Kendimi 10 Sene Öncekinden Daha Çok Seviyorum

08 Eylül, 2018

Yakın zaman önce moda dünyası ve reklam kampanyalarında olgun kadınlara yer veren büyük reklam şirketleri hakkında bir makale okuyordum. Okurken fark ettim ki, tıpkı bu kadınlar gibi ben de kendimi 10 sene öncekinden daha çok seviyorum. Zamanın geçtiğini düşünmek güzelliğe farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Hatta şimdi yirmili yaşlarımda hissettiğimden bile daha çekici hissediyorum.

Kırklı yaşlarından sonra kadınlara ne olur? Care Santos kitabı Deseo de Chocolate‘de (Çikolata Arzusu) anlattığına göre bu kadınların nitelikleri yoğunlaşıyor. Bu da onları 20 sene önce olduklarından daha yoğun, zeki, huzurlu ve çekici kılıyor. Sadece zihinsel düzeyde değil, aynı zamanda fiziksel anlamda da.

Hatta zaman geçtikçe bedenimiz için yararlı olan şeyleri daha iyi seçebiliyoruz. Ayrıca en iyi aksesuarımızı, yani özgüvenimizi taşımayı öğreniyoruz. Ortaya çıkmaya başlayan kırışıklıklarımızın bizi çok fazla endişelendirmesine izin vermiyoruz. Bunun yerine, kendimizde en çok sevdiğimiz özelliklerimizin keyfini çıkarıyoruz.

“Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir; nefes nefese kalsanız da yukarıda manzara çok daha güzel!”

– Ingmar Bergman

sahilde kadın

Olgun modeller yaşlanmak hakkında düşündürüyor

Bugünlerde Desigual, Mango ya da Zara gibi farklı markaların moda dergilerinde, 40 ila 53 yaşları arasındaki modellere daha çok  yer verdiklerini görüyoruz. Bu da kısa bir süre öncesine kadar modanın ve toplumun unutmuş olduğu kadınların görünürlüğünü artırmış oldu.

Zara’nın dergisi Timeless‘ta modeller yaşlanmanın onlar için ne ifade ettiğini anlatıyor. Ayrıca moda dünyasında başarıyı yakalamanın zorlaştığı bu yaşlara erişmenin onlara ne hissettirdiğini tartışıyorlar. Bunun sebebi özellikle bu sektörün 20’li yaşlardaki kadınlara daha çok odaklanması.

Ancak daha önce de söylediğim gibi, kendimi on sene öncekinden daha çok seviyorum. Tıpkı o modeller gibi. Elbette yaşlı olmamak güzel olurdu ama eğer bunun hakkını verirseniz, yaşla beraber daha iyi bir kafa yapınız olur. Sonuç olarak, elimizde bir paradoks var: yaşlandıkça özgüvenimiz de artıyor. 40 yaşındaki Polonyalı aktris ve model Malgosia Bela’nın da vurguladığı gibi, bu şekilde yaşlandıkça kendinizi daha çok sevebilmeniz mümkün oluyor.

Diğer yandan, 41 yaşındaki Somalili model Yasmin Warsame de bu olgu hakkında konuşuyor. Yaşıyla ilgili önyargılarının başka kültürlerle tanıştıkça nasıl değiştiğinden bahsediyor. Şu şekilde anlatıyor: “Seyahat etmek, sadece gezmek. Sizi dönüştürür, değiştirir. Bu yüzden herkese hep “lütfen, gezin” derim. İnsanları farklı ortamlarda, farklı atmosferlerde ve farklı durumlarda deneyimleyin.”

Bu ifadeler bizi, moda dünyasındaki ortalamadan daha yaşlı kadınların yaşlanmaktan ne şekilde etkilendiğini düşünmeye davet ediyor. 

“Aşkın güzelliği koruduğu ve tıpkı arıların baldan beslenmesi gibi kadınların da yüzünün öpüp okşanmayla beslendiği bir gerçek.”

– Anonim

gözlüklü kadın

Yaşla beraber özgüven gelir. Bu yüzden kendimi şimdi daha çok seviyorum.

Yaşla kazandığımız özgüven kendimizi daha çok sevmemizi sağlayan bir nitelik. Yaşlandığımız zaman güzelliğe farklı yönlerden değer vermeye başlarız. Özgüven gösteren bir görünüşün, tavırların ve duruşun değerini bilmeyi öğreniriz. Güzelliği bu özellikler yaratır.

Bir kadın her yaşta çekici olabilir. İşin sırrı, yaşlandığınızı kabullenmek ve silkelenip içinizdeki o yaşlanma korkusundan kurtulmakta yatar.

Bu kampanyalarda yer alan modeller, gri saçları ve kırışıklıklarlarıyla toplumsal değişimin yüzleri haline geliyor. Bu sektörün şimdiye kadar düzgün bir şekilde yansıtmadığı bu bir grup kadına dikkat çekiyorlar. Öyleyse hepimizin, botoksa ya da gençleştiren tedavilere başvurmaya ihtiyaç duymadan da çekici hissetmemizin vakti geldi. Bunun yerine, gerçek güzelliğiniz ve kendiniz olabilme yetinizle ışıldayın.

Kendimi on sene öncekinden daha çok seviyorum – peki ya sen?

“Yolumu aydınlatan ve bana hayatla zaman geçtikçe neşeyle yüzleşme cesareti veren idealler Nezaket, Güzellik ve Hakikat.”

– Albert Einstein