İşleri Kolaylaştırmak ya da Öz Saygıyı Azaltmak

· Ekim 9, 2018

Bugünün dünyasında yaygın şekilde işleri kolaylaştırma kültürü oluşturmak için birçok bariyeri geçmekteyiz. İnsanoğlu, bazı amaçlarına ulaşmak için her zaman bazı işleri kolaylaştırmaya ihtiyaç duymuştur ve duyacaktır. Örneğin, tekerlek, büyük ağırlıkları bir yerden bir yere taşımayı mümkün hale getirmiştir. İnsanlık tarihinin önemli bir kısmı süreçler oluşturmak için mücadele etmekle geçmiştir. Bunun kötü tarafı ise, bunun sonucunda kestirme yolları tercih eden bir sürü insan ortaya çıkmıştır.

Önce sanayi devrimi daha sonra da bilgisayar çağı geldi. Bu iki dönem de bir şeyleri insanlar için kolaylaştırmaya büyük katkıda bulundu. Başka bir deyişle, bunlar sayesinde eskiden daha fazla enerji ve zaman gerektiren günlük aktivitelere harcanan efor azalmıştır. Örneğin, bilgi sahibi olmak. Kulaktan kulağa aktarılan bilginin yerini haber ajansları ve İnternetteki gerçek zamanlı bilgiler aldı.

“Mevcut düzene uymak, karamsarlığın modern formudur.”

– Antonio Escohotado

Bunların gerçekten hayatı kolaylaştırıp kolaylaştırmadığını da düşünmek gerekir. Belki şimdi bir şeylerin daha hızlı olduğu ve daha az fiziksel enerji vermek gerektiği doğru. Ama varolmak daha karmaşık hale gelmiş ve bunun sonucunda psikolojik hastalıklar da giderek yaygınlaşmaya başlamıştır. Aynı zamanda, işleri kolay hale getirmek, bu karmaşıklıkla da başa çıkmak için bir araç haline gelmiştir.

İşleri kolaylaştırmanın rahatlığı

Sanayileşme ve bilgi teknolojilerinin amacı aslında tam olarak insanların hayatını kolaylaştırmak değildi. Asıl amaç, üretimi daha hızlı ve kolay hale getirmekti. Tabi ki günlük hayattaki birçok işi kolaylaştırıyorlar ama aslında baştaki plan bu değildi. Bu gelişmelerin çoğu refahtan çok para ile ilgiliydi.

motorsiklet parkı

Bu böyle olsa da, bu her şeyin kolayca çalışması prensipi bilinçaltımıza farklı şekillerde sızmaktadır. Bunun en kötü tarafı ise kolaylık ve hızın istenen özellikler olduğunu düşünmemizi sağlamasıdır. Aynı şekilde, karmaşıklığı ve yavaşlığı da kusur olarak görürüz. Bu şekilde düşünmek, bir şeyleri kolaylaştırma ihtiyacımızdan ileri gelir.

En pozitif ve faydalı bakış açısıyla bilim ve teknoloji bizi mekanik işlerden ve kaba kuvvet gerektiren işlerden kurtardı. Çamaşırların hızlı yıkanması ya da ağır objelerin hızlı şekilde taşınması gibi işleri daha hızlı hale getirerek, zamanımızı kendimize ve bizi daha tatmin edecek değerli işlere ayırabiliriz. Ama bu doğru değildir ya da sadece kısmen veya birtakım insanlar için geçerlidir. Asıl yaygınlaşan ise efor göstermekten kaçınma tavrıdır.

Bizim için hayatı kolaylaştıran daha fazla teknolojiye sahibiz ama aynı zamanda, geçen zamanın boşluğunda gitgide daha da kaybolmuş hissediyoruz. Buna ek olarak, geçmişte insanlar çok uzun saatler çalışıyordu ve bugün yine aynı miktarda hatta belki de daha fazla çalışmakta.

Kolaylık ve öz saygı

Yanlış bir algı oluşturulmuştur o da problemleri ortadan kaldırmak gerektiğidir. Problemlerle ilgili pozitif hiçbir şey olmadığı fikri yaygınlaşmıştır. Ve en kötüsü, birçok insan zorluklar ve engellerin olmadığı bir dünyayı hayal etmektedir.

Bu insanlar, problemleri yok olduğu zaman bile huzursuzluklarının geçmediğini görünceye kadar buna inanırlar. Buradaki asıl paradoks hiç bu kadar problemimiz olduğunu daha önce hissetmemiş olmamızdır. Neredeyse her şey bir zorluk haline dönüşmüştür. Çok yemek ya da az yemek. Bir iş sahibi olmak ya da çalışmamak. Bir ilişki kurmak ya da kurmamak ve daha niceleri.

birbirine zincirlenmiş kadınlar

Psikolojik açıdan ise, kolaylığın iki tarafı vardır. Bir tarafta çözülemeyen problemler için savunmacı bir cevaptır. Diğer taraftan da insanın bir bağlılık, efor ya da sorumluluk gerektirmeyen bir konumda olmak istediği çocukça bir tavır olabilir.

Bu durumda itiraf edilemeyen bir şey ise, zorluklarla gerçekliğin birlikte geldiğidir. Ama anlaşılmayan bir şey de, bir insanın ve insanlığın arama, sorgulama ve gelişmesini sağlayan asıl şey de bu zorlukların varlığıdır. Ateşin bulunmasının başlangıcı bile bir sorunu çözme çabasından kaynaklandı. Bunu çözerek, insanoğlunun gelişiminde çok önemli ve temel bir adımı atmış oldular.

Genel olarak, işleri kolaylaştırmak, sorun çıkarmak ve sorunları artırmaktan başka bir şey yapmaz. Ayrıca, sizi bir şeyleri deneme, kendinizi ölçme ve böylece kendi yetenekleriniz sayesinde öz güveninizi artırma becerisinden mahrum bırakır.

Ayrıca bu durum sizi hayatın bolluklarının tadını çıkarmaktan da alıkoyar – kim olduğunuzla, nelere sahip olduğunuz ve neleri yapabilecek yeteneklere sahip olduğunuzla ilgili öz saygı sahibi olmanız gibi. Tabi ki hayatta dünyadaki açlık gibi çözülemeyecek sorunlar da vardır. Ama çözülebilecek de pek çok şey vardır. Burada eksik olan şey öz güvendir. Ya da kişinin kendine duyduğu sevgi. Ya da ikisi de.