Kadınlar ve Depresyon: Risk Faktörleri

Şubat 24, 2020
Bugün, depresyon üzerine yeni bir perspektifi keşfetmek istedik. Erkek ve kadınların benzer endojen depresyon oranlarına sahip oldukları ortaya çıktı. Ancak ana rolü dış etkilerin oynadığı egzojen depresyon söz konusu olduğunda kadınların depresyona girme oranı erkeklerin iki katı.

Bu yazımızda kadınlar ve depresyon üzerine yeni bir sosyal bakış açısından bahsetmek istiyoruz.

Genel olarak, erkekler ve kadınlar benzer endojen depresyon oranlarına sahip. Ancak ana rolü dış etkilerin oynadığı egzojen depresyon söz konusu olduğunda kadınların depresyona girme oranı erkeklerin iki katı.

Görünen o ki, kadınların bakıcılar olmak üzere yetiştirilmesi depresyonun gelişiminde büyük bir rol oynuyor. Problem, toplumumuzun kadınları çoğunlukla kendi ihtiyaçlarını unutup sadece diğer insanlara bakacak şekilde şartlıyor olması.

Sosyal bağlam da kadınlar ve depresyon söz konusu olduğunda büyük bir risk faktörü olabilir. Araştırmalar basitçe bir kadın olmanın depresyon risk faktörlerinde en yüksek ikinci sırada olduğunu gösteriyor. Daha yüksek olan tek risk aile tarihinde depresyona dair öykü olması.

Koltukta yatan yorgun bir kadın.

Kadınlar ve Depresyon: Sık Görülen Bir Kombinasyon

Depresyon karmaşık, çok faktörlü bir süreçtir. Depresyonunuz olup olmaması çok çeşitli bir risk faktörleri seçkisine bağlıdır. Günümüzde, tıbbi uzmanlar hala bu faktörlerin tamamını ya da birbirleri ile nasıl etkileşime geçtiklerini belirleyebilmiş değildir.

Majör depresif bozukluğun prevalansı ve oranı kadınlarda erkeklere kıyasla daha yüksektir. Bu fark ergenlik sırasında başlar ve yetişkinlik sırasında bu şekilde kalmaya devam eder. Bunun da ötesinde, depresyonun kendisi büyük bir yük ve bir engel sebebidir. Ancak, bazı insanlar depresyonun kadınları erkeklere kıyasla %50 daha fazla etkilediğini tahmin ederler.

Fakirlik, işsizlik ve eğitim seviyesindeki düşüklük de depresyon için risk faktörlerine dahildir. Araştırmalar kadınların bu açıdan da daha etkilenebilir olduklarını da göstermiştir.

Bunun sebeplerinden biri kadınların çok fazla sosyal ve ekonomik destek olmaksızın çocuk yetiştirmek ile uğraşma ve “evi yapan” kişiler olma ihtimalinin daha yüksek olmasıdır, ki bu da depresyon için kanıtlanmış bir risk faktörüdür (Targosz et al, 2003).

Bazı bilim insanları evi yapan kişi olmanın zor koşullarda ve birkaç farklı stres kaynağı ile gerçekleştiğinde bir risk faktörü haline geldiğini de bulmuşlardır. Buradaki en büyük risklerden bazıları cinsel istismar ve cinsel şiddet gibi durumlardır (Koss, 1993).

“Depresyon, hem acı çeken mahkum hem de acımasız gardiyan olduğunuz bir hapishanedir.”

– Dorothy Rowe

Kültürel Bir Mercekten Depresyon

Sosyalleşme süreçleri, sosyal roller ve cinsiyet ile ilgili sterotipler arasında bir bağlantı vardır. Kadınların suçluluk gibi empatik duyguları tam olarak geliştirmeye teşvik edilmesi birçok kadını daha sık üzgün ve çaresiz hissetmeye sürükler.

Sosyalleşme söz konusu olduğunda kadınlar öfkeyi işlemek, girişken olmak ve kendi kendilerini gerçekleştirmek ile ilgili ihtiyaçlarını ön plana koymak konusunda daha çok zorlanmaktadır. Ayrıca kadınlar pasif çatışmalara girmeye, duygulara odaklanmaya ve negatif deneyimlere takılıp kalmaya daha eğilimlidirler (Zahn-Waxler, 2000).

Depresyona karşı savunmasız olmak konusunda bir fark gördüğümüz bir diğer nokta da diğer insanlar ile kurulan ilişkilerin kalitesine yüksek bir önem atama eğilimidir. Diğer insanların iyiliği konusunda sorumlu hissetmek de büyük bir risk faktörüdür. Bu şeylerin ikisi de kadınlarda daha sık görülmektedir (Leadbetter, Blatt, & Quinlan, 1995).

Koltukta yatmış ağlayan bir kadın.

Erkeklerdeki depresyon semptomları genellikle o kadar yoğun değildir, bunun sebebi sosyalleşme ve sosyal anlamda uyarılmış yaşam tarzlarındaki farklılıklardır. Bu psikososyal farklar temelde erkeklerin duygusal rahatsızlıklarını kadınlardan farklı bir şekilde deneyimlediği, bunlarla farklı şekillerde yüzleşip bunları farklı ifade ettiği anlamına gelir.

Gülen ve konuşmayı seven kadın her gece uykuya dalana kadar ağlayan kadın ile aynı kadın olabilir.

Bu şeyler erkeklerde daha nadir görüldükleri için erkeklerin negatif hayat deneyimleri ve bu deneyimlerin sebep olabileceği disfori hissi erkekler üzerinde aynı yoğun etkiye sahip değildir. Diğer bir deyişle, burada bahsettiğimiz şeylerin depresyon ve depresyon ile ilgili bozukluklar söz konusu olduğunda semptomlar açısından bir büyüteç görevi görmesi son derece olasıdır.

  • Goodman, LA, Koss, MP, Fitzgerald, LF, Russo, NF, y Keita, GP (1993). Violencia masculina contra la mujer: investigación actual y orientaciones futuras. Psicólogo estadounidense , 48 (10), 1054.
  • Leadbeater, B. J., Blatt, S. J., & Quinlan, D. M. (1995). Gender-linked vulnerabilities to depressive symptoms, stress, and problem behaviors in adolescents. Journal of Research on Adolescence5(1), 1-29.
  • Targosz, S., Bebbington, P., Lewis, G., Brugha, T., Jenkins, R., Farrell, M., & Meltzer, H. (2003). Lone mothers, social exclusion and depression. Psychological medicine33(4), 715-722.
  • Zahn – Waxler, C., Klimes – Dougan, B. y Slattery, MJ (2000). La internalización de los problemas de la niñez y la adolescencia: perspectivas, dificultades y progreso en la comprensión del desarrollo de la ansiedad y la depresión. Desarrollo y psicopatología , 12 (3), 443-466.