Facundo Cabral ile Mutsuzluk ve Dikkat Dağınıklığı Üzerine

· Ağustos 23, 2017

Arjantinli şarkıcı ve söz yazarı Facundo Cabral, derin düşünme yöntemini paylaşması ile biliniyordu. Hiciv, anarşizm, sosyal eleştiri ve iyimserlikle dolu sıcak mesajlar verirdi. Performanslarında, sık sık Whitman, Borges, Atahualpa Yupanqui, İsa, Rahibe Theresa ve Krishnamurti alıntıları yapardı. En çok takdir gören performansının adı “Depresyonda Değilsiniz, Dikkatiniz Dağınık.”

Arjantin’deki diktatörlük süresince sürgüne gönderildi, bu sebeple Meksika’ya yerleşti. Kariyeri boyunca yaklaşık 165 ülkede performans sergiledi. En başarılı konserleri, Cabral’ı “kendisini icat eden tartışmalı bir figür” olarak tanımlayan Alberto Cortez ile birlikte yaptıklarıdır.

“Mutluluğu aramak, sadece daha fazla mutsuz olmak için bir bahanedir.”

– Anonim

“Depresyonda değilsiniz, dikkatiniz dağınık” mesajında Cabral mutsuzluk üzerine, bize bir noktada kaygı veren bu keyifsizlik üzerine derin düşünmüştür. Mutsuzluk, çevremizdeki dünyanın zenginliğinden ve güzelliğinden zevk almamızı engellemek üzere dikkatimizi dağıtan bir körlük olarak ortaya çıkıyor.

Hayattan dikkati dağılmış

Bu sunumun bir parçası olarak, şunları söyleyerek bunla ilgili kendimizi sorgulamaya bizi davet eder: “İçinde yaşadığınız hayattan dikkatiniz dağılmış… Bir kalbiniz, beyniniz, ruhunuz ve bir canınız var, bu sebeple nasıl fakir ve mutsuz hissedebilirsiniz? Çevrenizdeki hayattan dikkatiniz dağılmış… yunuslar, ormanlar, okyanuslar, dağlar, nehirler…”

Şunu vurgular: “Dünyada 5.600.000.000 başka insan daha varken bir kişi için acı çeken kardeşinizle aynı hataya kurban gitmeyin. Yalnız başına yaşamak da o kadar kötü değildir: işler benim için iyi gidiyor; her an ne istersem onu yapabiliyorum. Ve yalnızlığım sayesinde, kendimi tanıyorum ki bu da hayat için çok önemli bir şeydir.”

Tüm bunların üstünde, şunu der: “Bu sebeple bir şeyi kaybetmiş gibi hissedersiniz, ki aslında bu imkansızdır çünkü her şey size verilmiştir. Kafanızdaki tek bir saçı bile siz yapmadınız. Bu sebeple hiçbir şeyin sahibi siz olamazsınız. Aynı zamanda hayat elinizden bir şey almaz, sizi bazı şeylerden kurtarır, sizi hafifletir ve böylece daha yüksekten uçabilirsiniz ve de böylece bütünlüğe ulaşabilirsiniz.”

Facundo Cabral’ın cömertliği

Facundo Cabral kendi tecrübesini, sarkazm, ince espri ve kendi aklını kullanarak kitlelerle paylaşmış bir adamdı. Seyirci bundan keyif alırdı ve kendi hayatlarının anlamını, özgün ve orijinal bir yolla yenilerdi.

Anlatımında, hayatın her şeyden önce bir öğrenme deneyimi olduğu açıktır. “Beşikten mezara, hayat bir okuldur. Bu yüzden problem olarak adlandırdığınız şeyler derslerdir. Ve hayat dinamiktir, yani sürekli hareket eder. Bu sebeple sadece şimdiye dikkat etmelisiniz. Zevk alınacak çok şey var ve hayatımız boyunca sahip olduğumuz bu yolculuğumuz o kadar kısa ki acılar zaman kaybıdır” dedi. 

Ölümden şu şekilde bahseder: “Siz hiç kimseyi kaybetmediniz. Ölen kişi, sadece hepimizin gideceği yere gitti. Ve bunların en güzel kısmı da şu ki sevgileri kalbinizde kalır. Ölüm yok, devam ediş var ve diğer tarafta sizi bekleyen harika insanlar var: Gandhi, Michelangelo, Whitman, Saint Augustine, Rahibe Theresa, anneanneniz ve yoksullukta sevgiye en yakın halde olunduğuna inanan annem. Yoksullukta en yakınsınız çünkü para dikkatimizi çok fazla şey ile dağıtır.”

Mutluluğu bulmanın yolu

Cabral, kuruluş ile olan anlaşmazlığını çatılardan vaaz eden bir sevgili havarisine benzerdi. O, şiddet uygulamayı hiçbir şey için bir çözüm yolu olarak düşünmeyen gerçek bir barış severdi. Kendi yaratımlarını yapan, iyi edebiyat ve iyi müzik eşliğinde, yalnız ve mutlu bir varlıktı.

Kalbinizi dinleme fikrini desteklemişti: “Mutluluğu bulamazsınız ve aslında bu çok kolaydır! Zihniniz müdahale etmeden önce yalnızca yüreğinizi dinlemelisiniz; bu, eski şeylerle, geçmiş yollarla, zehirleyen ve hapseden ön yargılarla her şeyi karmaşıklaştıran hafıza ile koşullanmıştır. Zihin bölünür, yoksullaşır; O halde zihin hayatı olduğu gibi ya da olması gerektiği gibi kabul etmez. Yalnızca sevdiğiniz şeyleri yapın ve mutlu olun.”

O, mutluluğun bir hak olduğunu ileri sürdü: “Kendinizle barışın, aynanın karşısına geçin ve gördüğünüz yaratığın Tanrı’nın eseri olmadan önceki halini düşünün. Ve şimdi mutlu olmaya karar verin, çünkü mutluluk kazanılır, sadece dışarıdan size gelen bir şey değildir. Ve mutluluk bir hak değil, bir zorunluluktur, çünkü eğer mutlu değilseniz çevrenizdeki her şeyi acı hale getirirsiniz. ”

Diğer öğretiler

Ölümcül hastalık hakkında şunları söylüyor: “Eğer kanser ya da AIDS iseniz, iki şey olabilir ve her ikisi de iyidir. Eğer o kazanırsa sizi bu sinir bozucu vücudunuzdan kurtarır: ben acıktım, üşüyorum, yoruldum, istiyorum, haklıyım, şüphelerim var. Ve eğer siz kazanırsanız, daha mütevazı, daha minnettar olacaksınız ve bu nedenle, suçluluk, sorumluluk ve kibrin muazzam ağırlığından kurtulmuş olarak daha kolay mutlu olacaksınız. Her anı derin bir biçimde, olması gerektiği gibi, yaşama hazır olun.”

İç ışık hakkında şöyle der: “Korku, bizi bilge ve cesur olan aşktan uzaklaştırır, çünkü sevginin ölçüsü ya da sonu olmadığını bilir. İçinize bakın ve o zaman bulutlar çevrenizden kaybolacak. Sessiz olun ve içinizdeki bilgeliği dinleyin.

İç ışığınız bir kez açıldıktan sonra onu hiçbir şey kapatamaz. Saflık gücünü ve esas olanı; yani ruhu simgeleyen, altın gibi mükemmel ve yorulmazdır. Bu sonsuz ve harika bir yolculuktur, çünkü sizin derin bir biçimde yaşadığınız her defasında ruhunuz sevinçle patlıyor.”

Facundo Cabral ego ve masumiyet konusunda “Egonuzdan vazgeçerseniz mucizeler meydana gelir” der. Sonra, direnç olmadan, doğal gücünüzü kurtaracaksınız. Bu şekilde, suyun üzerinde yürüyene ve kelimeleri iyileştirene kadar, sevgiyi hayata döndürebilirsiniz. Egonuz şeylere bir isim verir, ancak masum onları görür; ego onları yargılar, ancak masum onları yaşar; ego bölünür, ancak masum farklılıkları uzlaştırır; ego akla bağlıdır; ancak masum kalbe bağlıdır.”

Şimdi tüm parçalara sahipsiniz ve geriye kalan tek şey meydan okumaktır: “Artık yalnız ve sakinsiniz, kim olduğunuzu unutmayın, çünkü bu başkalarının yaratmasıdır ve siz kalbinizi dinleyin. Ne olmak istiyorsunuz? Şu an ne yapmak istiyorsunuz? Çünkü hayat şu andır.”