Koronavirüs Tehdidine Karşı Psikolojik Önlem

Mayıs 20, 2020
Asılsız haber, panik ve güvensizlik, koronavirüs salgını ile ilgili karşı karşıya kaldığımız en kötü düşmanlardır. Bu bağlamda, kendimizi bu durumla başa çıkmak için yeterli derecede psikolojik tavsiyelerle aşılamamız gerekir. Bu tavsiyelerin neler olabileceğini yazımızda bulabilirsiniz.

Bugün içinde bulunduğumuz ortamda, korkudan daha tehlikeli bir virüsün bulunmadığını biliyoruz. Haberlerin hangi hızla yayıldığını görmek için sosyal medya hesaplarımıza hızlıca göz atmamız yeterli olacaktır. Bu tür haberler elbette korkuya kapılmamıza ve hatta panik duygusu içine girmemize yol açmaktadır. İşte endişelerin en üst düzeylere çıktığı bu ortamda koronavirüs tehdidine karşı psikolojik bir öneri almak kadar iyi bir ilaç bulunmamaktadır.

Amerikan Psikoloji Birliği (American Psychological Association – APA) ve benzer organizasyonlar, hastalığın kendisinden bile daha tehlikeli diğer bir salgın haline gelen, herkes tarafından konuşulan ve artık toplumun kanıksadığı şu durumun altını çizmektedirler: koronavirüs konusundaki endişeler.

Son günlerde maske ve dezenfektan satışlarında adeta patlama yaşanmaktadır. Biri yakınımızda hapşırdığında hemen korkuya kapılmaya başladık. Hatta tüm bunların da ötesinde yaşam alışkanlıklarımızı bile değiştiriyoruz. Örnek olarak pek çok insan, uçağa binmeden önce artık iki kez düşünüyor.

Koronavirüs salgını nedeniyle ortaya çıkan bu durum nedeniyle artık sınırları zorluyor muyuz? Belki. Bu bağlamda korku içinde korku yaşadığımızı söylemek abartılı mı olacaktır? Hayır, abartılı değil.

Yeni bir virüs ortaya çıktığında korkmak ve endişeye kapılmak son derece mantıklı ve anlaşılabilir bir durumdur. Ancak korku duygusunun her zaman için uyanık ve tetikte kalmak için kullanılması, yani adeta bir alarm sistemi gibi çalışmaması gerekir. Korku, mantıklı bir biçimde reaksiyon göstermemize yardımcı olmalı, panik havası içine girmemize ya da irrasyonel davranmamıza neden olmamalıdır. İşte ancak bu şekilde her türlü zorluğa karşı en sağlam bir biçimde durabilir ve bu zorluklara en iyi halimizle yüzleşme şansı bulabiliriz.

Bunu başarmak için, şu an yaşadığımız soruna doğru bir biçimde reaksiyon gösterebilmenin çok özel bazı ipuçlarını dikkate almaktan geçtiğini de bilmemiz gerekir. Şimdi konunun detaylarına girelim.

Koronavirüslü örnek

Koronavirüs Konusunda 3 Psikolojik Tavsiye

Kimileri COVID-19’un Pandora’nın Kutusundan çıkan son virüs olduğunu söylemektedir. Bu inanışta haklılık payı olabilir ancak aynı zamanda Zeus’un Haphaistos’a yapmasını buyurduğu efsanevi kutunun içindekilerden birinin de umut olduğunu unutmamak gerekir.

Sağlık sisteminin ve kuruluşlarının bu tür krizlere üst seviyede hazırlıklar yaptıklarının bilincinde olmak önemlidir. Bunun dışında, on yıllardır SARS ya da MERS gibi çok sayıda ciddi salgın hastalıklarla zaten mücadele ettiğimizi de unutmamalıyız.

Amerikan Psikoloji Birliği (APA) üyesi ve risk algısı ile davranış bilimi konusunda uzman Baruch Fischhoff gibi akademisyenler, bu tür durumlarda insanların en iyiyi ortaya koymaları gerektiğine işaret etmektedirler.

Fischhoff’un kendi kelimeleriyle; “kriz durumlarında insanlar kenetlenmeli, birbirlerine destek olmalı ve cesaretle hareket etmelidirler. Eğer panik yaparsak, koordineli ve uyumlu bir biçimde hareket etme şansını da kaybetmiş oluruz.” Bu yüzden, şimdi koronavirüs konusunda ne gibi psikolojik tavsiyelerin bulunduğuna bir göz atalım.

1. Aşırı Bilgi Aşırı Endişeye Yol Açar: Koronavirüs Konusuyla İlgilendiğimiz Zaman Dilimini Düzenleyelim

İçimizdeki korkuyu harekete geçiren çeşitli görseller vardır. Ancak bu korku herhangi bir korku değildir. Eski kuşaklardan bize kadar ulaşmış olan ve “salgın”, “enfeksiyon”, “virüs” vb. kelimelerin yol açtığı korkudan bahsediyoruz. Aynı şekilde kendilerini tamamen saran koruyucu kıyafetler giymiş doktorları ve maske takan insanların görüntülerini gördüğümüzde de hemen alarm durumuna geçeriz.

Eğer bu ciddi uyarıcılara bir de konuyla ilgili aşırı derecede bilgi eklersek, bir noktada hissettiğimiz korkunun mantık sınırları dışına taşması son derece doğal bir sonuç olacaktır. Günümüzde çok fazla bilgiye maruz kaldığımız ve bu bilgilere sadece saniyeler içinde ulaşma imkanımızın bulunduğu bir gerçektir. Yani “koronavirüs” kelimesini duymak ya da görmek için sadece televizyonun ya da radyonun düğmesine dokunmamız yeterli olacaktır.

  • Öneri: Bu konuyla ilgilendiğimiz ve gelişmeleri takip ettiğimiz süreyi düzenleyelim. Normal bir hayat sürerken, koronavirüs konusundaki haberlerin sürekli fakat rahatsız etmeyecek bir biçimde adeta yörüngede kalmasını sağlayalım. Mümkün olduğunca resmi kaynaklara ulaşalım, asılsız ve yalan haberlerden uzak durmaya çalışalım. Bunlara ek olarak, aşırı derecede endişe içine düşersek, en çok ilgimizi çeken, rahatlamamızı sağlayan ve ilgimizi dağıtan aktivitelere ağırlık vermeye çalışalım.
Koronavirüs maskesi

2. Dezenformasyon En Kötü Virüstür: Yalan Haberlere Karşı Kendinizi Koruyun

Koronavirüs tehdidi karşısında dikkate almamız gereken diğer bir psikolojik tavsiye yalan haberlerle ilgilidir. Dezenformasyon olarak adlandırdığımız yanlış veya doğruluğu bulunmayan ve kasıtlı olarak yayılan bilgilerden daha ölümcül bir virüs yoktur. Bu bilgiler, neredeyse bir düğmeye basma hızında yayılan haberlerle insanları birden panik havasına sokar.

Örnek olarak son günlerde, tuzlu suyun COVID-19 virüsünün yayılmasını engellediğini bile iddia eden haberler dolaşmaktadır. Wuhan’ın caddelerinde gruplar halinde yerlerde yatan ve ölü olduğuna inanmamıza neden olan manipüle edilmiş insan fotoğraflarını internette bulmak mümkündür. Hatta yeni tip bu koronavirüsün patentinin Bill Gates’e ait olduğunu iddia edenler dahi bulunmaktadır.

Bunlara ek olarak, ölüm vak’alarının aslında bize söylenenden çok daha fazla olduğuna dair azımsanmayacak kadar çok sayıda komplo teorisinin bulunduğunu da eklememiz gerekir. Ayrıca virüsün ABD ya da Rusya tarafından ekonomiyi istikrarsız hale getirmek için bilinçli bir biçimde çıkarıldığı da yaygın iddialar arasında bulunmaktadır.

  • Öneri: Şu basit kuralı aklımızdan hiç çıkarmayalım: Günümüzde edindiğimiz haberlerin yaklaşık olarak %40’ı yalan ya da yanlış haberdir. Bu tür kriz durumlarında gerçek haber en etkili ilaç niteliği taşımaktadır. Bu bağlamda, daha temkinli hareket etmek ve okuduğumuz her bilgide ileriyi gören bir yaklaşım benimsemek doğru olacaktır. Bu yüzden, Dünya Sağlık Örgütü gibi herhangi bir şüpheye yer bırakmayacak ciddi kaynaklardan bilgi edinmeye çalışalım.

3. Sakin Kalmak En Önemli İhtiyaçtır: Dikkatli Olalım Fakat Alarm Durumuna Geçmeyelim

Virüs karşısında panik olmak yerine sakin kalmak gerekir. Korku ve tedirginlik duygularının yaygın olduğu bu tür kriz dönemlerinde dikkatli ve uyanık olmak, fakat alarm durumuna geçmemek son derece önemlidir. Peki bunun anlamı nedir? İnsanların psikolojik olarak daha sakin kaldıkları ortamlarda çok daha doğru ve mantıklı hareket ettikleri bir gerçektir. Elbette bunu tavsiye ederken, konuyla ilgili haberlere tamamen duyarsız kalarak hiçbir şey olmamış gibi davranmaktan bahsetmiyoruz.

Burada altını çizmek istediğimiz nokta, irrasyonel ve mantık çerçevesi dışına taşan ve bize hiçbir faydası dokunmayacak anlamsız hareketler yapmamıza yol açacak bir korkuya kapılmaksızın olup bitenleri dikkatle takip etmenin gerekli olduğudur.

  • Öneri: Koronavirüs tehdidine karşı en temel psikolojik ipuçlarından biri hayatı normal bir biçimde sürdürmeye devam etmektir. Yani günlük rutinler bizim en büyük yardımcımız olacaktır. Bununla birlikte krizde son durumun ne olduğu ve salgının hangi boyutlarda sürdüğü ile ilgili gerekli bilgileri de gün içinde uygun zamanlarda almak gerekir. Uzmanlar tarafından verilecek tavsiyelere açık olmalı ve onların verdikleri bilgiler doğrultusunda hareket etmeliyiz.
Doktor ve hasta

Sonuç olarak, COVID-19 virüsü hakkında ortaya çıkan gerekli her detaydan haberdar olmamız önemli bir ihtiyaçtır. Yeni bir virüsle karşı karşıyayız ve bu tür bir tehdit, sağlık kuruluşlarının bu virüsün nasıl davrandığını her saniye analiz etmelerini gerektiren bir durumdur.

Kendi açımızdan baktığımızda yapmamız gereken çok basit şeyler, günlük yaşam rutinlerimize devam etmek, temel temizlik ve hijyen kurallarını yerine getirmek ve yetkililer tarafından yapılan uyarıları takip etmek olmalıdır.

Konuyu kapatırken, Dr. Baruch Fischhoff’un şu sözlerini yeniden hatırlayalım: Her kriz, ancak paniğe kapılmadan, birlikte ve koordineli bir biçimde hareket edilerek çözülebilir. O halde hepimiz bu değerli tavsiyeye kulak verelim.