin ortak çaba ve motivasyon göstermesi ile aşılabilir. Aslında bugün önümüzde oldukça iyi bir haber bile bulunmaktadır: Çin, koronavirüse karşı verdiği savaşı kazanıyor. Ayrıca bu virüsü etkisiz hale getirmek için sekiz civarında aşı projesi halen devam ediyor.

  •  Taylor, Steven (2019) The Psychology of Pandemics. Cambridge Scholars