Güçlü Olun ve Asla Vazgeçmeyin

28 Ocak, 2018

O nadir bulunur, inatçı, eski moda insanlardan olun ve asla vazgeçmeyin. Vücudunuz acısa da, yaralarınız sizi yıpratsa, beyin hiçbir zaman vazgeçmez. Hayallerinize hayır demenize izin vermez. Çünkü izin verseydi, sadece bir eylem bile sizi hayallerinizden farklı bir yöne sürükleyebilirdi.

Kimi zaman duvarlarla ve çitlerle örülü toplumdan öğrendiğimiz tembelliğin ve yenilgiyi kabullenmenin tersi olan azme sahip olmak önemlidir. Sören Kierkegaard, yazılarında, çevreniz sizi çaresizliğe sürüklediğinde, bunun tek ilacının azmi de beraberinde getiren umut olduğunu ortaya koymuştur.

Ben hayatta neyi isteyip neyi istemediğini ayırt edebilen insanlardan biriyim. Hiçbir zaman vazgeçmem ve hiçbir şeyin gökten önüme düşmeyeceğini bilirim. Bazen, herkes sizi terk etse bile, elinizdeki tek seçenek ilerlemeye devam etmektir.

Bugünlerde, yaşadığımız karmaşık ekonomik ve sosyal düzen nedeniyle, yenilgiyi kabullenme hissine kapılmak oldukça yaygın. İşinizi kaybetmek, bir projede başarısız olmak ya da uzun soluklu bir ilişkiyi bitirmek temellerinizi derinden sarsabilir, hatta kimliğinizi un ufak edebilir.

Bu anlaşılabilirdir. Ancak, ne derler bilirsiniz, eğer düşerseniz, hayallerinize ulaşmak içinden yeniden ayağa kalkmak zorundasınız. Çaresizlik karşısında pes etmek yerine, acıya karşı kendinizi korumak için proaktif bir tutum takınmalısınız.

Yani derin bir nefes alın ve devam edin çünkü vazgeçmeniz yasak.

zırhlı savaşçı kadın ve gül

Eylemsizlikten harekete

Duygularını benzersiz bir şekilde ifade etmeyi bilen şairler, depresyonu “kurdun ağzı,” dipsiz bir çukur,” “köpekbalığının karnı,” ve “ruhun kara gecesi,” gibi çarpıcı terimlerle tanımlıyorlar. Bu tabirlerin her biri nöroloji biliminin yıllardır üzerinde çalıştığı fikirden bahsediyor gibi görünüyor: depresif beyinde zamanın etkisi.

Her şey, sanki bir saatin akrebi ve yelkovanı durmuşçasına yavaşlar. Bir kişinin beyin kimyası onu hiçbir gelişmenin olmadığı süregelen bir melankoli durumuna hapsedebilir. Bir işi kaybettiğinizde ya da birinden ayrıldığınızda, gelecekle ilgili belirsizlik sizi ileri doğru hareket edemediğiniz duygusal bir hapishanede köşeye sıkıştırır.

Her şey durur, umut zayıflar ve depresyon davetsiz bir şekilde çıkıp gelir. Eğer şu anda böyle hissediyorsanız bir şeyi unutmayın: vazgeçmek bir seçenektir ancak harekete geçmek bir zorunluluktur.

“Stratejik Karar Kitabı Stratejik Düşünme İçin Elli Model” kitabında açıkladıkları gibidir. Bu ilginç kişisel gelişim kılavuzunda, yazarlar, karmaşık bir kişisel labirentin içinde takılıp kaldığınızda kullanabileceğiniz 50 karar verme modelini detaylı bir şekilde anlatıyor.

ağaçta asılı anahtarlar

Anahtar genellikle kendiniz olmak ve irade gücüne sahip olmaktır. Peki bu bunca duygusal acıyla yüzleşirken nasıl mümkün olabilir? Şimdiden itibaren, tüm dikkatinizi verip yeterince çaba gösterirseniz iradenizi geliştirip güçlendirebileceğinize inanın.

Vazgeçmemek için cesarete hak ettiği değeri verin. Onu ruhunuz için bir dayanak, varlığınızı besleyen bir kök yapın.

Bazen, vazgeçmek zorunda kalırsınız

Zorluklarla yüzleşmek için, adımlarınızı ileri doğru atmalı, kayıtsızlıktan kaçınmalı, umutsuzluğun ve bakış açısının beyninizi uyuşturmasını engellemelisiniz. Ancak unutmamanız gereken önemli bir detay daha var.

Özellikle de bir şeylerin sona erdiğini kabullenmeniz gerektiğinde, hayatınızın o bölümünü bir kenara koyup ilerlemekten başka seçenek kalmadığında, hatta belli şeyleri kaybetmeyi göze alıp yeniden başlamanız şart olduğunda vazgeçmeyi bilmek zorundasınız.

“Denediniz. Yanıldınız. Önemi yok. Yine deneyin. Yine yanılın. Daha iyi yanılın.”

– Samuel Beckett

Bu iki kat zordur ve hatta daha narindir. İşinizde yükselmek ya da sevdiğiniz kişiyi hayatınızda tutmak için her gün savaşabilirsiniz. Ancak, eğer ortada sevgi yoksa, savaşmanın bir anlamı yoktur. Eğer işinizde kendinizi geliştirebileceğiniz bir alan yoksa imkansızı hayal etmek anlamsızdır. Bu gerçeği kabul edip üstesinden gelmek cesaret ister.

ormanda aynaya giren oğlan

Bazı savaşlar daha başlamadan kaybedilmiştir. Bunu görebilmek, artık ilerleme imkanı olmayan bir noktaya ulaşmak da onurlu bir davranıştır. Her savaş, sizi en baştaki amacınızdan çok uzaklara savuranlar bile, size bir şey öğretir.

Unutmayın, bir şeyden ya da bir kişiden vazgeçmek hayatta kaybeden olduğunuz anlamına gelmez. Bir kayıp, kendinize karşı kazandığınız bir zafer de olabilir ve bundan daha soylu ya da daha akıllıca bir şey yoktur.