Hiçbir Şey Beklemezseniz, Kaybedecek Hiçbir Şeyiniz Yoktur

Ekim 18, 2019
Eğer hiçbir şey beklemezseniz; kendinizi beklentilerin ağırlığının altında olmadığınız, özgür olduğunuz bir dünyaya açarsınız. Ama, hiçbir içinizde hiçbir beklenti olmadan yaşamak gerçekten mümkün mü? Olmasını umut ettiğiniz şey olmazsa kötü hissetmemeyi nasıl başarabilirsiniz? Hiçbir şey beklemezseniz, kaybedecek hiçbir şeyiniz olmaz.

Genelde, insanlar olayların kendi istedikleri şekilde gideceğini umarlar. Diğer bir deyişle, biz insanlar bir şeylerin nasıl olması gerektiği ve etrafımızdaki insanların nasıl davranması gerektiği hakkında beklenti oluştururuz. Ancak her şeyi beklerseniz ve sonuçta elinizde hiçbir şey ile kalakalırsanız bu moral bozucu veya kahredici olabilir.

Örneğin, sizi rahatsız eden bir şey olduğunda büyük ihtimalle insanların belli bir şekilde davranacağını umuyorsunuz. Veya dağ yürüyüşüne çıkmayı planladığınız bir günde yağmur yağmamasını umut ediyorsunuz. Ama, dürüst olun: insanlar sizi ne sıklıkta hayal kırıklığına uğrattı?

Bu durumda, bu tip şeylerin sizi incitmesinden kaçınmanın yolu nedir? Cevap hiçbir şey beklememek, çünkü bu şekilde, kaybedecek hiçbir şeyiniz olmayacak.

Bu en başta kulağa biraz depresif gelebilir. Başka bir deyişle, beklenti yaratmamak sağlığınızın iyiliği için güçlü bir araç olabilir. Hiçbir şey beklememenin koltuğa oturup hayatın yanınızdan geçmesine izin vermek demek olduğunu düşünme tuzağına düşmek kolaydır. Ama aslında tam tersine, bu pratik bundan çok daha dinamik ve aktiftir.

Aslında, bunun gerçek anlamı boş beklenti veya yanlış inançlar oluşturmamak için zihinsel bir efor göstermektir. Peki, bu tam olarak neden önemli? Çünkü, eğer hiçbir şey beklemezseniz, bu hayal kırıklığına uğrama riskini almayacağınız anlamına gelir. Hadi bunun ne demek olduğuna daha yakından bakalım!

Dışarıda yağmur yağarken cama koyulmuş bir el fotoğrafı.

Hiçbir şey beklemeyin, her şeye sahip olabilirsiniz

Biri nasıl sıfır beklenti sahibi olabilir? Bu gerçekten mümkün mü? Hemen hemen herkes, olayların kendi istedikleri gibi gerçekleşmesi gerektiği fikrine takılıp kalır.

Anahtar ifade tam da bu: bir fikre takılıp kalmak. Bunu yaptığınızda, o şey gerçekleşmezse canınızın acıma ihtimalini arttırırsınız. Peki, o zaman ne yapmalısınız?

Cevap, kendinizi bir spesifik sonuca bağlı olduğunuz fikrinden uzaklaştırmaktır. Örneğin, eğer birinin sizin için bir şey yapmasını umut ediyorsanız ve o kişi bunu yapmazsa, bu sizi üzer. Bunun yerine; eğer bunun olma ihtimali de, olmama ihtimali de olduğuna açıksanız; iki mümkün sonucu birden akılda tutarak kendinizi korumuş olursunuz.

Budizm der ki; insanlar olarak hepimiz mutluluğu bulmaya çalışırız, ancak çoğumuz yanlış yoldan gideriz. Eğer bir durumun belli bir şekilde sonuçlanmasını veya bir insanın belli bir şeyi yapmasını beklemezseniz, o zaman her şeye sahip olursunuz. Diğer bir deyişle: bütün olası sonuçlara açık olursunuz.

Eğer bir arkadaşınız beklentilerinizi gerçekleştirirse, bu sizi sevindirir. Eğer gerçekleştirmezlerse, bu büyük bir sorun olmayacaktır çünkü siz çoktan o ihtimal ile ilgili plan yapmış olacaksınız. Bu şeyleri çok ciddiye almamak da önemlidir, çünkü hepimiz hata yaparız; ve büyük ihtimalle daha önce sizin de başkalarının beklentilerini karşılayamadığınız zamanlar olmuştur.

Kendinizi özgür bırakın

Psikolojik katılığınızı bir kenara bırakıp kendinizi bu acıdan kurtarın. Hayat, kaderiniz, ya da adına ne demek isterseniz; her zaman sizin istediğiniz gibi gitmeyecek.

Çok fazla insan, “benim işlerim hep yanlış gider,” ve “sürekli hayal kırıklığına uğratılıp duruyorum.” gibi şeyler söylerler. Düşünün: kaç defa birinden bir şey beklediniz, ve işler beklediğiniz gibi gitmedi? Büyük ihtimalle, hayatınızın her günününde olayların istedikleri gibi gitmediğini söyleyen insanların şikayetlerini duyuyorsunuz.

Dolayısıyla hedef; “bu şeylerin hiçbirinin olması gerektiği gibi gitmemesi”nin aslında olması gerektiği gibi giden, sadece sizin istediğiniz şekilde gitmeyen bir şey olduğunu kabul etmektir. Bu iki şeyin arasındaki uçurum sizi acıya sürükleyen asıl etmendir.

“Dünyadaki bütün acılar mutlu olmayı dileyişimizden dolayı ortaya çıkar. Dünyadaki bütün mutluluklar diğerlerinin mutlu olmasını dileyişimizden dolayı ortaya çıkar.”

– Shantideva

Bir karahindiba çiçeğini üfleyen birinin fotoğrafı.

Diğer insanlardan dolayı oluşan bazı hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz, ancak o kadar acı verici olmayacaklardır. Hatta, bu hayal kırıklıklarından bir şeyler çıkarabilirsiniz bile. Mesela; diğer insanları, onlara kendi isteklerinizi yansıtmadan kabul etmeyi öğrenebilirsiniz. Ayrıca, eğer size karşı tutumlarının gerçekten incitici olduğunu hissediyorsanız, belki de onların gitmelerine izin vermek daha iyi olabilir.

Her şey mümkün

“Bir şeyin beklediğiniz gibi gitmemesi ihtimali, tam olarak beklediğiniz gibi gitmesi ihtimalinden çok daha yüksektir.”

– Lama Rinchen

Bu alıntı size, etrafınızda olan şeyleri kontrol etmek açısından aslında ne kadar az güce sahip olduğunuzu düşünmek için bir şans verebilir.

Rinchen, herhangi bir şeyin mümkün olması fikrinden bahsediyor, ve asıl fikir sizin bu fikri kendi hayatınızda kabul edebilmeniz. Eğer her şey mümkünse, olayların sizin beklediğiniz gibi olmamasına daha hazırlıklı olursunuz.

“Hepimiz, kendimizi içinde bulduğumuz durumları aşmaya çalışıyoruz: kendi zihinsel sıkıntılarımızın kurbanı, kendi iç huzurumuzun ve dinginliğimizin düşmanıyız. Bu sıkıntılar—bağlılık, nefret, gurur, hırs ve benzeri gibi—mutsuz olmamıza ve acı çekmemize sebep olan şekillerde davranmamıza sebep olan zihinsel durumlardır…”

– Dalai Lama

Hiçbir beklenti sahibi olmadığınızda herhangi bir şeyi mümkün kılarsınız, çünkü olabilecek herhangi bir şeye açık olursunuz. İstediğiniz gibi olmama riski olduğunu bildiğiniz sürece, bir fikir veya geleceğe dair bir umut üzerine düşünmek kendinizi daha enerjik hale getirmek için iyi bir yoldur.

Beklentiler yüzünden acı çekmeyi bırakmanın en iyi yollarından biri zihninizin dinlenmesine izin vermektir.

“Biz insanlar gerçekten dinlenmek ve rahatlamaya dair bilgeliğimizi kaybettik. Çok fazla endişeleniyoruz. Vücutlarımızın iyileşmesine izin vermiyor, zihinlerimizin ve kalplerimizin iyileşmesine izin vermiyoruz.”

Thich Nhat Hanh