Fırsatlarımızı Değiştiremeyiz Ama Tavrımızı Değiştirebiliriz

Şubat 5, 2018

Derler ki bazı fırsatlar yalnızca bir kez geçer insanın eline. Peki ama hangi fırsatlar için risk almaya değeceğini nası bilebiliriz? Ortaya çıkan her fırsatı değerlendiremeyiz.

Pek çok insan istikrar ve düzen için çok çalışıyor. Düzenli bir iş ve sağlam bir araba arıyorlar. Ama hâlâ eksik olana odaklanıyorlar. Sürekli tatminsiz ve mutsuzlar sanki daha fazlasın sahip olabilirlermiş gibi hissediyorlar.

İstedikleri hayat için mücadele vermek ile güvenli ve düzenli olana tutunmak arasında seçim yapmak gibi sonsuz bir ikilemle karşı karşıyadırlar.Sürekli olarak “hayal ettiğim bu değil” diye yakınır dururlar. Her güne hafif bir adım başlayabilirler ama günün sonunda bıkkınlık hâkimdir.

Filozof Jose Ortega y Gasset The Rebellion of the Masses (“Kitlelerin İsyanı”) adlı kitabında bizi uzmanlaşma tehlikesine karşı uyarıyor. Belli bir alanda son derece nitelikli olan ama bu konumlarının dünyaya nasıl uyduğuna dair büyük resmi göremeyen kadın ve erkekler bu riskle karşı karşıyadır.

Herkesin başına gelir bu. Kaç defa çok fazla fırsat yüzünden felç olmuş gibi hissetmişizdir kendimizi? Daha iyi olabilecek bir şey için rahatımızdan vazgeçme korkusuyla felç olma durumu.

Kimi zaman tek yapmamız gereken, önümüzdeki fırsatı yakalayıp korkularımızı göz ardı etmektir.  Kimi zaman da fırsatlar tükendiğinde en iyi seçenek açıkça gözükür: hayatı akışına bırakarak yaşamak.

Kabul etme ve boyun eğme arasındaki fark

Daha iyi bir tavır istiyorsak önce kendimize şu önemli soruyu sormalıyız: kabul etme ve boyun eğme arasındaki fark nedir? İlk başta birbirine benzeyen şeyler olarak görünebilir bunlar ama aslında su ve yağ kadar farklı şeylerdir.

Kabul etme değişim yolundaki ilk adımdır. Bulunduğumuz yeri haritada işaretlemektir. Bu yeri beğensek de beğenmesek de.

tarlada kız

Kabul etme ayrıca durumunuzu değiştirme imkânınız olmadığında uyum sağlamanın da ilk adımıdır. Bu bakımdan geçmişimizi kabul etmek mantıklıdır.

Mesela, bir kazada bir bacağını yitirmiş biri için bu durumu kabullenmek yeniden uyum sağlama ve hayatlarında gereken değişiklikleri yapmaları için büyük bir adımdır. Ayrıca geçmişinizin de sizin bir parçanız olduğunu kabullenme konusunda büyük bir adımı temsil eder.

Öte yandan boyun eğme ise sinir bozukluğu ve umutsuzluğu içerir. Bu sinir bozukluğu hareket edememe durumuna yol açar. Hayatımızı değiştirmenin hiçbir yolu yokmuş gibi hissederiz ve böyle yaşamaya devam ederiz, bundan nefret etsek bile.

Dolayısıyla kötü bir durumdan çıkmak için binlerce fırsat bulabiliriz ama hiçbiri mükemmel değildir. Kaderimize boyun eğeriz ve şikâyet eder dururuz.

Belki acımızın sınırına ulaştığımızda mümkün olan seçeneklerden birini ideal olmasa bile kabul ederiz. Elbette bacağını kaybetmiş bir kişi için ideal alternatif, yeniden bacağına kavuşmaktır. Ne yazık ki bu bir seçenek değildir.

Bütün ideal fırsatlar tükendiğinde en iyi seçenek ortaya çıkar: tavır değişikliği. Hiçbirinin mükemmel olmadığını bilerek bütün seçeneklerimizi yeniden değerlendirmemiz gerekir. Bir seçenek acımızı alıp götürüyorsa mükemmel olmasa bile düşünmeye değerdir.

Artık tükenmişsek ya da motivasyonumuz kalmadıysa izleyecek hiçbir yol göremeyiz. Değişim çaba gerektirir ve bu çabayı mümkün kılmak için günlük motivasyona ihtiyacımız vardır.

Çabalarımız genelde ödülle karşılık bulur ama bilinmeyenle uğraşıyorsak bizi motive etmeye yetmeyebilir bu. 

Belki de beklentilerimizi biraz azaltmamız gerekir. Yolunuzu kolaylaştıracak daha basit ve dürüst bir plan oluşturun. Gerçeklik , hayal gücümüzün belirlediği beklentileri karşılamayabilir ama bu, gerçekliğin iyi olmadığı anlamına gelmez.

Var olmayana odaklanmayın

Beklenmedik bir yolu yürüyen ve mutlu olan sayısız insan tanıyorum. Durumlarından memnunlar geçici değişimleri kabul ediyor ve insanların söylediği negatif şeyleri umursamıyorlar. Zaten bu tür yorumlar genelde başkalarını yargılamaktan hoşlanan kişilerden geliyor.

Bu cesur insanlar hayatın onlara sunduğu ekşi limonlardan tatlı limonatalar yapmayı başarmıştır. Kendilerine bakarlar. Hayatlarının dizginlerini ele alır ve yaşamın sunduğu küçük zevklerin tadını çıkarırlar.

saatli ve beyaz elbiseli kız

Daha iyi bir hayat için çabalamak ile sahip olduğunuz hayatı sonsuz dek eleştirmek arasında çok ince bir çizgi var. Bu ince olduğu kadar da önemli bir çizgi.

Kendi başın değersiz hiçbir iş, ev ya da ilişki yoktur. Onları değerli ya da değersiz kılan şey bizim tavrımızdır. Mükemmellik arayışımızda sahip olduğumuz her şeyi yetersiz görürüz. Öfkeleniriz.

Neyse ki bazılarımız sabahları kendimize güzel bir kahve yapmak için biraz zaman ayırmanın önemini öğrenmişizdir. Geleceği kurarken şu anda yaşamak.

Mükemmel fırsatlar bulmamıştır bu insanlar, bu yüzden sahip olduklarını en iyi şekilde kullanıp daha pozitif bir tavır geliştirmişlerdir. Yaşama tavrını seçmişlerdir hayatta kalma değil.