Hayatta Anlam Bulmak Huzur ve Sabır İster

Eylül 9, 2018

Hayatta her zaman aşık olarak ya da bir tutkuyu izleyerek anlam bulamazsınız… bunlar geldiği gibi bazen de gider. Etrafınızdaki gerçek hazinelere değer vermenizi sağlayan asıl şey ise sakin bir kalp ve iç huzurdur.

Birçok filozof ve bazı uzman psikologlar (özellikle de logoterapistler), kültürünüze çok dalmışsanız hayattaki amacınızı bulmanın zorlaştığını söylerler. Çok fazla yerden aynı anda o kadar çok uyarıcıya maruz kalıyorsunuz ki, hepsini filtrelemek gerçekten zor oluyor. Ve bu durumda kendinizin sesini duymak da giderek zorlaşıyor.

“Hayatın anlamı yaşamaktır ve yaşamak, farkında olmak demektir, neşeyle, sarhoşlukla, sakinlikle, yücelikle farkında olmak.”

– Henry Miller

Adam Stelztner, Curiosity isimli aracı tasarlayan ve başarıyla Mars’a inmesini sağlayan NASA bilim adamıdır. Hayatını böyle bir projeye adayacağını küçükken milyon yıl düşünse hiç aklına gelmeyeceğini söylüyor. Aslında o, bir rock şarkıcısı olmak istiyordu. Kendi grubu vardı, konserlerde çalarlardı ve çoğu arkadaşı gibi üniversiteye gitmek bile istemiyordu.

Ama tüm bunlar bir gece değişti. Bir gün gruplarıyla çalışmalarından dönerken gökyüzünün çok açık olduğu dikkatini çekti. Sessizlik ve huzur. İşte o zaman yukarı baktı ve yıldızlar onu adeta hipnotize etti. Daha doğrusu, bu Orion Takımyıldızıydı. Orada yarım saatten fazla büyülenmiş bir şekilde kaldı. İşte orada, ses, müzik ve gürültüye alışkın bir adam aniden hayatın anlamını sessizlikte bulmuştu.

Birkaç ay sonra fizik mühendisi olmak için üniversiteye yazıldı. Onun macerası daha yeni başlıyordu…

uzay boşluğu

Sakin görmek, düşünmek ve sakin konuşmak: Nietzsche’nin hayatta anlam bulmak için teorisi

Zaman zaman rüzgara kapılmış ve savrulan bir yaprak gibi hissetmek normaldir. Etrafınızdaki şeylerin tadını çıkarmak için neredeyse hiç zamanınız yoktur. Esen rüzgarın bir anlığına sizi kaldırıp etrafınızdaki şeyleri daha iyi bir açıyla görmenizi sağlamasına bir türlü izin vermezsiniz. Bunlar sizi korkutan ya da heyecanlandıran şeyler olabileceği gibi önemi olmayan şeyler de olabilir.

Kültürümüz ve eğitimimiz bizi hapseden şeylere doğru iter: alışkanlıklarımız. Hatta bazılarımız anlık tatminler ve kısa süreli zevklerin bağımlısı olmuş bile olabiliriz. Her şeyi aynı anda isteriz ama yine de boş hissederiz. Benzersiz ve özel olmak isteriz ama aynı zamanda bizi biz yapan özelliklerimizi de sileriz.

Böyle düşüncesiz ve tatminsiz şekilde yaşarken hayatta anlam bulmak kolay değildir. Bu yüzden Friedrich Nietzsche’nin bu konuda söylediklerine bakmak isteriz: hayattaki amacı bulmak için sakince görebiliyor, düşünebiliyor ve konuşabiliyor olmak gerekir.

nietzsche

Putların Alacakaranlığı kitabında, Nietzsche, her eğitimcinin şu hedefe sahip olması gerektiğini söylemiştir: “aristokratik kültür” denilen şeyin temellerini kurmak. Ama onun kastettiği üst sınıflar değildir. O, genç kuşağa daha saf ve net bir düşünme şekli kazandırmak istemiştir. Herkesin kendi hayatını gerçek bir sanat eseri gibi yaşayabileceğini söylemiştir.

Nietzche ve aristokratik kültür

Nietzsche, eğitimcilerin üzerine odaklanması gereken üç çok spesifik bakış önermektedir:

  • Çevrenizdeki şeyleri acele etmeden ve kendinizi kaptırmadan görmek. En azından bakmadan önce bir durmak.
  • Aynı şekilde konuşmak ve yazmak. Eğer gözleriniz bir şeylere sakince bakmaya alışırsa bunu yazınızda ve konuşma tarzınızda da hissedersiniz: sakince ve içten.
  • Sadece içgüdü ile hareket etmemek. Bunu yapmak için dengeli ve -her şeyden önemlisi- dikkatli bir şekilde düşünmelisiniz.

Bu becerileri varlığına katabilen ve sakin ve sabırlı bir şekilde görmeyi, düşünmeyi ve konuşmayı öğrenen herkes hayatta er ya da geç anlam bulacaktır. Bu insanı tanımlayan ve karakterinin en iyi haline getiren şeydir.

bulutlara bakan adam

Hayatta anlam bulmak için diyar diyar gezmenize gerek yok

Hayatın anlamını bulmak için Tibet’e yolculuk etmenize gerek yok. Sırtınızda bir çanta ile tüm dünyayı dolaşmanıza da. Evet bunlar size kesinlikle çok fazla deneyim kazandırır ama muhtemelen ihtiyacınız olan cevapları bu şekilde bulamayacaksınız.

12.yy’da bir Japon şairi olan Hakuin, gerçeğin nerede yattığını bilmiyorsanız onu en uzakta arama ihtimalinizin çok büyük olduğunu söyler. Ama gerçek şu ki, tüm endişelerinizin cevaplarını kendi içinizde bulabilirsiniz.

İşte bu yüzden, hayatın anlamını bulmak için diyar diyar gezmenize gerek yok. Sadece kendinizi yansıtabileceğiniz mental bir alan bulmalısınız. Peki ya nasıl? Aşağıdaki öneriler işinize yarayabilir.

Yansıtma

  • Yavaşlayın.
  • Hayatta nelerin sizin için öncelik olduğuna ve nelerin olmadığına dair bir liste yapın. Ya da sizi harekete geçiren veya iyi hissetmenizi sağlayan şeylerin bir listesini de yapabilirsiniz. Hayatınızdaki boşluklardan kurtulun.
  • Kendinize daha fazla zaman harcayın. Gün içinde sakin ve sessiz durabileceğiniz anlar bulmaya çalışın.
  • Bir şeylerin sizi büyülemesine izin verin. Geceleri yıldızları seyreden insanlardan biri olun. Yaşadığınız şehirde olan alışılmadık şeylere dikkat edin ve günlük hayatın gizli büyüsünü görmeye çalışın.
  • Size neşe veren, kendinizi iyi hissettiren ve merakınızı cezbeden şeylerin farkında olun. Çünkü işte o zaman hayata anlam katan ve sizi tanımlayan şeyleri bulabilirsiniz.
kalp şeklinde yeşillik

Son olarak, hayattaki amaçlarımızın da bizle birlikte zamanla değiştiğinizi söylemek isteriz. Bu gayet normaldir ve muhtemelen böyle olması iyidir, çünkü bu sizin de gelişim halinde olduğunuzu gösterir. Yani yeni yerlere ulaşarak, yeni şeyler keşfederek yeni umutlar ve hayaller yaratarak büyüdüğünüz anlamına gelir.

Günün sonunda hayat, her zaman gelişim halinde olmak demektir. Ve eğer iç sesinizi hak ettiği şekilde sakince dinlemeyi biliyorsanız her zaman ihtiyacınız olan cevapları bulacaksınız.