Orantısız Karşılıklılık: İnsan İlişkilerinde Bir Engel

· Şubat 9, 2019

Denge, ilişkilerimizin çoğunun temelini oluşturur. Öte yandan, hepimiz bütünsel bir denge sağlamanın imkansız olduğunu da biliriz. İnsanların verdikleri ve aldıkları arasında mükemmel bir denge yakalamak asla mümkün değildir. Karar verme vaktimiz geldiğinde, genellikle en fazla alan kişi bunu hak eden ya da en çok ihtiyacı olan kişi olur. Fakat, bir ilişkide bariz bir orantısız karşılıklılık olduğunda, bu genellikle ilişkinin bozulmasına yol açar.

Hepimiz her şeyi başkalarına veren, sahip oldukları her şeyi paylaşan bir ya da birden çok insan tanıyoruzdur. Bazen, onlara aynı şekilde karşılık vermek zor olabilir. Ayrıca, her bir kişinin ilişkiye ne getirdiği konusunda bütünsel bir denge kurmanın imkansızlığı da ortadadır. Hatta bütünsel bir denge pek de istenmez bile. Bu, ilişkiyi kendiliğinden gerçekleşen bir şey yerine hesaplama meselesine döndürür.

Diğer bir yandan, “verme” kavramı oldukça geniş bir kavramdır. Bu kavram, karşıdaki kişiye maddi veya manevi bir şey vermek anlamına gelir. Bunlar arasında sevgi, zaman, dinleme gibi şeyleri sayabiliriz. Eğer bu, bir ilişkide ya da arkadaşlıkta orantısız karşılıklılık kavramına tekabül ediyorsa, olay genellikle bir tarafın alırken oldukça rahat hissetmesi ve vermek için hiçbir çaba sarf etmemesi ile sonuçlanır. Bu tutum ilişkiye zarar verebilir.

“Adaletsizliğe izin vermek takip eden herkes için yolu açmak demektir.”

– Willy Brandt

orantısız karşılıklılık

Orantısız Karşılıklılık Kavramının Sebepleri

Bazen ilişkilerde neden orantısız karşılıklılık kavramının oluşmasına izin verildiğini kendimize sormamız gerekir. Bu fenomenin en yaygın nedeni iki tip durumun sonucudur. Her iki durumda da, ilişkideki bir kişinin diğerine göre daha fazla kapasiteye ya da daha büyük bir göreve sahip olduğu fikri yatar.

İlk durum, bir tarafın özel olarak güçlü bir tarafı olduğunda ortaya çıkar. Örneğin, belki daha iyi problem çözme yetenekleri vardır ya da diğer insandan daha kültürlü ve bilgilidir. Ya da  belki de basitçe duygusal olarak çevrelerindekilerden daha güçlüdürler. Arkadaşlık ilişkisindeki diğer taraf, katkılarından dolayı herhangi bir geri dönüş sağlamadan, bu güçlü tarafın sorunları çözmesini ya da bazı durumlarda yardımcı olmasını ister.

Bu tür durumlar bazen hükümette de görülür. Evet, refahtan bahsediyoruz. Bu, bir çeşit hassasiyeti olan tarafın diğerinin ona verdiğini karşılamak zorunda olmadığı fikrine dayanmaktadır. Bazı durumlar bu orantısız karşılıklılık kavramını meşru kılsa da, bu sadece çok özel durumlar için geçerlidir ve genellikle sadece geçici olarak uygulanır.

En Korunmasız İnsan Vermeye Zorlandığında

Orantısız karşılıklılık kavramının meydana geldiği ikinci durum, önceki durumun tam karşıtıdır. Bu, taraflardan biri onurundan vazgeçtiğinde olur. Çok az şey karşılığında ellerindeki her şeyi vermeleri gerektiğini düşünürler çünkü öyle ya da böyle kendi ihtiyaçları karşılarındakinin ihtiyaçlarından daha önemsizdir.

Köleleştirilmiş insanların tarih boyunca başına gelen budur. İnsanlar, sırf ten renkleri farklı olduğundan ya da belirli bir kültüre ait olduklarından dolayı, bazı insanların  bir takım haklara sahip olmadığını düşünmektedir. Bu gibi durumlarda, bu zulme maruz kalan kişi, karşılığında bir şey beklemeden, elindeki her şeyi vermelidir.

Bu özellikle aile ilişkilerinde ve romantik ilişkilerde olmak üzere birçok ilişkide de yaşanır. En kırılgan ya da savunmasız tarafın diğer taraf ya da diğer insanlardan daha fazla yükümlülüğü olduğuna dair bir düşünce vardır. Örneğin, mesleki bir eğitim almamış kişi, eğitimli kişilere hizmet etmelidir ya da en güvensiz kişi kabul edilebilmek için başkalarına boyun eğmelidir.

kafede anlaşamayan çift

Orantısız Karşılıklılık Kavramının Etkileri

İnsan ilişkilerinde daima bir orantısız karşılıklılık olsa da, bu orantısızlık esasında iki taraf için de oldukça zararlı etkilere sebep olur. Sonunda sebep olduğu şey, haksız ve sağlıksız durumlar yaratmaktır. Haksızlıktır çünkü bir taraf diğerinin eşyası konumuna düşer. Sağlıksızdır çünkü karşılıklılık eksikliği şiddeti besleyen bir şiddet türüdür.

Her koşulda, karşısındakinden bir şey almaksızın vermek mecburiyetinde kalan kişinin istismar edildiği ortadadır. İlişki bir süre görece istikrarlı ilerleyebilir, ancak eninde sonunda gün geçtikçe artan bir memnuniyetsizlik doğacaktır. Bu genellikle bu yanlış dengeyi yıkarak sona erer.

kafanın içinde kukla ipi tutan el

İlişkideki baskın taraf için, her halükarda, orantısız karşılıklılık pek de fazla katkıda bulunmaz. Güç onlardadır ve diğer insana güvenebilirler, ama bu aynı zamanda işlerini azaltır ve bazen kendilerini işe yaramaz hissetmelerine sebep olur. Onları ihtiyaç duyan kişi durumuna sokar. Diğer insana bel bağlattırır. Kölesi olmadan efendi nedir ki?  Artık zayıf bir partnerleri olmadığında baskın tarafın nesi kalır ki?