Kadınların İyileşmesini Engelleyen 3 Ataerkil İnanış

Ağustos 25, 2017

Ataerkillik, kadınların aleyhine yapılan sosyal uygulamaların eşitsizliğine dayanan bir ideoloji olarak tanımlanabilir. Peki bu sosyal düzen ve benimsediği inanışlar kadın cinsinin iyileşmesini etkileyebilir mi? Hala ataerkil olan bir toplumun üzerimizdeki etkisi yüzünden biz kadınlar fiziksel olarak acı çekiyor muyuz?

Doktor Christiane Northrup Women’s Bodies, Women’s Wisdom (Kadınların Bedeni, Kadınların Bilgeliği) adlı kitabında, eleştirel bir analiz yapmadığımız ve bize miras kalan, bilinçsiz içselleştirdiğimiz ataerkil düşünceleri değiştirmediğimiz sürece kadınları iyileştirmemizin mümkün olmadığını anlatır.

“Bilinç bedeni yaratır.”

– Christiane Northrup

Başlangıç olarak, Batı medeniyeti, diğer anlamsızlıkların arasında, Havva tarafından temsil edilen kadın vücudunu ve cinselliğini insanlığın düşüşünden sorumlu olarak gören Yahudi-Hristiyan görüşten esinlenmiştir.

Hastalıkla ilgili Northrup, birbirimize kötü muamele etmenin kadınların hastalanmasına sebep olacağını söylüyor. Ayrıca hasta olduğumuzda bize vücudumuzu kötüleyen ataerkil bir tıbbi sistem tarafından bakıldığını söylüyor. Christiane uygun şekilde bakılmamızı engelleyen üç temel ataerkil inanca dikkat çekiyor:

İlk inanış: hastalık düşmandır

Bu düşünce, özellikle vücudumuz bize duymak istemediğimiz mesajlar gönderdiğinde onu düşman olarak görmemize sebep olabilir. Bu unsur, bedenimizin büyük bir keyif kaynağı olabileceğini görmezden gelmemize sebep olarak acı yaratabilir. Yazara göre bedeni, getirdiği haberle birlikte haberci olarak öldürmek kültürümüzün doğasındadır.

Ancak beden, onu dinlemeyi bildiğimiz sürece sahip olduğumuz en iyi iyileştirme sistemi haline gelebilir. Bedenin hareketleri, cinsel alana girmeden, daha iyi, daha canlı ve daha enerjik hissetmemizi sağlayacak endorfin hormonunu salgılayabilir.

İkinci inanış: tıp biliminin her şeye gücü yeter

Bu inanış, “tıbbı tanrılar” tarafından inanmamız için beynimizin yıkanmış olduğuyla ilgili mitlere dayanır. Bu, doktorların bizim bedenimiz hakkında bizden daha çok şey bildiğine ve yalnızca onların bizi iyileştirebileceğine inandığımızı gösterir.

Dolayısıyla her kadının kendisi hakkında çokça bilgi toplama kabiliyetine sahip olduğu gibi aşikar bir gerçeği unuturuz. Bu açıdan bir doktor yardımcı olabilir, ancak doktor kadının söyleyeceklerini dinlemediği sürece bu boşuna bir çaba olacaktır.

Üçüncü inanış: kadın bedeni anormaldir

Kadın bedenine karşı ataerkil kötüleme, birçok insanın kendi bedenlerinden ve bedenlerinin doğal süreçlerinden korkmasının, hatta iğrenmesinin altında yatan sebeptir. Christiane Northrup kitabında bize hiçbir bilimsel çalışmanın, bir vücudun neden ve nasıl belirli şekillerde hareket ettiğini şaşmaz bir kesinlikle ve her koşulda açıklayamayacağını hatırlatıyor.

Bu anlamda, acil servis doktoru Alyson McGregor Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tıbbi ilaçların %80’inin geri toplanmasının sebebebinin kadınların maruz kaldığı ikincil etkiler olduğunu açıklıyor. Bunun nedeni tıbbi çalışmalar için laboratuvarlarda kullanılan hayvanların, ve tabi ki hücrelerinin, eril olması ve böylelikle yalnızca eril olan tıbbi araştırmaların referans noktasını oluşturmasıdır.

Ataerkil inanışların bir sonucu olarak duygusal kopma

Ataerkil kültür, bedenimiz ve ruhumuz üzerinde ciddi etkiler yaratan bazı alışkanlıkları bilinçsizce kazanmamıza sebep olduğundan dolayı bize neler olduğunu anlayabilmek için duygularımıza bağlanmaktan da alıkoyar. Bunun yanında ataerkil bir toplum, inkar ederek veya küçük görerek, kadınların duygularını baltalar ve bunun kadınların bedenlerini kabul etmeleri açısından olumsuz etkileri olmaktadır.

Birçok kadın kendi duygularını ifade etme konusunda ciddiye alınmama veya zayıf görünme riski yüzünden utanç duyabilir. Bu bağlantının kesilmesi ona tutunduğumuz sürece artan bir acı çekme durumuna düşmemize sebep olur.

Ataerkil inanışlarla nasıl mücadele etmeli?

Hayatta ve daha somut olarak sağlık konusunda olumlu gelişmelere doğru atılacak ilk adım, mevcut tecrübelere isim vermek ve duygusal, fiziksel ve ruhsal olarak hissedebilmek için kendimize izin vermektir.

Duygusal acılarımızı kabul edip bıraktığımızda derhal hislerimize bağlanırız. Bunlarla belirli ihtiyaçlarımızı keşfedebiliriz.

Ayrıca, bu sıkıntılardan ve yol açtığı endişelerden kurtularak vücudumuzun kendini iyileştirmek için gerek duyduğu enerjiyi yeniden kazanabiliriz. Bu ataerkil inanışların yerine, kadın bedeninin direnmek ve iyileşmek, başka bir deyişle kendini iyileştirmek gibi önemli bir kabiliyeti olduğundan bahseden daha faydalı inanışlar benimsemek çok büyük önem taşır.