Gülümseyen Kişi, Öfkelenen Kişiden Daima Daha Güçlüdür

10 Ağustos, 2017

Neye ilgi gösterirseniz onunla yaşarsınız derler. Bu yüzden, yer çekimine karşı koymaya çalışmak yerine bizi dengeden çıkaran şeyin ne olduğunu anlamaya çalışarak yaşamamız daha mantıklıdır. Bizi en çok uzaklaştıran şey, tartışmalardır ve bu tartışmalardan önde çıkmanın en iyi yolu, gülümseyen birinin sakinliğiyle hareket etmektir. Öfkelenmek ya da fevri davranmak faydasızdır.

Bir durum sizi aştığında ve “nereden başlayacağınızı” bilmiyorsanız, biraz iyimserlik ve sabırla zarar görmeden bu bu sorunu aşabilirsiniz. Olumsuzluğu seçerseniz, gereksiz bir duygusal dengesizlik yaşayabilir ve dolayısıyla, daha çok stres, endişe ve öfkeye yol verebilirsiniz.

Bir şeyi başarmak istiyorsanız, sakince gülümseyin 

Bazen bir tartışmaya kapılır gideriz, sinirlerimiz bozulur . Çoğu zaman, tartıştığımız kişi ailemizden biri ya da bir arkadaştır. Bu da gerginliği iyice artırır çünkü kötü idare edilmiş bir anlaşmazlık asla istemediğimiz sonuçlara yol açabilir.

Bu ve benzeri durumlarla karşılaştığımızda iki ihtimal vardır: durumun kontrolünü yitiririz ya da mümkün olduğunca mantıklı davranmaya çalışırız. İkisinden birini seçmek, fevriliğimizi kontrol etme ve başımızı dik tutabilme gücümüze bağlıdır. Bu bakımdan, bizi “sakin sulara” götürecek açık bir zihinden faydalanmak daha sağlıklıdır.

“İstediğiniz şeyi gülümseyerek almak, kılıçla elde etmekten kolaydır.”

– William Shakespeare


Mesele, bir kişinin kazanıp diğerinin kaybetmesiyle ilgili değildir. Ama daha sakin davranan kişinin aldığı ders, gelecek için çok daha zenginleştirici olacaktır: barışçıl diyalog doğru zamanlı bir tebessüm ve kışkırtmaya karşılık rahat bir davranışla cevap vermek, karşılaştığımız benzer durumlarda faydalı olacaktır. İşte bu yüzden, “Bir şey başarmak istediğinizde, sakince gülümseyin” diyoruz.

Öfkelenmek, bir çıkmaz sokaktır 

Öfke, çıkmaz durumlara yol açar. Öfkelenmek, bizi dinlemekten ve dinlenmekten alıkoyar ve başkalarını anlamamıza ve anlaşılmamıza engel olur.

Dolayısıyla, konuşmanın tonu birden değiştiğinde kavgalar ortaya çıkar. Ardından sesimizi yükseltiriz ve kendi egomuzun ötesini göremeyiz. Müdahil taraflardan hiç biri, haksız olabileceği ihtimalini düşünmek istemez. Kendi fikirlerini iletmek yerine empoze mi ediyor, gerçeklikle uyuşmayan yorumları çantada keklik mi görüyor diye sormaz kendine.

“Öfkeye tutunmak, başka birine fırlatmak niyetiyle kızgın bir kömür parçasını kavramak gibidir. Eli yanan siz olursunuz.”

– Buddha

Öfke, kızgın kişinin aklını örter ve haksız olmasının imkansız olduğuna inanmasına neden olur. Kavgadan galip çıkmanın ona hiçbir şey kazandırmayacağının farkında olmayabilir çünkü diğer kişinin ne düşündüğünü bilmiyordur ya da yanlış şeylere inanıyor olabilir.

Güç bir durumu sakinlikle ele almak 

Diğer yandan, güçlükler karşısında gülümseyen kişi, öfkelenen kişiye göre daha güçlü olacaktır. Öfkenin yol açtığı kibirli tavrın en büyük düşmanlarının düşünme ve analiz olduğunu bilir.

Ayrıca sorunları için çözümler arayarak ve farklı ilişkilerin getirdiği hoşgörüye açılarak tecrübe kazanacaktır. Karşınızdakini dinlemeyi öğrenmek ve sizin gibi düşünmeyenlere saygı göstermek, hepimizin hata yapacağını unutmamak önemlidir: bazen sözlerimizle, bazen eylemlerimizle bunu yaparız.

Klişe gelebilir ama narin zamanlarda sinirimizi kontrol etmek, kaçınması güç öfke anlarını iletebilmemize yardımcı olur. Mesele, başkalarıyla olan sorunlarımızı yokmuş gibi davranmak değil, onları etkili bir biçimde yönetebilmeyi öğrenmektir.

“Büyük stres ve güçlükler yaşadığımız dönemlerde, kendinizi bir şeylerle meşgul etmek ve pozitif bir şeye enerjinizi ayırmak her zaman güzeldir.”

– Lee Iacocca