Kendinizi Seviyor Musunuz? Cevabın Hayır Olması İçin 5 Neden

27 Şubat, 2018

Kendini sevmek çok önemlidir.

Sadece sağlıklı bir özsaygı için değil aynı zamanda başka insanlarla kurulan kaliteli ilişkilerden keyif almak için de gereklidir.

Ama eğer kendinizi sevmezseniz başka insanlarla bağlantı kurmakta zorlanır ve depresyona girme riskinizi artırırsınız.

Kendinizi sevmediğinizi gösteren işaretleri tespit etmeyi öğrenebilirsiniz. Böylece kendinizle ve başkalarıyla bağ kurma biçiminizi geliştirmiş olursunuz.

Bu işaretleri tanımlamak mutsuzluktan ve hayal kırıklığından çıkmaya yardımcı olur. Hatta ruh halinizin iyi olmadığını hissederseniz de enerjinizi toplamaya yardım eder.

“En kötü yalnızlık kendinizden memnun olmamaktır.”

– Mark Twain

Başka insanların sizinle ilgili söylediklerini ve yaptıklarını sorguluyorsanız

İşte bu olumsuz fikirlerin ardındaki bir öz saygı eksikliği göstergesi. Bu başkalarının size karşı duygularını, sözlerini ve davranışlarını sorguladığınız anlamına gelir. Başkalarının söylediği ve yaptığı şeylere inanmaz, hislerinden emin olmazsınız.

elinde beyaz kalp tutan kız

Daima anlaşılmak ve sevilmek istediğimize şüphe yok. Ancak öz saygısı az olan insanlar başkalarının söylediklerine veya yaptıklarına fazla anlam yüklemeye yatkındır ve durmadan bunları sorgularlar.

Kimseden değer görmediklerini ve sevilmediklerini düşünürler. Eleştirileri çok kişisel alırlar. Daha da kötüsü, insanların her hareketinin ardında bir art niyet ararlar.

Bu mantıklı geliyor. Bunun arkasında bilinçsiz ve devamlı bir düşünce yatıyor çünkü. Kim beni benim kendimi sevdiğimden daha çok sevebilir ki?

Kim bana kendimden daha çok saygı duyabilir? Kim bana karşı kendimden daha arkadaş canlısı yaklaşabilir?

Her zaman savunmadaysanız

Her zaman savunmada ve tetikte olmak de kendinizi sevmediğinizin bir başka göstergesidir. Güvensizlik ve kendine güvensizlik ortada doğru dürüst bir neden yokken bile tetikte olmanıza neden olur.

Ne yazık ki bu sadece stres seviyenizi artırmakla kalmıyor. Aynı zamanda çevrenizde olanlara objektif bir bakış açısıyla yaklaşmanıza da engel oluyor.

Devamlı tetikte olmak çevrenizdeki insanların size sorduklarını ya da söylediklerini doğru değerlendirmenizi engelliyor. Aynı zamanda başkalarının düşündükleriyle ilgili belirsiz hissetmenize yol açıyor.

Ayrıca, yaptığınız şeylerden keyif almanızın önüne geçen korkulu ve mutsuz bir ruh halini tetikliyor. Savunmaya geçtiğiniz zaman başkalarına karşı tutumunuz kabalaşabilir, hoş karşılanmayabilir, sert ya da şiddetli algılanabilir.

Üstelik, her zaman savunma halinde olmak hep en kötü ihtimalleri düşündüğünüzü gösterir. Bu nedenle verdiğiniz tepki çok uç ve hatta uygunsuz olabilir.

Bu durumda sonuç çoğunlukla en kötü korkularınızın gerçeğe dönüştüğü ve bakış açınızı doğruladığı bir çatışmayla sonuçlanır.

Her şey yolundaymış gibi çatışmayı önlemeye çalışıyorsanız

Olabilecek başka bir ihtimalse, olası anlaşmazlıkları ve çatışmaları önlemek için her şey normalmiş gibi davranmaktır. Yani direnmek ve kendinizi savunmak yerine sorunları önlemek uğruna pes etmeyi seçmiş olursunuz.

Sorun, öz saygı eksikliğinizin ve öz sevgi yoksunluğunuzun size savunmak için gerekli gücü vermemesidir. Öte yandan, önemsiz bir konu hakkında kolayca tartışmaya girebilirsiniz.

Fikrinizi savunduğunuz için başkalarının size sinirleneceğinden ya da sizi küçük göreceğinden korkarsınız. Bu nedenle başkaları memnun etmek için söylenenleri kabul eder ve onaylarsınız.

Böylece gitgide fikrinizin daha da önemsizleştiğini düşünürsünüz. Başkaları sanki ne istediğinizi umursamaz bile.

Ortada kıyaslanacak bir şey yokken bile kendinizi başkalarıyla kıyaslıyorsanız

Kendinizi başkalarıyla kıyaslama alışkanlığı kendinizi sevmediğinizin açık bir kanıtıdır. Gerçekte kendini başkalarıyla kıyaslamak her zaman olumsuz bir davranış değildir.

Problem, kendini sevmeyen insanların bu kıyaslama konusunda fazla ileri gitmesidir. Bu da genelde görünüşleriyle ilgilidir.

Esasen, kendini sevmeyen bir insan ortada kıyaslanacak bir konu bile yokken başkalarıyla kıyaslamaya girebilir. Daha sonra, kıyaslama çukuruna düşer ve burada çırpınırlar.

Sonuç olarak, sadece öz saygıya zarar vermiş olmaz, aynı zamanda terkedilme ya da imrenme hislerine kapılır veya adaletsizliğin kurbanı olduklarını düşünürler. Bu da öz sevgiyi daha da baltalamaktan başka işe yaramaz.

topuzlu iki kafa

Başarılarınızı sadece şans eseri olarak değerlendiriyorsanız, Kendinizi ve başarılarınızı sevin!

Kabul etmek gerekir ki başarılarımızın az ya da çok bir kısmı şanstır. Ama her şey sadece şansa bağlanamaz. Fırsatlardan nasıl yararlanacağınızı bilmeniz ve bu şansı işe yarar bir şeye dönüştürmeniz gerekir.

Ama eğer kendinizi yeterince sevmezseniz başardığınız şeyin değerini asla anlayamazsınız. Bu da neden yeteneklerinize ve çabalarınıza değer vermediğinizi açıklıyor.

Doğal olarak başka insanların da başarılarınıza değer verdiğini göremiyor ve tebriklerin içten olduğuna inanmıyorsunuz. Yani başarılarınızı doğrudan şansa bağlamak motivasyonunuzu kırıyor ve başarısız hissettiriyor.

Kendine inan, kendini zehirleme. Kendini seversen çevrendeki her şey değişecek.